Kontrolden çıkan kamyon ormana uçtu: 2 yaralı

Antalyaspor’da Bülent Korkmaz’dan veda mesajı

6 PKK’lı terörist hava harekatı ile etkisiz hale getirildi

Cesedi 5 gün sonra bulunan kadının katil zanlısı komşusu çıktı

A Milli Takım hazırlıklarını sürdürdü

Selim Soydan: “Bu takım Şenol Güneş’in eseri”

Tekeri kopan araç otomobille çarpıştı: 4 yaralı

11.11.2019 saat 11.11’de ilk fidanı Cumhurbaşkanı Erdoğan toprakla buluşturdu

Bülent Arınç’ın damadından “delil yetersizliğinden beraat” kararına itiraz

Cumhurbaşkanlığı’ndan ABD ziyareti açıklaması

Bakan Kurum: "Yaklaşık 16 milyarlık yatırım yaptık”

“Türkiye gibi DEAŞ ile mücadele eden ikinci bir ülke yok”

Bakan Akar, Katar Genelkurmay Başkanı Al-Ghanim ile bir araya geldi

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Bağdadi’nin hanımını yakaladık”



İvan´ın Çocukluğu Andrei Tarkovsky

"8 kişiyiz. Hiçbiriniz 19 yaşından büyük değil. Bir saat içinde kurşuna dizileceğiz

/resimler/2019-5/17/1223144380732.jpg

"8 kişiyiz. Hiçbiriniz 19 yaşından büyük değil. Bir saat içinde kurşuna dizileceğiz. İntikamımızı alın." Askerlerin mevzilendiği kilise yıkıntısının duvarlarında bu sözler yazılıdır ve bu Ivan´ın çocukluğunun özeti şeklindedir.

Film bir yaz günü genç bir ağacın arkasındaki Ivan´ın görüntüsüyle başlar. Ivan 12 yaşında bir erkek çocuktur. Çiçeklenen bir çayır, kelebekler, bir karaca ve öten guguk kuşunun sesi ve Ivan´ın annesinin görüntüsü ile mutlu bir çocukluk resmedilir ve bu mutlu çocukluk bir kâbus olarak sona erer. Söz konusu görüntüler terk edilmiş bir değirmende uyuyakalmış olan Ivan´ın düşüdür. Ivan aceleyle gerçekliğe döner, dumanların, aydınlatma fişeklerinin altında bataklığı geçerek Dinyeper ırmağının öte tarafına doğru düşman bölgesi içinden geçer.

/resimler/2019-5/17/1223301256027.jpg

Irmak Ukrayna cephesinde Sovyet bölgesini Nazi işgalcilerden ayırmaktadır. Ivan Kızıl Ordu için casusluk yapmakta, düşman bölgesinin planlarını çıkartmaktadır. Irmağın öte tarafına vardığında Ivan´ın geldiği genç teğmen Galtsev´e bildirilir. Galtsev onun orduya çalıştığına inanmaz, ancak karargâha haber verdiğinde kendisinden Ivan´ı iyi ağırlaması istenir. Yüzbaşı Kholin Ivan´ı almak üzere yola çıkar. Bu arada uyuyakalan Ivan yeni bir düş görür. Ivan´ın annesiyle birlikte içine baktığı bir kuyu içinden resmedilir. Annesi eğer kuyunun içine yeterince bakılırsa bir yıldızın görünebileceğini söyler. Elini suyun üstünde yansıyan ışığa uzatan Ivan artık kuyunun dibindedir. Silah sesleri gelir. Ivan´ın annesi cansız kuyunun yanında yatmaktadır. Ivan´ın annesini ve kızkardeşini Naziler kurşuna dizmiştir. Babası da sınırda ölmüş bir askerdir. Ivan´ın ailesinden kimsesi yoktur. Ivan yetimhaneden kaçmış, partizanlara katılmış ve Nazilerin ölüm kampından kurtulmuştur. Şimdi de kendisini koruyup gözeten subaylar Katasonov, Kholin ve Gryaznov´dan kaçmaya çalışmaktadır. Çünkü bu askerler, Ivan´ı cephe gerisindeki askeri okula göndermek istemektedir. Bunun nedeni filmde açıkça belirtilmez. İzleyiciden sonuç çıkartması beklenir. Ivan devam etmek ister ve kaçar.

/resimler/2019-5/17/1223407975090.jpg

Yolda evinden geriye kalanları bir araya getirmeye çalışan, şaşkın, aklını yitirmiş yaşlı bir adamla karşılaşır. Düş, savaşın gerçekliği, kâbus ve hayal iç içe geçmiştir. Ivan´ın inadı galip gelir ve Gryaznov Ivan´ın orduda kalmasına ikna olur. Kholin ve Galtsev görevine devam etmesi için bir botla Ivan´ı ırmağın öte tarafına bırakırlar. Irmağın öte tarafında Naziler iki Kızıl Ordu askerini öldürüp bir ağaca asmışlardır. Ivan karanlıkta kaybolur ve bir daha kendisinden haber alınamaz.

1945. Kızıl Ordu Berlin´e girmiştir. Galtsev Gestapo karargâhındaki askerlerden biridir ve Nazi bürokrasisinin kurşuna dizilen ve idam edilen herkes için tuttuğu dosyaları gözden geçirmektedir. Sonunda bir dosyanın üzerinde Ivan´ın resmini görür. 12 yaşındaki Ivan, sahilde oyun oynayarak geçirilecek bir çocukluğu cephede geçirmiş ve darağacında sonlandırmıştır.

Tarkovski hızlı ve keskin sahne geçişleriyle savaş gerçeğinin düşle, hayalin kâbusla iç içe geçmişliğini yansıtır. Kızıl Ordu´yu Berlin´de resmeden sahnelerdeki belgesel anlatım, filmin düşsel-gerçekçi kurgusuyla iç içe geçer. Kayın ormanında geçen sahneler birlik doktor yardımcısı Masha´yla Kholin ve Galtsev arasındaki savaşla gölgelenmiş bir aşk üçgenini ima eder. Ancak bir yandan her şeyi kuşatan orman, bir yandan tehdit edici, labirent benzeri bir görüntüye sahiptir. Savaş insani olan her şeyin üzerini örtmüştür ve geriye kalan insanilikle insan dışılık arasındaki dehşettir. Düşlerin ve düşle gerçek arasındaki sahnelerin dışında, gerçeklik sürekli karanlıktır. İnsanların gölgeleri keskindir ve kendilerinden büyüktür. Savaş sessizlikle temsil edilir. Kholin´in bir sahnede söylediği gibi savaş sessizliktir ve sahne zaferi kutlayan askerlerin, yani barışın gürültüsüyle kesilir. İlk sahnede genç bir ağacın arkasında gördüğümüz Ivan, son sahnede ölü bir ağacın önünde karşımıza çıkar. Ivan çocukluğu olmayan bir çocuktur. Kendini intikama adamıştır, ancak öldürmek düşüncesiyle karşı karşıya kaldığında paniğe kapılır. Böylece Tarkovski bir yandan insanın insanüstü yanını, savaşın insanüstü kahramanlıklara yer vermediğini, bir yandansa insanın hem başkasını, hem de kendini yıkıcı yanını dile getirir. Ön plana çıkan doğanın yaratıcı, kuşatıcı yanı, insanın yıkıcı yanıyla bir araya gelir. Böylece sosyalist gerçekçiliğin mekanik insan ve doğa algısı diyalektik bir şekle dönüştürülür ve ideal kahramanların olmadığı bir savaş karşıtlığı belirginlik kazanır. Bu yanıyla film dönemdaşı olduğu başka Sovyet 2. Dünya Savaşı filmlerinden ayrılır.

/resimler/2019-5/17/1224226100889.jpg

Tarkovski´nin filmde sosyalist gerçekçilikten ayrıldığı bir diğer nokta anlatısıdır. Gerçekliği kendi "devrimci gelişimi" içinde resmetmeyi öneren sosyalist gerçekçiliğin aksine, Tarkovsky anlatısal bir belirsizlik ve nedensel bir muğlaklığı tercih eder. Bu özellikle İvan´ın neden cephe gerisine gönderilmek istendiğinin açıkça belirtilmemesinde, daha çok izleyicinin yorumlarına açık kapı bırakılmasında kendini gösterir. Bu da, her ne kadar film Tarkovski´nin Sovyet yöneticileri tarafından en olumlu olarak karşılanan filmi olsa da, İvan´ın Çocukluğu´nun politik olarak eleştirilmesini getirmiştir.

Filmde Tarkovski bir çocukluğun savaşla nasıl mahfolduğunu gösterir. Gerçeklik sürekli yabancılaştırıcı anılar ve düşlerle kesilir. Bu anılar ve düşler bir çocuğun elden kaçmış mutluluğuyla şiddeti ve savaşı karşı karşıya getirir. Savaşın korkunçluğunun gelecekteki uzantısı da filmde ön plana çıkar. Böylece çocuksuluk ve aslında gerçek olmayan bir kahramanlık arasındaki geçiş karamsar bir tabloya dönüşür.