Bugün, 24 Ekim 2020 Cumartesi
SİNEMA

Günün Film önerisi

MAGAZİN

Çalgıcı Mektebi’nden  “Sonbahar Tadında Nağmeler”

‘Hindistan Pazarı ve Ticaret Fırsatları’ Webinarı Gerçekleştirildi

Ekrem İmamoğlu'nın test sonuçları açıklandı

Bakan Soylu’dan sert tepki

Ekim ayına ilişkin sosyal yardım desteği ödemeleri bugün başlıyor

İçişleri Bakanlığı açıkladı...

Suudi Arabistan'daki orman yangını etkisini kaybetmeden devam ediyor...

Borçların yapılandırılmasına ilişkin kanun teklifi açıklandı! İşte sonuç...




Atilla GÜNEY / Yazar


    Cesaret Abidesi

.


12 Eylül 1980'de sıkıyönetim ile yönetilen Türkiye, dünyada çok konuşulan bir ülke olarak uluslararası basın camiasının gündeminde yerini korurken bu gidişata üzülen vatansever Turgut Özal ve yol arkadaşları Anavatan Partisi'ni kurarak halkın sesi olmak için yola çıktılar.

Büyük oran da halkın desteğini alarak iktidar oldular ve Türkiye'yi yönetmeye başladılar.

Türkiye'nin en sıkıntılı günlerinde elini değil gövdesini taşın altına koyan ve bir dönemi kapatıp bir dönemi başlatan Turgut Özal, birçok alışkanlığın dışına çıkarak ve baskıcı vesayetlerin üstüne üstüne korkmadan giderek halka cesaret verdi.

 Ülke, sağ sol tahribatından sonra hızla seçimlere giderek iyileşmeye koyuldu. Ekonomi canlandı kültürel ve sosyal alanda insanlar tabiri caizse bahar havası yaşadılar.

 Dünya büyük bir gıpta ile Türkiye’yi takip ediyor hatta özenerek kimi ülkeler fikir alışverişinde bulunuyordu.

 Fakat gerek içte gerekse dışta şer odakları durmuyor, kötü emellerini gerçekleştirmek için her fırsatta adım atıyordular.

 Bunun en büyük örneği ise Rahmetli Özal’a olan silahlı suikast olayıydı. Hiç unutmam o esnada şunu dedi; “canı veren Allah’tır yine canı alacak olan da Allah’tır” evet inancı gereği yaşayan bir liderdi. Fakat orada şunu dile getirmişti ben sizden korkmuyorum bir nevi meydan okuyordu.

Türkiye’nin önüne takoz koyanlara, aslında rahmetli bu sözü ile “Netekimcilere” etkili ve anlamlı bir mesaj göndermişti.

Bunun gibi bazı karşıtlar askeri vesayeti elinden bırakmıyor hemen her an tekrar darbe yaparak otoriteyi ele almak istiyordular.

Merhum Turgut Özal halkın desteğini arkasına almıştı. Kendisine Allah vergisi olan cesarette hat safhadaydı. Ansızın o gün bir çıkış yaptı kimsenin aklına gelmeyen o cesaret dolu davranış birçok korkuyu geride bırakmıştı askeri vesayeti şortla karşılamıştı.

 Ben bu ülkenin lideriyim aynı zaman bu ülkenin halkından biriyim sen benim emrimdesin istediğim şekilde seni karşılarım demek istemişti.

 Bu davranışıyla hem halka hem de iktidarın yönetici kadrolarına cesaret vermiş birçok meselenin de altını kalın bir çizgi ile çizmişti.

Turgut Özal gelmiş geçmiş diğer liderler gibi Türkiye’ye büyük hizmetler yapmış gerçek manada bir devlet adamıydı. Tabi ki büyük ve bilge liderlerde hata yapar ve hatalar insanlar içindir.

 Süreç çok değişik bir süreçti, bir yanda sıkıyönetimle yönetilen bir Türkiye vardı, bir yanda menfaati uğruna ülkeyi içindeki buhrandan çıkarmak istemeyen bir grup ve bir düğmesi kopsa kıyamet koparacak olan askeri vesayet vardı.

 Ekonomisi çökmüş, üretimi durmuş, gerek eğitim sistemi gerek sağlık sistemi adeta yerle bir olmuş her haliyle gam keder sırtında yükü ağır olan bir Türkiye gerçeği ile karşı karşıyasınız.

 Her şey dört dörtlük olacak diye bakarsanız o dönem ancak şu olabilirdi elinde sihirli bir değnek olmalıydı.

Rahmetliye en çok ayak bağı olan da kendi ailesiydi ve ailesindeki disiplinsizlik ona eksi puan getiriyordu.

 Fakat yapılacak bir şey yoktu çünkü doğru dürüst evinde kalamıyor yurt dışı seyahatleri, yurt içi mitingleri konferans ve toplantılar velhasılıkelam gündemi çok yoğun geçen bir liderdi.

Aynı dönemin insanı olduğum için hemen her şeyi gözümle gördüm.

Rahmetli çok fazla efor sarf ediyordu bunun yanı sıra fiziksel olarakta kilosu da vardı bu nedenle çok yoruluyordu. Ülkenin dört bir yanında onu seven insanlar vardı.

 Nezaket sahibi, mütevazı, yumuşak huylu ve güzel konuşan iyi bir hatipti. Ölümünün seneyi devriyesinde rahmetle minnetle anıyor mekânı cennet olsun.