Tarihin en yıkıcı ve en ölümcül kasırgası

Samuel Colt Kimdir?

Dünya’daki insanlar tarafından yapılan en büyük yapı

İlk En Büyük Uzay Teleskobu

Rudolf Diesel Kimdir?

Dünyanın 5 Doğal Harikası

Orta Çağdan kalma tarihi eserleri ile ünlü şehir Dubrovnik

18. Yüzyıl’da yapılan yağlı boya tablosu

Vanmour Okulu-Sohbet

Roma Heykel Sanatı

Roma Heykel Sanatı Hakkında Bilgiler

Mısır Heykel Sanatı Hakkında Bilgiler

Mısır heykel sanatı nasıldır

Balmumu Heykel sanatı nedir?

Balmumu Heykel Sanatı Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

İzleyenler üzerinde etki bırakan en iyi psikolojik filmler

Tüm zamanların en iyi fantastik filmleri

Usta Oyuncu James McAvoy’un sevilen 5 filmi

Netflix’te izlenebilecek 10 popüler dizi

Efsane Aktör Samuel L. Jackson Filmleri

Polisiye Film Severlerin Mutlaka İzlemesi Gereken 5 Film

Tom Hanks’ın Yer Aldığı Sevilen Filmler

Nadir hastalık sahibi bireyler, yıllık hane gelirlerinin %30’unu tedaviye harcıyorlar 

Mutlu Olmak Sizi Nasıl Daha Sağlıklı Yapar?

Doğum Sonrası Depresyona Ne Sebep Olur?

Metabolizmanızı Güçlendirmenin 10 Kolay Yolu

Kahve’nin Metabolizmanıza Etkileri Neler?

Kilo vermek isteyenler için yaşam tarzı değişiklikleri

Boyun ve Omuzlarınızdaki Strese Bağlı Gerginliği Azaltmanın 5 Yolu



Zülal Türker
21.01.2021 20:30:50
Yine çok güzel bir yazı olmuş tebrikler devamlılığı olmasını diliyorum her yazıyı sabırsızlıkla bekliyorum

SEVİL selamet
21.01.2021 20:53:26
Tebrikler...

İbrahim Tunca
21.01.2021 21:19:09
Ve yine çok güzel hoş bir yazı kaleme almışsın tebrikler, geçmişten günümüze uzanan hayatları yaşanmışlıkları güzellikleri kadar hoyratça doyumsuz nefisler yüzünden yok olan doğa tabiat canlılar, bir virüs insanoğlunu umarım kendisine getirir. Bundan sonra daha huzurlu bir dünya da yaşarız.

COŞKUN GENÇ
21.01.2021 21:52:12
Evet, insanoğlunun kendine açtığı dert, Amerika yeni lideriyle iklim anlaşmasına dönüyor, diğer ülkelerle birlikte harfiyen uyulursa ısınan buzullar, değişen mevsimler eski haline gelecek. Birde ova mahallelerinde boşa akan sular, su akar Türk bakar sözünü ıspatlarcasına...tebrik ederim,

Berrin Doğan
21.01.2021 23:11:09
Yaklaşık olarak bir yıldır dünya gündemini meşgul eden ,hepimizin korkulu rüyası covid konusunu "manevî " yönden ele alan şair Süreyya Eren, iç acıtan bazı gerçekleri de gözler önüne seriyor. Doğaya ve canlılara acımasızca zarar veren, bitmek bilmeyen hırsı ve kibriyle kendini bu dünyanın tek sahibi zanneden insan şimdi yaptıklarının bedelini ödüyor. Bu noktalara değinen şair, yine çok güzel bir şiirle kalbimize dokunuyor. Süreyya Eren'i bu güzel yazısından ve şiirinden dolayı kutluyorum, haksızlıkların ve adaletsizliklerin olmadığı, insana ve doğaya saygılı, sevgi dolu bir dünya diliyorum.

Aytekin ÖZDEMİR
22.01.2021 01:18:22
Güzel ve güncel içerikli bir makale okudum. Yazarımız bir şair. Her makalesini işlediği konuyu pekiştirici güzel bir şiiriyle bitirmesi ayrıca güzel. Bu makalede; Vahşi kar hırsının tüketim toplumu insanını nasıl mahkum ettiğini ve bu kar hırsının vahşice sarmal hale getirilerek insanlığa, ahlakımıza, eğitimimize, çevremize, ve dünyamıza dönülmez zararlar vermeye devam ettiğini, ders alınmadığını okudum. "Çok yemenin azgınları" nekadar güzel bir söz. Bütün felsefeyi bu söz özetliyor. Her zaman güzel şiirlerinizle, güzel ve dikkat çekici yazılarınızla buluşmak ümidiyle Süreyya Hanım.

Neşe Şahin
22.01.2021 13:01:47
Canım benim Güncel konu Pandemi'ye değinmişsin. İnşallah bütün dünyada bu aşılar ve insanların tedbirleriyle, Doktorlarımızın gece gündüz demeden, fedakar çalışmalarıyla inşallah bu hastalığıda atlatacağız.Köşe yazılarını ve şiirlerini çok yerinde buluyorum.Kalemin daim olsun.Basarilar diliyorum.Mutlu güzel bir gün diliyorum.Sevgilerimle

YAZARLAR


Süreyya Eren Şair


 GÜNLER AĞIR

 GÜNLER AĞIR


 GÜNLER AĞIR

   Merhabalar, sonunda bende covit gibi bizleri perişan eden, bu illetten bahsetmek istedim. Rakamsal durumunu ve gelişmeleri hergün sağlık bakanımızdan dinliyoruz. Bilimsel tarafını ise vefakar doktorlarımızın ve profesörlerimizin demeçlerinden dinliyor, okuyoruz.

    Ben maneviyat bölümündeyim bu illetin. Anneannemin bir sözü vardı. 

"Çok yemenin azgınları" derdi bizlere, yaramazlık yaptığımız zamanlarda. Tabi sadece, yemek yemek değildir bu sözün içeriğindeki "Yemek"

    Bizim nesil, çocuklarımızda buna dâhil olmak üzere, kıtlık görmedik refah içinde yaşamış olmasak bile savaşlarla ya da kuraklıkla gelen kıtlıkları görmedik. Peki, biz insanlar ne yaptık? Egolar, hırslar, benlikler, güç sahip olma duyguları, iktidar, mevki, makam gibi hasletler için, bu dünyayı katletmeye utanmadık, utanmayacağızda.

   Doğaya, denizlere, havaya, bilinçli ve sorumsuzca tahribatlar veren insanoğulları. Bu katliamlarda, hiç günahı olmayan hayvanlarıda perişan eden insanlar. Dünya güzel insanların yüzü suyu hürmetine yaşarken, ahlar, beddualar üzerinede felaketler yaşamıyor mu? Onca ahların insanlığa bir uyarısı olacak elbette. Kendinize, çeki düzen verin diyecek elbette.

   Ormanları yok edip kentler imar ettik. Yağmurları kuruttuk kar hiç yok ( Bu yıl bize bereketini sundu şükür ki kar. ) Kıtlıktan korkup yağmur duasına çıkıyoruz. Allah kendisine açılıp yağmur isteyen ellere ne diyecek, ben size akıl verdim, diğer canlılardan daha üstün gördüm ve aklın yanına fikir ekledim, neden akılcı, bilimsel düşünmediniz, her yeri kuruttunuzda şimdi bana el açıyorsunuz yağmur istiyorsunuz demez mi ? O yüce yaradan, ağaçların, evsiz bıraktığımız hayvanların, tek bir otun dahi ahını duymaz mı ? Aklımızı başımıza neden alamıyoruz. Ağladı ağaçlar, ağladı hayvanlar onların gözyaşlarında uyarılar saklıydı insanoğullarına. Bir ülkeyi değil dünyayı uyardı bu illet.

    Ölmekten başka çaresi kalmayan, eziyet edilen kadınlarımız, ahı var onların arşa yükselen. Kanları kurudu  birçok erkeğin ellerinde, kurutmazmı yaradan bu kainat.

    Hele dini kullanmak, dindar görünüp her türlü pisliği mübah saymak, yaradanın sabrı büyük. 

   Geleceğimiz olan çocuklarımız birçoğu katılabildiler mi bu dünyanın şarkısına. Binlercesi krallık yaşarken bir kuru ekmeğe, bir yudum sevgiye muhtaç çocukların ahı var bu dünyaya. Allah bizi gözle göremediğimiz bir virüsle uyarıyor. Kötülüğü, kalleşliği, talanı bırakın diyor.

Günler ağır 

Günler ölüm haberleriyle geliyor 

En güzel dünyaları yaktık ellerimizle

diyor. Nazım Hikmet

    Gençlerimiz, düşünürlerimiz, bizim için yazan çizen, sanatçılarımız ve siyasetçilerimiz öldürülmediler mi, kanlı değilmi bu topraklar, hayatları yarım kalan, hatta başlamadan bitenlerin ahları var bizim yaşamlarımızda.

    Asırlar öncesinden bizlere sevgiyi, hoşgörüyü anlatmışlar Anadolu erenleri yaydıkları ışıkla. " Yaratılmışı severiz yaradandan ötürü " der. Yunus Emre. Irk, din, mezhep ayrımı gözetmeden yaratılmışların en mükemmeli olarak sarılmalıyız birbirimize.

    Bu dünyada ki cenneti yok ettikten sonra, öteki dünyada cennet ummamıza  hakkımız varmı dır.

" Gel ha gel, insan olda gel " diyor ya Hacı Bektaş Veli, daha ötesi yoktur diyorum.

"Sorgulanmayan bir yaşam, yaşanmaya değer değildir" Sokrates.

    Güzel ve insani yaşamların bizlerle olmasını dileyerek, sizlere hoş kalın derken şiir'imi bırakıyorum samimi gönüllerinize.

GÜNEŞE DOĞRU 

Takunyalar giymişti ayaklarına ölüm 

Şehirlerde, köylerde, uzak ülkelerde 

Ağaran sabahla birlikte

Çınladı ayak sesleri sokaklarda

Havanın soğuk soluğundaydı ölüm 

Soylu bir atı arabaya koşmak gibiydi

Evlerinde insanlar

Toprak uyanırken 

Badem çicekleri susuyordu 

Solmuştu doğmadan yapraklar 

Okullar öksüzdü okullar

Babaların çökmüş omuzları kadar kederliydi 

Kırk kat perde indi evlerin camlarına 

Güneşten bahardan korkarak 

Hâlbu ki,

Her gece batarken 

Yıkanmıştı güneş denizde

Sesizce ağlıyordu parklar

Kuyuların çıkrıkları bile

Sadece köpekler uluyordu 

Kimsesiz duvar diplerinde 

Parıldayan yüzüyle 

Gülen güneşe doğru 

SEREN 
    </div>
    <div class=