SİNEMA

Toplumu Değiştirmeyi Hedefleyen Adam: Aamir Khan

SANAT

Hat Sanatı Dünyaya Tanıtılacak

MAGAZİN

Yeni Albüm ile Yurt Dışına Açılıyorum... İddialıyım.

SEYAHAT

MAVİ BAYRAKTA DÜNYA ÜÇÜNCÜSÜ TÜRKİYE’NİN ÖDÜLLÜ PLAJ SAYISI 486 OLDU

Bursa Cuma’ya hazır

“BU MİLLET BÜYÜK BEDELLER ÖDEDİ”

XL Mimarlık+Mühendislik'e

'BTSO’nun UR-GE Projesiyle ABD Pazarına Açıldı

'Başkan Özkan’dan “Türkiye’nin en uzun sahilleri” vurgusu

'Yeni normalde fiziki ofislerin yerini sanal ofisler alacak 

'‘ESNAFIMIZIN YANINDAYIZ’



YAZARLAR


Hakkı Güleç Uzman Aile Danışmanı


101 Yıl Önce, 19 Mayıs 1919 da Doğan Güneşimiz

.


Atatürk şöyle der “İstanbul’dan ayrılmak üzere otomobilime bineceğim sırada Rauf bey (Rauf Orbay) yanıma gelmişti. Bineceğim vapurun izleneceğini ve beni İstanbul’da iken tutuklamadıklarına göre belki de Karadeniz’de batırılacağımı güvenilir bir yerden işitmiş onu haber verdi.

       Ben, “beni İstanbul’ da kalıp tutuklanacağıma Karadeniz’de batıp boğulmayı tercih ederim” dedim ve yola çıktım. Kendisine de “eninde sonunda İstanbul’dan çıkmak zorunda kalırsan benim yanıma gelmesini söyledim

 

      Atatürk’ün Samsun’a gitmesinin iznini verenler onun ne yapacağını biliyor muydu?

Onun Samsun’a gönderilmesi bir devlet kararıdır.

     Savaş bitti 30 ekim 1918 de koşulları oldukça ağır olan Mondros Mütarekesi ile İmparatorluk Tasfiye edilir. Osmanlı Mondros’u imzalarken Mustafa  Kemal 7. Ordunun başında Suriye ye gözden ırak olması için gönderilmiştir.

 İstanbul’a dönüşü 13 Kasım 1918 dir. O İstanbul a girdiği anlarda 56 parça İşgal donanması da İstanbul’a yerleşmektedir.

       İşgal nedeniyle Haydarpaşa’da 3.5 saat beklemek zorunda kalır. Suriye’den Adana’ya, Adana’dan da İstanbul’a Trenle gelir. Kartal istimbotu onu karşıya geçirirken Cevat Abbas, başyaveri oldukça umutsuz ve üzüntülü “paşam ne olacak?” diye sorar ve O, son derece sakin o tarihe geçen, “geldikleri gibi giderler” sözünü söyler.  

    Anadolu İşgal Planları Devrededir.   

     Bu arada Karadeniz’de bulunan Rumlardan Ermenilerden İngiliz komutanlara mesajlar gelmeye başlar. Bu mesajlardan Türklerden bahsederken “yerli çeteler bizlere zarar veriyor karılarımızı kızlarımızı dağa kaçırıyor tecavüz ediyor evlerimiz talan ediliyor vb” diye bahsedilir. Bu düzmece şikayetler bir işgal planıdır. İşin aslı ise tam tersidir, yani Rum çeteler bölgede terör estirmektedir 

     Bunun üzerine İngilizler saraya başvururlar ve çözüm olarak ise, “buraya bir general gönderelim bu durumla ilgili gözlemlerini düzenleyeceği rapora göre yol haritamızı çizelim.” Diye karar alınır.

Mustafa Kemal Paşa durumu fırsata nasıl çevirir? 

    Samsun’a gönderilecek generalin ittihat terakkici, Enver Paşacı ve Almanya taraftarı olmaması önemlidir. 

   Mustafa Kemal böyle bir general arandığını duyunca oluşmuş bir listeye kendisini de eklettirir. Genelkurmayda onu seven, güvenen ve görüştüğü devre arkadaşları vardır. 

      Mustafa Kemal Harbiye Nazırlığı(Milli savunma Bakanlığı) tarafından çağrılır ona verilecek görev konuşulur.

     Genel Kurmay Başkanlığına giden  Mustafa Kemal, görevlerinin neler olacağını yazarlar. Daha doğrusu Mustafa Kemal paşa istediği yetkileri yazdırır. Ve o görevde  Konya ve Diyarbakır hariç olmak üzere  diğer bölgelerdeki mülki ve askeri yetkililerin tümünün denetlenmesi yani müfettişlik yetkisini alır. Bu oldukça geniş bir yetkilendirmedir.

Mustafa Kemal İstanbul’dan ayrılmadan önce son gününde neler yaşandı?

    Mustafa Kemal, Samsuna gidinceye kadar İstanbul’da altı ay süresince kaldığı ev, üç katlıdır. En üst katında Kız kardeşi Makbule ve annesi Zübeyde hanım oturmaktadır. Kendisi ortanca katta kalır, birinci katta görüşmeleri olur.

     İstanbul’daki son gününe ilişkin Mustafa Kemal’in kız kardeşi Makbule, “ağbim göreve Anadolu’ya gideceğini ancak ne amaçla gittiği konusunda bize hiçbir şey söylemiyor. O anlarda Annem hastadır,  evin en üst katındayız ve ağbim Mustafa Kemal Paşa son gecemizde bir yer sofrası kurdurdu, yere bağdaş kurdu, oturdu. Ana-Oğul sabaha kadar konuştular.  Fakat annem onun gidişinin dönüşünün olamayacağını çok zor bir görev olacağını anlamıştı.

     O sabah Ağbim üst kattan indi ve evden çıkarken bana baktı! Hiçbir şey söylemedi ama o kadar hüzünlü bir bakıştı ki ve ben onu son kez gördüğümü anladım! Bu bir veda bakışıydı.”

    Ve dışarı çıktığı zaman Rauf Orbay’ın geldiği an, o andır.

     Rauf Orbay yazımızın başında belirttiğimiz gibi Mustafa Kemal’i can güvenliğinin olmadığı konusunda uyarır.

Mustafa Kemal Paşa, istihbarat desteğini kimlerden alır?

     Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi önemli görevlerde bulunan Rauf Orbay Mustafa Kemal ile ilgili istihbarat bilgilerini Osmanlı Bankası Genel Müdürü Fransız Berç Keresteciyandan alır.

     Berç Keresteciyan, hem Osmanlı Bankası Genel Müdürüdür, hem de İngiliz Komutanların kaldığı Pera Palasın Fransız Müdürüdür.  Berç Kerestiyan ve karısı Mustafa Kemal’e birçok istihbarat gönderir yardımcı olur.

 Mustafa Kemal’in bir başka istihbaratçısı Sultan 2. Abdülhamit’in kız kardeşi Cemile Sultanın kızı Mevhibe Celalettin Hanımdır.

      Yani Bugün bildiğimiz Cemile Sultan Korusunun sahibi Cemile Hanımın kızı Mevhibe Celalettin’dir. Ve 1952 de vefat eden Mevhibe Celalettin hatıralarında Mustafa Kemalden bahseder

     Mustafa Kemal için önce onay veren İngilizler  sonrasında onu neden engellemek istediler?

Ünlü İngiliz İstihbarat uzmanı yüzbaşı var, adı Bennett

     İngiliz İstihbaratçısı Yüzbaşı Bennett, “Mustafa Kemal ile Anadolu’ya gidecek liste önüme geldiği zaman 35 kişi vardır. Ve hepsi en seçkin kurmay subaylardır” der.

 İngiliz İstihbaratçı şüphelenmiştir ve üstlerine durumu rapor eder engellenmesini ister.  İngiliz komuta heyeti “biz padişaha onaylattık bu konu kapanmıştır” vb cevabını verir.

     Ve Bennett rahat değildir işi araştırır incelemeye alırken Mustafa Kemal bu durumun haberini alır ve  hazırlanmış 18 Kişi ile yola bir an önce çıkarak İngilizlerin çok da dikkatinin çekmemeye çalışırlar.

     35 kişilik  ekipten geri kalan 17 kişinin daha sonra da gelmesini ister.   Yanlarına geri gelemeyecek şekilde karargah oluşturmak için doktorlarını ve gerekli ekibini alırlar. Ve onlar boğaz açıklarında kontrol için  İngilizler tarafından durdurulurlar.

     Mustafa Kemal yaveri Cevat Abbas’a “bunlar gemide ne arıyorlar?” diye sorar. Cevat Abbas “silah arıyorlar” der.  Ve Mustafa Kemal  güler “Biz silah taşımıyoruz ki biz inanç, iman ve akıl taşıyoruz” der.

     Ve yola devam ederler ilk durak aslında Sinop’tur. Ancak o dönemde Karadeniz’in hiçbir kentinde gelişmiş bir liman yoktur. Bu durumda daha da batıya giderek daha gelişmiş limanın olduğu Samsun’a yol alırlar. Kendilerine izin veren İngilizler yaptıkları vahim hatanın farkına geç de olsa varırlar.    Mustafa Kemal ve arkadaşlarına yetişmek ve engellemek  için yola çıkan  İngiliz Torpido Botu’da Samsun Limanına gelir!

Ancak geç kalmışlardır. Durum İstanbul’a bildirilir.

 İstanbul da İngiliz komuta heyeti “Kuş Artık Uçtu  derler  (İngiliz İstihbarat Subayı Bennettin hatıraları YKB yayınlarında da bu durum anlatılır.)

Milletin İstiklâlini, Yine Milletin Azim ve Kararı Kurtaracaktır

19 Mayıs 1919'da ilk adımı atılan sürecin ardından, 21-22 Haziran'da Amasya Genelgesi ile çizilen yol haritasında "Milletin İstiklâlini, Yine Milletin Azim ve Kararı Kurtaracaktır." diyen ihtilalci subayların imzaladığı Amasya Genelgesi ile Cumhuriyete giden yolun en önemli adımları atılır.

     Amasya Genelgesi, Çanakkale’de emperyalizme karşı diriliş destanı yazan Türk ulusunun  aynı zamanda sesinin yükseldiği bir tarihi belgedir; ayağa kalkışın genelgesidir.

   Amasya Genelgesi sonrasında yapılacak olan Erzurum ve Sivas kongrelerinin, 23 Nisan 1920 de açılacak TBMM nin ve 29 Ekim 1923'te kurulacak Türkiye Cumhuriyeti devletinin stratejik belgesidir.

       Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün belki de hiç kimse ile paylaşamadığı milli sırrı Cumhuriyete giden yolun ilk adımı Amasya Genelgesidir.

 
 Teslim alınmış son Osmanlı'ya imzalatılan ölüm belgesi Mondros'a karşı yazılan Amasya Genelgesi ile Kutsal Anadolu İsyanı başlatılır. 
      Ve bir ölüm kalım mücadelesine dönüşen, 22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesinde   “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.” ile devam eden mücadele;

 "Ordular İlk Hedefiniz Akdenizdir İleri!" komutuyla 9 Eylül 1922'de işgalcilerin donattığı Yunan ordusu denize dökülür.

        1683 yılından beri, 238 yıldır devam eden geri çekilmeyi Sakarya'da,  13 Eylül 1921'de durduran başkomutan dünya savaş tarihine geçer.

     Milli Mücadelenin kazanılması ile makus (kötü) talihini yenen Türk milleti aynı zamanda çoğunluğu Müslüman olan esir milletler için bir işaret fişeği olmuştur.

     O tarihten sonra bağımsızlık savaşları veren uluslara en çok yardım, yine genç Türkiye Cumhuriyeti'nden gitmiştir. 
    Ve 101 yıl önce doğan güneşimizin  dünya ulusları tarafından dikilen anıtları tüm dünya coğrafyasına dağıldığından bir kısmı hep aydınlıkta kalır ve aydınlatmaya devam eder.