Üç Temal Kavramla İnka Mimarisi ve Mimarinin Öne Çıkan 7 Eseri

Dünyanın en acımasız ve çok korkulan korsanı

Tarihin En Acımasız Korsanlarından Henry Morgan İlk Yasal Korsan

Kristof Kolomb Hakkında Merak Edilenler

İnsanlar tarafından yapılmış olan dünyanın 7 harikası

Antik Roma mitolojisi hakkında merak edilenler

Romanların etimolojisi, yaşam tarzları ve tarihçesi

Napolyon ordularına direnen İspanyalıların anısına çizilen tablo

Madrid’de 3 Mayıs 1808 Tablosu

‘En’lerin mekanı Rahmi M. Koç Müzesi

Aralık 2008 tarihinde Veda Turu isimli son seferini gerçekleştirdi

Mitoloji, tarih ve dinsel konulardan esinlenen William-Adolphe Bouguereau’nun tüm eserleri

William-Adolphe Bouguereau’nun tüm eserleri tabloları

Dünyanın en önemli 10 sanat eseri

Dünyanın en önemli 10 sanat eseri

Netflix'in en iyi gençlik dizileri ve filmleri

Motivasyon filmleri arasında izleyebileceğiniz en iyi 10 motivasyon filmi

Edward Norton’un en iyi 10 filmi

Mitoloji konulu film severler için 5 mitoloji filmi

Tüm zamanların en iyi 20 mafya filmleri listesi

Sandra Bullock’un Yer Aldığı 5 Muhteşem Film

Anne Hathaway’ın En İyi 15 Filmi

Kışın Cildinizin Kurumasını Engellemek İçin 5 İpucu

Gözenekleri Açma Hakkında Yanlış Bilinenler

Bipolar Bozukluk ve Şizofreni Arasındaki Farklar Nelerdir?

İçe Dönüklük Nedir Nasıl Anlaşılır Özellikleri Nelerdir

Uyku Sorunu yaşayanlar için öneriler

Evde nasıl yüz temizleme toniğini yapabilirim

Cilt Tipine Göre Tonik Seçimi Nasıl Yapılır



SEVİL selamet
19.12.2020 20:57:13
Çocukluguma gitmek hep beni mutlu eder. Bu yazıda da yine okudukça çocuk oldum sayende... O dönemde yaşadığımız ne kadar zorluk kısıtlamalar da olsa.. her ortamda ve zorlukta.,mutlu olmayı bilen yüzü gülen çocuklardık biz... Tebrikler güzel arkadaş, sığınabileceğim güzel dost...

Ibrahim tunca
19.12.2020 20:57:41
Sureyya hnm yine harika bir yazı ve siir yazmissiniz sizi kutluyorum, tebrikler ,yazıyı okurken birkez daha 50 yıl geriye gittim çocukluğumda sokakta oynadığımız oyunlar filim şeridi gibi geçti gözümün önünden birkez daha teşekkür ediyorum sağolun o günleri yaşattığın için başarılar diliyorum sağlıkla kal

Coşkun Genç
19.12.2020 21:46:09
Televizyonlarda 80 ler, 90 lar ismiyle diziler, yada 68 kuşağı 78 kuşağı gibi o zamanların hatırlanması... Maddi herşeyimizin olmadığı ama şimdi hayatta olmayan canlarımızla beraber mutlu olduğumuz o, güzel günlerimiz...teşekkür ederim.

Elif Burhan
19.12.2020 21:46:45
Sayenizde ne kadar güzel bir çocukluk geçirdiğimi tekrar hatırladım. Kaleminize yüreğinize sağlık.

Berrin Doğan
19.12.2020 23:06:18
Sokakların neşeli çocuk sesleriyle çınladığı o eski yıllara gittim bu güzel yazıyı okurken. O zamanlar sokaklar kuşaktan kuşağa aktarılan oyunların yanısıra sevginin, kardeşliğin ve paylaşmanın da sergilendiği yerlerdi. Sokağa çıkmayı hak etmek için ev ödevleri bir an önce bitirilirdi. Sokaklar cıvıl cıvıl, renkli ve hayat doluydu. Modern hayatın getirdiği yaşama biçimi, internet ve sosyal medya gibi faktörlerin etkisiyle bu güzellikler zamanla kayboldu maalesef. Onların kaybolmasıyla sokakların sesi de sustu, rengi de soldu. Bu noktaları ele alan , bizi çocukluğumuzun o güzel masal dünyasına götüren yazısından dolayı şair Süreyya Eren'i kutlar, çalışmalarının ve başarılarının devamını dilerim.

Aytekin Özdemir
20.12.2020 00:38:15
Süreyya Hanım, Blok yazınızı ve şiirinizi nefes almadan okudum. Okururken çocukluk yıllarım hüzün ve özlemle gözlerimin önünden geçti. Galiba bizim kuşaktan sonrası; çocukluk yıllarını okadar doğal, samimi ve içiçe yaşama şansını asla bulamıyacaklar. Çünkü teknoloji, iletişim ve dijital gelişmeler çocuklarımızı bile yalnızlaştırıdı. Yazınızdaki ve şiirinizdeki güzel özlem ve dilekler hepimizin özlemi ve dilekleri olduğunu bilmelisiniz. Köşenizi Okuyan herkes mutlaka aynı özlemi aynı heyecanı aynı duyguyu tadarak kendi çocukluklarına gideceklerdir. Okuyucuya güzel duygular yaşattığınız için size sonsuz teşekkürler.


Süreyya Eren Şair


 YAŞARKEN BÜYÜMELİYDİ ÇOCUKLAR 

 YAŞARKEN BÜYÜMELİYDİ ÇOCUKLAR 


 YAŞARKEN BÜYÜMELİYDİ ÇOCUKLAR 

Çıkaralım çocuklarımızı sokaklara, on kuruşları, beş kuruşları delikli paraları olsun. Çamurdan cızlavetlerini kaldıramasınlar, ama içlerinde huzur olsun.

   Gizli gizli sigara içen, saçları biryantinli yeni yetmeyi anasına şikayetleri olsun en azılı suçları.

   Çıkaralım çocuklarımızı sokaklara, körebe, yağ satarım, bal satarım oynasınlar.

"Atarlar tutarlar, en güzelini kaparlar" diyerek, sırasıyla bir bu sıradan, bir o sıradan, güzel çirkin ayırmadan kapsınlar birbirlerini. Bizlerde bu masum dünyadaki düzene hayran olalım. Arap saçı, çelik çomak, kulalı saklambaç, bülbül kafeste, çatlak patlak, birdirbir, istop oynasınlar.

Birdirbir 

İkidir iki olur tilki

Üçtür üç yapması güç 

Dörttür dört kuş gibi öt

Beştir beş aldım bir eş 

Altıdır altı yaptım kahvaltı 

Yedidir yedi elim sırtına değdi 

Sekizim seksek 

Dokuzum durak

Akşam ezanı okunana dek, çığlık çığlığa duyumsuz arkadaşlığın, dostluğun, hınzırlığın, birbirlerinin yaramazlıklarını örtbas etmenin tadı damağında girsinler evlerine.

Ev ev evine

Köy köy köyüne 

Kimin evi yoksa 

Sıçan deliğine diye bağırsınlar.

   Çıkaralım çocuklarımızı sokaklara, onların olanı onlara verelim. Kültürümüzün oyunlarını, nesilden nesile ulaştırsınlar. Sanal değil gerçek olsun hayatları. Gerçeği görüp hakikatı yaşasınlar.

   Geçmiş günlerin güzelliğini, o günlerdeki çocuklukları yazınca, şimdiki, bireyselleşmiş geleneksel cocukluktan uzak internet oyunlarıyla yaşayan çocuklarımızın durumu, ister istemez kulağımı yüreğimin hüzünlü çığlıklarına maruz bırakıyor. Eski günlerin çocukluğunu yaşamış biri olarak, bu duygu girdabından çıkmak zor.

   Oyun sonrası, toplayalım çocuklarımızı evlerimize. Sobanın yanında, alüminyum leğende yıkasınlar sabun kokusunda.Tabi rahat durmazlarsa, hamam tasını başlarına yemekte var bu hizmetin içinde. Akide şekeri ve el öpmeler  olacaktır hamam sonrasında. " Sıhhatler olsun, güle güle kirlen" ne güzel temennilerimiz vardı eski günlerde. Bizdik o çocuklar.

    Ninelerinin yaydığı yayık ayranı, el değirmeninde öğütülmüş bulgur aşı, dağlardan toplanmış, kuzu kulağı, galdirik otu kavrulsun bakır tavalarda, taze undan yalaş yapılsın, üzerine bolca tereyağ soslansın. Saçın üzerinden alınsın sıcak mısır ekmeği, güneşte kurutulmuş çökelek gömülsün arasına. Gönülleri şen olsun çocuklarımızın,

kızarsın yanakları elma elma. 

.....

"Uçurtmam bulutlardan yüce 

Zıpzıplarım pırıl pırıldır 

Ne güzel dönüyor çemberim 

Hiç bitmese horoz şekerim" demiş Cahit Sıtkı Tarancı. Bende diyorum ki, hiç bitmeseydi samimiyet dolu yıllarımız ve çocukluğumuz. Eskilere gitmek ruhunuza hasar versede üstesinden geliriz. Çünkü o gürbüz çocuklarız biz. İç dünyalarımız kardeşlikle, sevgiyle, oyunlarla gelişti. O sebepten ruhlarımızın özgürlüğü.

    Çocuk yapmak bizim dünyevi görevimiz olmamalı, çocuklarımız kendi arzularıyla gelmiyorlar bu dünyaya. Buna mukabil bizlerin yegâne görevi onlara en güzel hayati ve istikbali sunmaktır.

   Sevgili okuyucularım, bu yazımda da çocuklar dedim. Kadınlar ve çocuklardan nasıl çıkabilirim, böyle hassas konunun üzerine daha çok yazacağımı düşünüyorum.

   Sizlere sonsuz saygılarımı sunarken, cocuklar için yazdığım şiirimi bırakıyorum yüce gönüllerinize.

 

ÖMÜR DÜŞE 

Yaşarken büyümeliydi çocuklar 

Gamzelerini güneş öpmeliydi 

Sesleri sevişmeliydi sokaklarda

Yapış yapış kirli ağızlarından 

Bizden size kim düşe 

Akşamın ezanına uymalıydı ayakları 

Düşerken yorgun başları 

Çorba tasına 

Düşleri özgür ve mavi olmalıydı 

Yün döşeklerinde

Bizden size kim düşe 

Ekmek düşe, ömür düşe, emek düşe

Yaşarken büyümeliydi çocuklar Analarının leçek kokusunda

Analarınım bağır baharında 

Mangalda meşe odununun korunda

Duvarda şahmeran işli halının ucunda 

Masalların masallarında 

Elim elimin üzerinde 

Kimin eli en üstte 

Zeki'nin eli Haso'nun eli

Gıdık gıdık, kikir kikir

Gülmekten ölmeliydi çocuklar.