SİNEMA

Günün Film önerisi

MAGAZİN

Çalgıcı Mektebi’nden  “Sonbahar Tadında Nağmeler”

Ekim ayına ilişkin sosyal yardım desteği ödemeleri bugün başlıyor

İçişleri Bakanlığı açıkladı...

Suudi Arabistan'daki orman yangını etkisini kaybetmeden devam ediyor...

Borçların yapılandırılmasına ilişkin kanun teklifi açıklandı! İşte sonuç...

Bursa’da yangın!

Trabzonspor açıkladı...

YILDIRIM BELEDİYESİNDEN STK’LARA DESTEK




Dr. Muhammed Bozdağ


İNSANLIĞIN KORONA İMTİHANI, SEBEPLER, KORUNMA VE MUHTEMEL GELECEĞİMİZ…

.


5-Korana virüsünden korunmanın ikinci maddi yolu olarak, savunma sistemimizi nasıl güçlendirebiliriz?

Korona virüsüne bir iki yıl içinde yüzde doksan ihtimalle maruz kalacağımıza göre, korkunun ecele faydası yok, düşmanı cesurca göğüslemeye mecburuz. Allah bedenimizi kanser dahil en ağır hastalıklarla, mikrop ve bakterilerle baş edecek kapasitede yaratmıştır. Yeter ki onu doğru yönetelim, düzgün çalışmasını engellemeyelim. Bu konuda bilinmesi gereken pek çok şeyden en hayati birkaçını bu yazıya sığdırayım. Şunları yapalım:

Birinci olarak, sürekli stresten sakınalım. Zihinsel Şifa kitabında yer verdiğim üzere, sürekli stres bütün organların çalışma düzenini çökertir ve her türlü hastalığı mantar gibi patlatır. Korona haberleri toplumun tümünü derin bir korku stresinde boğan en yıkıcı hastalık sebebi haline geldi. Medya bu haberlere derhal son vermiyorsa, biz medyaya derhal son verelim. Virüs bizi korku içinde çökmüş ve zayıf olarak bulmazsa, hastalığı sıradan bir grip gibi atlatabiliriz.

Moralimizi koruyalım. Kronik üzüntü en birinci can alıcıdır. Vücut akraba ölümü gibi en ağır streslere tahammül eder, ama sürekli olan en basit kaygı bir sürü hastalıkları patlatır. Gerekli tedbirleri aldıktan sonra korkuyu sürdürmenin faydası yok ve zararı büyük. Merakımız korona hikayelerine değil, güçlü savunma sistemine sahip olma yöntemlerine odaklansın.

Korona sadece akciğeri enfekte ediyor, vücudu oksijenlenmeyi azaltarak yoruyor. Ölümler, oksijen eksikliğine dayanamayan kronik hastalıklı ve/veya yaşlılar arasından oluyor.  91 yaşında bir kişi hastalıktan kurtulabildiğine göre, bütün mesele savunma sistemimizi güçlü tutmaktır.

İkinci olarak, yeterli D vitamini alalım. Kronik solunum yetmezliği hastalarının yüzde doksanında D vitamini eksikliği bulunmuş. Ayrıca yaşlılarda D vitamini seviyesi dört-beş kat daha düşük. Akciğerlerimizin süper güçlü olmasının en birinci destekçisi D vitaminidir. Modern şehir insanında zaten D vitamini eksikliği yaygın. Güneşe çıkma alışkanlığımız yok. Bir de evlere kapanıp Güneşten gün boyu uzaklaşınca, eve kapananlar inanılmaz bir D vitamini eksikliği tuzağına çekildiler.

Evleri güneye bakanlar balkona, kuzeye bakanlar güney bahçe bulamıyorlarsa, çatıya çıkıp güneşlensinler. Güneşli her dakika büyük bir nimet bu zamanda. Takviye D vitamini hapları alalım. Akciğerlerimizi hiçbir ilaç D vitamininden güçlendirici kılamaz bu virüse karşı. D vitamini eksikse, zaten solunumu yetersiz bir akciğer bir de koronayla boğuşursa vücuda nasıl yetsin?

Üçüncü olarak çinko minerali alalım. İnsanlarda genel bir çinko eksikliği var. Çinko çok hayati fonksiyonlarda görev aldığı gibi, korona virüsünün hücre içinde çoğalmasını bastıran yegâne mineral.

Vücutta çinko emilimini arttıran malum bir grip ilacının koronadan iyileşmeyi hızlandırmasının sebebi çinko emilimini arttırması. Çinko istiridyede, kabak çekirdeğinde bolca var. Çinko takviyesini ise vücut zor özümlediği için, aç karnına almak gerekir.

Dördüncü olarak, C vitamini alımını arttıralım, doğal ve dengeli beslenelim. Vücudun savunmasında en önemli rol sahibi vitaminlerden olan C, depolanamadığı için düzenli alalım.  bu amaçla, bol C vitamini içeren turşu/saukraut, taze meyve, sebze yiyelim. İşlenmiş, konserve, ölü gıdaları uzaklaştıralım.  Yumurta en iyi protein kaynağıdır, baklagiller en dengeli besinlerdir. Pazarlardan alacağımız malzemelerle yemeklerimizi kendimiz yapalım. Bu konuda yazımızın boyutlarına sağmayan, bilinmesi gereken çok şey var.

Beşinci olarak, yüce Allah’a tam güven ve bağlılık içinde olalım ki iç huzurumuz artsın. Maalesef insanlar Allah’a yürekten sığınmayı savaş çıkınca, başlarına ölümcül bir bela gelince akıl ediyorlar. Eğlenceli günlerin ilahı şeytan da, zor günlerin ilahı Allah imiş gibi davranıyor kalabalıklar. En önemli savunma sistemi koruyucusu, kendimizi huzur ve güven içinde hissetmemizdir. Hiç kimse kendisini Allah’a hakkıyla güvenenden daha güvende hissedemez. Yüreklerimize imanı lütfeden Rabbimize hamd olsun ki, en büyük güven kaynağımız imanımız ve tevekkülümüzdür. Allah’a hakkıyla güvenen kalp için ölüm bile bir korkunçluk değil, kainatın sonsuz güzel Sahibinin huzuruna ve cennetine kavuşma sevincidir.

Başımıza ne gelirse, Allah’tan gelecek. Allah’ın koruduğu korunacak, korumadığı korunmayacak. Allah dilemezse en cani virüs bile bize zarar veremez ve Allah dilerse de basit bir sineğin bizi yerlere sermesini kimse önleyemez!

Bu günler bizim için geçmişimizi sorgulama fırsatıdır. Kıyamet günü kimsenin kimseyi kurtaramayacağını, otoritelere şirin görünerek çıkar devşirme riyakarlığının boşa çıkacağını görme zamanıdır. Toplumun gerilimi arttıkça bunu patlatıp sosyal huzuru perişan etmek isteyecek provokatörlere karşı da dikkatli olmaya mecburuz.

Dileyenler, gerilimlerinden kurtulmak ve psikolojilerini iyileştirmek adına Ruhsal Zekâ, İstemenin Esrarı, Zihinsel Şifa kitaplarımdan yararlanabilir.  

Allah milletimizi uyandırsın, umumileşen yanlışlarımızı fark ettirsin. İnsanlığa basiret versin. Zalimleri yenik düşürsün, bizi zalimlerden değil, razı olduklarından kılsın. Bu imtihanı sabırla, şükürle, başarıyla, huzurla, sağlık ve esenlikle atlatmamızı nasip eylesin.