SİNEMA

Günün Film önerisi

MAGAZİN

Çalgıcı Mektebi’nden  “Sonbahar Tadında Nağmeler”

Ekrem İmamoğlu'nın test sonuçları açıklandı

Bakan Soylu’dan sert tepki

Ekim ayına ilişkin sosyal yardım desteği ödemeleri bugün başlıyor

İçişleri Bakanlığı açıkladı...

Suudi Arabistan'daki orman yangını etkisini kaybetmeden devam ediyor...

Borçların yapılandırılmasına ilişkin kanun teklifi açıklandı! İşte sonuç...

Bursa’da yangın!




Atilla GÜNEY / Yazar


Covid-19 Ekonomik Süreci

.


Dünya’yı etkisine aldığı gibi Türkiye’yi de etkisi altına alan Koronavirüs’ü bahane ederek asılında Türkiye'yi İMF eksenine yönlendirmek isteyen çevreler doların kuruyla oynayarak sanki Türkiye'de dolar sıkıntısı varmış imajını yaratıyorlar.

Türkiye'nin ekonomisindeki tuzaklar vatandaşta bir belirsizlik havası oluşturmakta ve altına hücum eden yatırımcı döviz kurundan korktuğu için yatırımda altını tercih ediyor. İster istemez altın piyasası yüksekte seyretmeye devam ediyor.

 Koronavirüs salgını sadece insanları canlarıyla değil mallarıyla da tehdit ediyor. Tüm bu olumsuzluklar karşısında Türkiye real bir duruş sergiliyor.

Sağlık konusunda olduğu gibi ekonomik konusunda da iç ve dış piyasa tuzaklarına karşı sıkı denetim kuralları uygulayarak, bu olumsuz havayı kısa ve ardından uzun periyodik bir sistemle bertaraf edebilir.

Türkiye, bu ambiyansı yaşadıktan sonra güçlü bir siyasi sürecini de ekleyerek yani olası bir erken seçimi yaşayarak, yoluna devam ettiği takdirde dünya sadece 5 ten ibarettir diyenlerin tezini çürütmüş olacaktır.

 Türkiye şunu diyecek ki artık bende varım her ne kadar AB'ye üye değilsem bile, ekonomisi güçlü ve iç dinamikleri yenilenmiş güçlü bir Türkiye izlenimi verecektir.

AB ülkelerinin, Türkiye’de olmaması gereken ve en çok korktuğu gerçek ise Türkiye'nin teknoloji ile çok alakalı olmasıdır.

Bu gelişmeye mani olamadılar, aslında Türkiye’nin bu konuda ABD’ye teşekkür etmesi lazım “fakat bu söz sadece adettendir” asla o ülkeye teşekkür değil günah bile verilmez çünkü kendinden başka kimseyi yâda bir ülkeyi düşünmeyen egoist bir millet ve ülkedir.

 Hani kötü komşu insanı ev sahibi yapar ya işte ABD, Türkiye’ye patriot füzeleri  vermeyerek büyük bir iyilik yaptığının farkına sonradan vardı. 

 Türkiye bu konuyu lehine çevirerek kendi silahını kendisi yaparak şimdi dünya ülkelerine İHA Ve SİHA'ları  satmaya başladı.  diğer bir konu ise teknoloji alanında önemli bir yola girerek kendini geliştirdi ve bu yolda da ilerlemek istiyor.

Her musibetten bir ders çıkarmak buna denir ki gerçeği Koronavirüs örneği gibi:

Solunum cihazı tedarikinde dışa bağlı olan Türkiye, bu bağı kesmiş gibi görünüyor.

Türkiye, yerli solunum cihazı üretimine seri bir şekilde başladı ve çok başarılı sonuçlar elde ediyor.

 SİHA'larla dış pazarlara çıkararak ihraç ettiği gibi solunum cihazı konusunda da yakında dış piyasada yer alacağı görünüyor.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken nasıl olur da Türkiye'nin iç ekonomi piyasası olumsuz bir hava içindedir? Üretimde gerçek manada denetim zafiyeti söz konusu yaşanmaktadır.

 Ülkenin kalkınması ve iç piyasasını canlı tutmak için mutlaka üretimin seri ve hızlı devam etmesi bu süreçle de denetimlerin yapılması gerekmektedir.

Üretmeyen çiftçi ve sanayiciyi denetleyerek sıkıntısını birinci ağızdan dinleyerek desteklemek ve cazip kredilerle teşvik etmek gerekiyor.

Sunulan tüm imkânlardan sonra denetleme mekanizmasını devreye sokarak, gerekli işlemleri kararlılıkla yerine getirerek devlet olma yolunda en ufak bir suiistimal sonucunda büyük cezalara mahkûm etmek gibi bir yasa değil gelenek olması gerekir.

 Gelenekler yasalardan daha etkilidir ki üretimle gelişen ülkeler de yasalar pek geçerli değil yasalar esneyebilir fakat gelenekler asla! çünkü gelenekler fıtrata yerleşir, yasalar uygulamalarla yaşanır.