SİNEMA

Günün Film önerisi

MAGAZİN

Çalgıcı Mektebi’nden  “Sonbahar Tadında Nağmeler”

Bakan Soylu’dan sert tepki

Ekim ayına ilişkin sosyal yardım desteği ödemeleri bugün başlıyor

İçişleri Bakanlığı açıkladı...

Suudi Arabistan'daki orman yangını etkisini kaybetmeden devam ediyor...

Borçların yapılandırılmasına ilişkin kanun teklifi açıklandı! İşte sonuç...

Bursa’da yangın!

Trabzonspor açıkladı...




Mehmet Emir Aksoy Siyaset Bilimci


Amerikan Rüyasından Kabusa          

.


Dünyayı sivil bir örümceğin ağında “ Demokrasi Projeleriyle” dizayn eden ve bundan dolayı asla güç kullanmaktan çekinmeyen , Demokrasi İhracatçısı (!) konumunda olan bir ülkenin iç meseleleri üzerinde durmak istiyorum.

ABD’nin kendi kıtası içerisinde birçok ülkeyle diplomatik krizler yaşamalarına rağmen huzur politikası yürüttüğünü biliyoruz.Olası iç ve dış karışıklıkları kendi kıtalarından uzak tutmak isteyen ABD yönetimi , Venezuella’yla yaşadığı onlarca soruna rağmen , askeri müdahale seçeneneğini kullanmadı .Aynı durum Castro yönetimiyle de yaşanmıştı ,Türkiye’nin de içinde olduğu füze krizinde ,mekik diplomasisi ve nezaket iklimiyle sorunlar çözülmeliydi. Ülkeler arasında yaşanacak tüm savaşlar ve iç karışıklıklar kendilerinden binlerce kilometre uzakta yaşanmalı ve yaşanan krizlerden en büyük faydayı ABD sağlamalıydı.

Nitekim de bugüne kadar böyle oldu.

Dünyanın en büyük demokrasi ve insan hakları ihracatçısı ABD ,  milyonlarca insanın ölümüne sebep olarak bir çok Ortadoğu ülkesine demokratik düzen inşa etmeyi kutsal bir görev olarak addetmişti.

Dünya bu emperyal güce asla sesini çıkartamıyordu . Nasıl sesini çıkartabilirdi ki ?

2 Temmuz 1964 yılına kadar , ABD’de yaşayan siyahiler sesini çıkartabilmiş miydi ?

Endüstrileşme ve Sanayileşmenin insan merkezli olduğu bir dönemde ,Üniversitelerde siyahiler ve beyazlar farklı eğitimler alıyor ,farklı tuvaletleri kullanıyor ,siyahiler adeta aşağılanıyordu.

Amerikalı beyazlar ülkenin en yüksek gelirli işlerine sahipken ,  Siyahiler rağbet görmeyen işlerin avcıları konumundaydı.

Kölelik illüzyonu sadece şekil değiştirmişti…

Üstelik bu durum sadece ABD’nin kendi ülkesinde ki siyahilere mahsus değildi.

ABD’de yaşayan siyahiler ,Ortadoğu’da yaşananlardan haberleri olsa kendilerini çok şanslı hissederlerdi.

Sadece Irak’ta iki milyon kişinin ölmesiyle sonuçlanan kanlı demokrasi ihtilallarına biz zati şahit olmuşlardı.

Son olarak Georgge Flloyd ölümüyle gündeme gelen siyahi düşmanlığı , ABD’de onlarca farklı etnik grubun sokaklarda protestosuna sebep oldu. Nitekim demokratik haklarıydı .

                Birçok farklı ülke de bu insan hakları ihlaline tepki koydu.

                Pekala sormak istiyorum ?

                Vietnam’da , Afganistan’da ,Irak’ta ,Suriye’de bu insan hakları savunucuları neredelerdi ?

                Elbette gözler kör , kulaklar sağırdı…

                Oysa bir insana yapılan insanlığa yapılan bir zulümdür.

                Acıların ,seni ve beni yoktur. Biz ,olmayan bir acının gücü yoktur.

                Nazım Hikmet’in , Sen Yanmazsan ben yanmazsam biz yanmazsak Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa sözleriyle bitirmek istiyorum.

                Sözlerimi Sen yanmazsanben yanmazsam Biz yanmazsak Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa Nazım Hikmet