Google’nin ortaya çıkış hikayesi

   Muhteşem manzarada balık avı

Modern fiziğin babası Galileo Galilei Kimdir?

Sebebi Hala Bilinmeyen Reichstag Yangını

Tarihin en yıkıcı ve en ölümcül kasırgası

Samuel Colt Kimdir?

Dünya’daki insanlar tarafından yapılan en büyük yapı

Fransız heykeltıraş Auguste Rodin tarafından üretilen sanat eseri

Auguste Rodin-Düşünen Adam

Antik Yunan Heykel Sanatı

Antik Yunan Heykel Sanatı Hakkında Bilgiler

Pierre Auguste Renoir Kimdir ve eserleri

Pierre Auguste Renoir’un en bilinen 5 eseri

18. Yüzyıl’da yapılan yağlı boya tablosu

Vanmour Okulu-Sohbet

Gözünüzü kırpmadan izleyeceğiniz aksiyon filmleri

İki Kere Oscar Ödülü Kazanan Oyuncu Kevin Spacey Filmleri

İzleyiciye en çok merak uyandıran bilim-kurgu filmleri

Netflix’te mart ayında izleyiciyle buluşanlar

Julianne Moore’ın rol aldığı en iyi 3 film

İzleyenler üzerinde etki bırakan en iyi psikolojik filmler

Tüm zamanların en iyi fantastik filmleri

Kalabalık Korkusu ile Nasıl Yaşanır?

Saçınızı ne sıklıkta yıkamalısınız

Saçlarınızın kırılmasına sebep olan şeyler

Mutlu Olmak Sizi Nasıl Daha Sağlıklı Yapar?

Doğum Sonrası Depresyona Ne Sebep Olur?

Metabolizmanızı Güçlendirmenin 10 Kolay Yolu

Kahve’nin Metabolizmanıza Etkileri Neler?



YAZARLAR


Atilla GÜNEY / Yazar


      Sen Ben Davası Mı Hortladı?

.


Türkiye Büyük Millet Meclisi ne kavga yeridir ne de ayrişmanın yeridir. Fikirler ayrı olabilir fakat söz konusu milli meseleler olunca Türkiye olarak tek yumruk olmalıyız

Ülkenin bunca sorunları varken siyasetçilerin kavga etmesi, devlet geleneğine uygun olmadığı gibi ülkeye de fayda sağlamaz.

Vatandaşın zaten ekonomi ve pandemiden dolayı morali bozuk. Üstüne üstelik siyasetçilerin yapmış olduğu tartışma ve kavga vatandaşı daha da umutsuz ve mutsuz ediyor.

 Millet olarak teröre karşı tek yumruk olunması gerekirken gerek iktidar gerekse muhalefetin çekişmesi terörün ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey değildir.

 Hâlbu ki ulusal ve milli çıkarlar doğrultusunda birlik beraberlik bir devletin hem geleneği hem kuralı hem de duruşudur.

 Gara’da kahpece ve sinsice şehit edilen 13 kahramanın ailelerinin sergilediği metanet ve sağduyuyu maalesef devlet erkânları sergileyemedi.

Bu gibi ülke genelini ilgilendiren önemli konular üzerinden başka hesaplar yaparak vatandaşın tepkisini çekmek akıl karı değildir. Olsa olsa bilgisizlik ve becerisizliktir.

1000 yıllık bir devletin geleneğini ve duruşunu küçük hesaplara heba etmek, devletin geleceğine ışık tutmaz aksi takdirde karanlığa ve belirsizliğe sürükler.

Oysaki koca imparatorluktan süre gelen bir devlet anlayışının daha yüce, daha makul, daha emin adımlarla ilerlemesi gerekirdi.

 Bugün siyasetçilerin kullanmış olduğu dil, devletimize, milletimize, birliğimize, diriliğimize ve var oluşumuza hiç ama hiç yakışmıyor.

Doğru bir tanedir. Doğruyu söylemek hiç bir zaman suç olmamalı. Dost acı söyler fakat doğru söyler.

Gerek iktidar gerek muhalefete öğütte bulunanlar doğruyu söyledikleri için, duruşlar ne muhalefet tarafından ne de iktidar tarafından bir taraflara çekilmemeli. Neticede ”Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.”  Tahamülsüzlük o kadar ilerledi ki insanlarımızın ruh hali adeta birer pimi çekilmiş el bombasına benziyor.

Seksenli yıllara nasıl gelindi. Yetmişli yıllardaki sen ben davası vardı yine o günlerde ve siyasetçiler kavga ediyordular. Bu kavgayı hergün körükleyen dış mihraklar içerde bazı hainleri elde etmişlerdi.

Güzelim ülkem ikiye bölünmüştü “SAĞCI-SOLCU” adı altında kardeş kardeşi düşman bellemişti. Neticede darbe yapıldı. Ekonomi olarak 50 yıl geriye gittik. Tamiri olmayan acılar yaşadı bu millet. Hiç yoktan gencecik delikanlılar bir sizden bir bizden derken daha sakalı bile çıkmamış çocuk yaşta olan canlar idam edildi.

Bugüne baktığınızda yine karanlık eller ülkenin ufkuna elini sokulmuş, yine insanlarımızı bir birine düşman edenler var.

Yine seneryolar yazılıp çiziliyor bana kalırsa bu gidişat iyi bir gidişat değil. Acilen bir birimize sarılmamız lazım. Siyasette barış, ekonomide kalkınma, hukukta adalet, millet olarak kardeşlik, en önemlisi vatana eskisinden daha fazla sahip çıkmak lazım.

 Dünya genelinde etkili olan salgınla mücadelede millet olarak üzerimize düşen duyarlılığı elden bırakmamalıyız. Kurallara uymak "hem insani hem de vicdani bir sorumluluktur."