Yıldırım Siyaset Akademisi'nin İlk Kursiyerlerine Sertifikaları Verildi

Yıldırım Belediyesi, sosyal medya platformları üzerinden gerçekleştirilen Siyaset Akademisi-Uluslararası İlişkiler Okulu, ilk mezunlarını verdi

Kardeş Belediye'den Yıldırım'a Ziyaret

Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, kardeş şehri olan Bulgaristan’ın Belediye Başkanı Necmi Ali ve beraberindekileri ağırladı.

T2’de çalışmanın gecesi gündüzü yok

Raylı sistemi kentin kuzeyi ile buluşturacak T2 tramvay hattının T1 hattına entegrasyonu çalışmaları gece gündüz demeden aralıksız sürüyor.

Metro durakları enerji istasyonuna dönüyor

Bursa’da yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak enerji verimliliğini sağlamak için birbirinden farklı yatırımları devreye alan Büyükşehir Belediyesi

İNEGÖL BELEDİYESİ 2. ÖDÜLLÜ BİLGİ YARIŞMASI BAŞLIYOR

İnegöl Belediyesi Başkan Alper Taban ile dijitalleşme adına ciddi atılımlar gerçekleştirirken, herkesin hafta sonu evde kaldığı pandemi dönemini de sosyal medya etkinlikleri ile hareketlendirmeye devam ediyor.

Osmangazi’de Metruk Bina Temizliği

Osmangazi Belediyesi, İbrahimpaşa Mahallesi’nde can ve mal güvenliği açısından tehlike arz eden metruk binayı yıktı.

İnegöl Belediyesi çatı arasındaki kaçak yapıyı yıktı

Kaçak yapıyla mücadelede taviz vermeyen İnegöl Belediyesi, Cumhuriyet Mahallesinde tespit edilen çatı arasındaki kaçak yapıyı yıktı.

Bursa Nilüfer'de su kesintisi

NİLÜFER'DE SU KESİNTİSİ

Bursa Tabip Odası Çevre Ödülü Kirazlıyayla köylülerine

Bursa Tabip Odası, 14 Mart Tıp Haftası etkinlikleri kapsamında her yıl verdiği Çevre Ödülü’nü bu yıl Kirazlıyayla Yenişehir’e bağlı

KOLTUK DİKİŞ ELEMANI KURSUNDA EĞİTİM BAŞLADI

İnegöl Belediyesi’nin mobilya sanayisinde yaşanan dikiş elemanı açığına katkıda bulunmak ve iş arayan bayanlara yeni nitelikler kazandırarak istihdam edilmelerini sağlamak adına düzenlediği 192 saatlik Koltuk Dikiş Elemanı Kursu b

Yıldırım Müzik Akademisi Yasir'e Işık Oldu

Görme engelli Yasir Bülbül, Yıldırım Belediyesi Müzik Akademisi sayesinde 2 ay gibi kısa sürede org çalmayı öğrendi ve hayata yeniden bağlandı.

Müzeler eğitim üssü oluyor

Başkan Alinur Aktaş yaptığı açıklamada belediye müzelerinin günümüzde teknolojik unsurlarla donatılarak faaliyetlerini sürdürdüğünü ifade etti

OSMEK’te Tuvaller Göz Dolduruyor

Kanser Tedavisi Sonrası OSMEK İle Terapi

Bulgaristan Heyeti, Fetih Müzesi’ne Hayran Kaldı

Dündar, Bulgaristan Heyetini Ağırladı

Gönüller +65 için bir oldu

Gönüller yapmaya çalışıyoruz

Mutlu Olmak Sizi Nasıl Daha Sağlıklı Yapar?

Doğum Sonrası Depresyona Ne Sebep Olur?

Metabolizmanızı Güçlendirmenin 10 Kolay Yolu

Kahve’nin Metabolizmanıza Etkileri Neler?

Kilo vermek isteyenler için yaşam tarzı değişiklikleri

Boyun ve Omuzlarınızdaki Strese Bağlı Gerginliği Azaltmanın 5 Yolu

Otokannibalizm nedir?

Tarihin en yıkıcı ve en ölümcül kasırgası

Samuel Colt Kimdir?

Dünya’daki insanlar tarafından yapılan en büyük yapı

İlk En Büyük Uzay Teleskobu

Rudolf Diesel Kimdir?

Dünyanın 5 Doğal Harikası

Orta Çağdan kalma tarihi eserleri ile ünlü şehir Dubrovnik

İzleyenler üzerinde etki bırakan en iyi psikolojik filmler

Tüm zamanların en iyi fantastik filmleri

Usta Oyuncu James McAvoy’un sevilen 5 filmi

Netflix’te izlenebilecek 10 popüler dizi

Efsane Aktör Samuel L. Jackson Filmleri

Polisiye Film Severlerin Mutlaka İzlemesi Gereken 5 Film

Tom Hanks’ın Yer Aldığı Sevilen Filmler

OSMANGAZİ BELEDİYESİ

BURSA BÖLGE

Osmangazi’den İşyerlerine Deprem Denetimi

Mutlaka Görülmesi Gereken 10 Harika Arkeolojik Eser

Mutlaka Görülmesi Gereken 10 Harika Arkeolojik Eser

1.Göbeklitepe-Şanlıurfa

Şanlıurfa il merkezinin yaklaşık olarak 22 km kuzeydoğusunda, Örencik köyü yakınlarında yer alan dünyanın bilinen en eski kült yapılar topluluğudur. Bu yapıların ortak özelliği, T biçimindeki 10-12 dikilitaşın yuvarlak planda dizilmiş, aralarının ise taş duvarla örülmüş olmasıdır. Bu yapının merkezinde daha yüksek boyda iki dikilitaş karşılıklı olarak yerleştirilmiştir. Dikilitaşların çoğu üzerinde insan, el ve kol, çeşitli hayvan ve soyut semboller, kabartılarak veya oyularak betimlenmiştir. Söz konusu motifler yer yer bir süsleme olamayacak kadar yoğun olarak kullanılmıştır. Bu kompozisyonun bir öykü, bir anlatım veya bir mesaj ifade ettiği düşünülmektedir. Hayvan motiflerinde boğa, yaban domuzu, tilki, yılan, yaban ördeği ve akbaba en sık görülen motiflerdir. Bir yerleşim yeri değil, kült merkezi olarak tanımlanmaktadır.Bununla birlikte Göbekli Tepe'deki en eski faaliyetleri tarihlendirme olanağı şimdilik yok, fakat bu anıtsal yapılara bakıldığında Paleolitik Çağ'a kadar uzanan, birkaç binyıl daha eskiye, epipaleolitike kadar giden bir geçmişi olduğu düşünülmektedir. Göbekli Tepe'nin bir kült merkezi olarak kullanımının MÖ 8 bin dolaylarına kadar devam ettiği ve bu tarihlerden sonra terk edildiği, başka veya benzer amaçlarla kullanılmadığı anlaşılmaktadır.Bütün bunlar ve kazılarda ortaya çıkarılan anıtsal mimari, Göbekli Tepe'yi eşsiz ve özel yapmaktadır. Bu bağlamda UNESCO tarafından 2011'de Dünya Mirası geçici listesine alındı ve 2018'de kalıcı listeye girdi.

2. Celsus Kütüphanesi-İzmir

Celsus Kütüphanesi, İzmir, Selçuk'a bağlı Efes'te bulunan bir kütüphane kalıntısıdır. İlk çağ uygarlıklarından olan İyonya döneminde inşa edilen kütüphane iki katlıdır. Zamanında 14.000 kitaba ev sahipliği yaptığı düşünülmektedir.Yapının kalıntıları üzerinde yapılan çalışmalar, ön cephenin iki katlı görünümüne karşın, yapının üç katlı olduğunu göstermektedir. El yazmaları rulolar halinde, galerilerden oluşan üst katlarda saklanmıştır.3. yüzyılda bölgeyi etkileyen depremler sırasında okuma salonu yanmış, ancak daha sonra tamir edilmiştir. Ön yüzünün yine Orta Çağ'da yaşanan bir deprem sonucu yıkıldığı sanılmaktadır. Depremde ön cephesi haricinde diğer kısımları yıkıldığından uzunca bir süre sonradan yapılan bir çeşmenin görkemli arka duvarı olarak kullanılmıştır.

3. Antoninler Çeşmesi - Burdur Sagalassos Örenyeri

Antoninler Çeşmesi, Burdur ili, Ağlasun ilçesinde yer alan Sagalassos Antik Kenti'nde bulunan bir tarihi bir çeşmedir. MS 161 – 180 yılları arasında Roma İmparatoru Marcus Aurelius zamanında yapılmış ve Roma İmparatorluğu'nun prestij göstergesi olarak inşa edilmiştir. MS 500 yılında yaşanan depremde yıkılan ve toprak altında kalan Antoninler Çeşmesi yedi farklı renkteki taşları ile dikkat çekiyor.Şelaleli bir çeşme olan Antoninler Çeşmesi'nde ışık oyunlarına imkân veren Afyon mermeri kullanılmış. İkisi tanrı Dyonysos'a ait olan çok sayıda heykelle süslü. 28 metre uzunluğunda 9 metre yüksekliğindeki yapının tümü tanrı Dionysos'a ithaf edilmiş semboller yer alır. Çeşmenin nişlerinde yer alan heykellerden ikisi Dionysos'a aittir.Yaklaşık olarak MS 6. yüzyılda meydana gelen depremde büyük zarar görmüştür. Yapılan kazılarda yalnızda Dionysos heykelleri bütün olarak bulunmuştur. Dionysos heykellerinin bulunduğu nişlerin dışındaki nişlere diğer yapılardan edinilen heykeller yerleştirilmiştir. Çeşme, MS 650 yılında meydana gelen ikinci depremle yıkılmıştır.Antik kentin politik merkezi olan yukarı agoraya ek olarak estetik görüntü kazandırmak amacıyla yapılmıştır. Mevcut teras duvarının hemen önüne inşa edilmiş olan anıtsal çeşme, tiyatro sahne mimarisine benzer. Yedi farklı taş türünün kullanıldığı çeşmenin suyu, merkez nişte bulunan 4,5 metre yüksekliğindeki şelaleden akıp 81 m³ kapasiteli havuzu doldurur. Çeşme alanında yapılan kazılarda 2 adet Dionysos heykeli çıkmıştır ve bu heykeller Burdur Müzesinde sergilenmektedir. Bu heykellerin 1. ve 6. nişlerde olduğu düşünülmektedir. Çeşme restorasyonunun bitirildiğinde bu heykellerin kopyaları anıtsal çeşme yapısında yerlerini alacaklar. Korint sutün başlıklı çeşme bu yıl içerisinde 1800 yıl sonra yeniden akıp havuzu doldurulması planlanmaktadır.

4. İskender Lahdi - İstanbul Arkeoloji Müzeleri

İskender Lahdi, MÖ 4. yüzyıla ait, Sidon Kralı Abdalonymos'a ait olduğu düşünülen kral lahiti. Uzun cephesinde Makedonya Kralı Büyük İskender'in Perslerle yaptığı savaşlara ilişkin rölyefler bulunduğu için "İskender Lahdi" adıyla tanımlanmıştır. Osman Hamdi Bey tarafından 1887 yılında Sayda'daki (eski adi Sidon) kral mezarlarında yapılan arkeolojik kazılarda bulunmuştur. İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde bulunan en önemli eser olarak kabul edilmektedir.

5. Çingene Kızı Mozaiği - Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi

"Çingene Kızı" mozaiği; Gaziantep iline bağlı Nizip ilçesinin 10 kilometre doğusunda bulunan Zeugma antik kentinde,1998 - 1999 Kış döneminde Belkıs Harabelerinin kurtarılması sırasında bir villanın 300m2'lik tabanının parçası olarak, üzerindeki sütunun kaldırılmasıyla bulunmuştur.  Akratos, Mevsim tanrıçası ve Satir adlı eserlerle birlikte kurtarılan Çingene Kızı mozaiği, antik kent ile birlikte Gaziantep'in de simgesi halini almıştır. Çingene Kızı mozaiğine konu olan kişinin cinsiyeti bir tartışma konusu olmakla beraber; figürün Yer Tanrıçası ve tanrıların anası Gaia veya Büyük İskender olduğuna dair farklı görüşler bulunmaktadır. Ancak mozaiğe saç örgülerinden dolayı halk arasında "Çingene Kızı" denilmektedir. Bir süre Gaziantep Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen mozaik, 9 Eylül 2011 tarihinden itibaren Zeugma Mozaik Müzesi'nde sergilenmektedir. Mozaik'in diğer parçaları ise 2018 yılının Aralık ayında Amerika'dan Türkiye'ye getirildi ve Zeugma müzesinde sergilenmeye başlandı.

6. Olimpos Zeus Tapınağı- Yunanistan Atina

Olimpos Zeus Tapınağı, Yunanistan'ın başkenti Atina'da bulunan bir Antik Yunan tapınağıdır. Tapınak, Olimpos tanrılarının başı sıfatıyla ortaya çıkan Zeus'a adanmıştır. İnşası, antik döneminin en büyük tapınağını inşa etmeyi öngören Atinalı tiranların yönetimi sırasında MÖ 6. yüzyılda başladı, ancak MS 2. yüzyılda Roma İmparatoru Hadrianus'un hükümdarlığı döneminde tamamlanabilmiştir. Roma döneminde, 104 devasa sütun içeren tapınak, Yunanistan'ın en büyük tapınağı olarak ünlenmiş ve antik dünyanın en büyük kült heykellerinden birini barındırmıştır.Ancak, tapınağın görkemi kısa sürdü. Tamamlandıktan hemen bir yıl sonra MS 3. yüzyılda bir barbar işgali sırasında yağmalandıktan sonra terkedildi. Muhtemelen hiçbir zaman onarılmadı ve harabe olarak kaldı. Tapınağın kalıntıları Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra yüzyıllar boyunca, şehrin başka yerlerindeki inşaat projelerinde kullanılmak üzere inşaat malzemesi olarak kullanılmıştır.  Buna rağmen, 16 orijinal devasa sütun başta olmak üzere tapınağın önemli bir kısmı Yunanistan'ın çok önemli bir arkeolojik alanının parçası olmaya devam etmektedir.

7. Kadeş Barış Antlaşması-İstanbul Arkeoloji Müzeleri

Kadeş Antlaşması, MÖ 13. yüzyılın başında, Kadeş Savaşı'nı sonlandıran, Mısır Firavunu II. Ramses ile Hitit Kralı III. Hattuşili arasında, bazı kaynaklara göre MÖ 1285, bazı kaynaklara göre MÖ 1280, bazı kaynaklara göre ise MÖ 1286 yılında imzalanan ve Suriye topraklarının paylaşılması ile neticelenen barış antlaşmasıdır.Yakın Doğu’da imzalanmış ilk antlaşma olma niteliğini taşır. Şu güne kadar kaydedilmiş-bulunmuş en eski uluslararası antlaşma olmasına karşın daha eski antlaşmaların varlığı kanıtlanmıştır. Orijinal olarak Akad dilinde yazılmış Mısır dili ve Hititçe'ye de kopyalanmış eşit koşullar altında imzalanmış olan antlaşmanın kil tabletten kopyası Hitit İmparatorluğu'nun başkenti Hattuşa (Boğazköy) antik kentinde yapılan kazılar sonucu 1906 yılında bulunmuştur.

8. Kaşıkçı Elması-Topkapı Sarayı Müzesi

Kaşıkçı Elması, Topkapı Sarayı Müzesi'nde sergilenen 86 karat ağırlığında bir elmastır. Çevresi çift sıra olacak şekilde 49 tane elmas ile süslenmiş olan elmas, dünyada en çok bilinen elmaslar arasındadır.Elmasın Osmanlı hazinesine ne zaman, nasıl girdiği ve elmasa neden "Kaşıkçı Elması" dendiği hakkında kesin bir bilgi yoktur. Adının, kesiminin oval olması ve dolayısıyla kaşığa benzemesinden geldiği düşünülmektedir. Elmasın Osmanlı hazinesine gelişi hakkında birkaç hikâye mevcuttur. Kağıt Toplayıcı ve IV. MehmedElmasın bulunmasıyla ilgili bir öyküye göre elmas, 17. yüzyılın sonlarında İstanbul'da bir kâğıt toplayıcı tarafından çöplükte bulunmuştur. Elmasın adını aynı zamanda kaşıkçı olan bu kişiden aldığı söylenmektedir. Öyküye göre bu kaşıkçı, bulduğu taşı bir kuyumcuya değerinin çok altında satar. Kuyumcu, taşın çok değerli olduğunu anlayınca bir arkadaşına gösterir. Kuyumcu ile taşı gören arkadaşı arasında bir kavga çıkınca olay Kuyumcubaşı tarafından duyulur. Kuyumcubaşı, kavga eden kuyumculara bir kese altın vererek taşı onlardan alır. Bu olayların Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmed Paşa ve IV. Mehmed tarafından duyulmasının ardından taş alınır. Böylece devlet hazinesine giren taş işlenir ve ortaya 86 karat ağırlığında bir mücevher çıkar.

Napolyon'un annesi ve Tepedelenli Ali Paşa Elmasın Osmanlı hazinesine girmesi ile ilgili en çok bilinen öykü elmasın Napolyon'un annesinden satın alındığıdır. Öyküye göre 1774 yılında Pigot adlı bir Fransız subayı, bu elması Hindistan'dan satın alarak ülkesine götürür. Bir süre sonra elması, Napolyon'un annesi satın alır. Uzun bir süre Napolyon'un annesinde kalan elmas, Napolyon'un sürgüne gönderilmesinden sonra annesi tarafından satılığa çıkarılır. Elması, o sırada Fransa'da bulunan Tepedelenli Ali Paşa'nın bir adamı satın alır ve elması Paşa'ya getirir. Tepedelenli Ali Paşa, II. Mahmut zamanında devlete karşı ayaklandığı gerekçesiyle öldürülür. Tepedelenli Ali Paşa'nın mal varlığına el koyulur. Böylelikle "Kaşıkçı Elması" hazineye girer.

9. İsa Mozaiği –Kariye Camii

Günümüze ulaşmış üç adet mozaik panodan birisidir.Kariye'nin naos kubbesini taşıyan dört ayaktan kuzeydoğu yönündekinde bulunur. Panoda, çerçeve içine alınmış tam boy İsa tasviri yer alır. Elinde açık halde duran bir kitap ile tasvir edilen mavi giyimli İsa, bir filozof görünümündedir. Kontrapost duruşta (vücut ağırlığının bir bacağa bindirildiği, diğer bacağın dizden hafifçe kırıldığı duruş) olduğu sağ bacağından anlaşılır.Her kilisede özellikle de kubbede sol elinde parşömen ya da kitapla tasvir edilmiş bir İsa figürü ve eğer kitap açıksa belli başlı ayetler okunabilir. Bu mozaikte İsa'nın elindeki kitapta Matta İncili'ndeki söz görülmektedir: "Ey bütün yorgunlar ve yükleri ağır olanlar, bana gelin (ben size rahat veririm)". Ben dünyanın ışığıyım" yerine bu ifadenin seçilmesi dönemin hümanist anlayışının yapıdaki bir yansıması olarak düşünülür.

10. Uluburun Batığı- Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi

Uluburun batığı, M.Ö. 14. yüzyılın sonlarına tarihlenen, Uluburun'un doğu kıyısına ve Kaş'ın yaklaşık 10 km güneydoğusuna yakın bir yerde bulunmuş bir Geç Tunç Çağı gemi enkazı. Batık, 1982 yazında, Bodrum, Yalıkavak'tan bir sünger dalgıcı olan Mehmed Çakır tarafından keşfedildi. 1994 yılında, her biri üç ila dört ay sürmüş ve toplamda 22.413 dalışı barındıran 11 kampanya sonucunda Akdeniz'in en önemli Geç Tunç Çağı buluntularından biri olarak nitelendirilen batık açığa çıkarılmıştır.

Dilara  Kaygısız / Mora Dergisi-İçerik Editörü