DÜNYA

Günün Film önerisi solaris

MAGAZİN

Eylül ayı magazin gündemine kavga skandalı oturdu

(Özel) Orman değil hazine

Osmangazi Belediyesi Temizlik ve Dezenfeksiyonda Durmak Yok

16 MİLYON TL YATIRIMLA 30 KİLOMETRE HAT DÖŞENDİ

ÇİFTÇİMİZİN DURUMU KAYNAKLARIN BİTTİĞİNDEN DEĞİL HÜKÜMETİN ANLAYIŞTAN KAYNAKLANIYOR

AKHİSAR’DA NAİM SÜLEYMANOĞLU PARKI YÜKSELİYOR

Önce sevgiyle köpeği kandırdı, sonra kaçırdı, o ânlar güvenlik kameralarına yansıdı

Bursa Büyükşehir belediyesi Kültür Akademisi yeni dönem hazırlıklarını tamamladı




Mustafa Demir İktisatçı / Şair - Yazar


BUGÜN DAHA MUHTEŞEMSİN SEN  AYASOFYA

.


1453 Tarihinde İstanbul’u fetheden ve Peygamber Efendimizin övgüsüne mazhar olan Fatih Sultan Mehmed Han,Ayasofya’yı Cami olarak ibadete açmış,gök kubbeye bir ok atıp ezan okumuştur.Hiçbir kimsenin inancına set çekmemiş olup,bilakis yardımcı olmuş,sevgi ve güven kazanmıştır.


          Haçlılar bunu hazmedememiş olup,yıllarca İstanbul’u nasıl geri alırız veya neler yapabilirizi konuşmuşlardır.Saltanatlara saldırmışlar,yıkmak için mücadele etmişlerdir.İçten ve dıştan hain planlarla çökertmeye çalışmışlardır.Hala iki yüzlü Avrupa oyunlar oynamaktadır.Aradan 481 geçtikten sonra,Ayasofya vakıf malı olmasına ve Fatih’in bedduasına rağmen önce cami olmasına son verilmiş,daha sonra müzeye çevrilmiştir.
1934 yılında Bakanlar Kurulunda alınan müze kararı, 2020/2595 nolu Danıştay Kararıyla iptal edilerek, aslına yani Cami olarak kullanılması kararlaştırılmıştır.Aynı günde Cumhurbaşkanlığı Yürekli ve sarsılmaz kararıyla,Diyanete kullanımını devretmiş ve sonuçlanmıştır.Alem-i İslam bu karar için bayram yapmaktadır,sevinç içerisinde.İkinci bir Fetih heyecanı vardır.
          AYASOFYA'NIN TARİHİ
        Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu'nun İstanbul'da yapmış olduğu en büyük kilise olup aynı yerde üç kez inşa edilmiştir. 
İlk yapıldığında Megale Ekklesia (Büyük Kilise) olarak adlandırılmış, 5'inci yüzyıldan İstanbul'un fethine kadar Hagia Sophia (Kutsal Bilgelik) olarak isimlendirilmiştir. İmparator Konstantios tarafından 360 yılında yaptırılan Megale Ekklesia ve İmparator II. Theodosis'in 415 yılında yeniden inşa ettirdiği kilise halk ayaklanmalarında yıkılmıştır. Günümüz Ayasofya'sı, İmparator Justinianos tarafından dönemin iki önemli mimarı Tralles'li (Aydın) Anthemios ve Miletos'lu (Balat) İsidoros'a yaptırılmıştır.
16'ncı ve 17'nci yüzyıllarda, Ayasofya'nın içine mihraplar, minber, müezzin mahfilleri, vaaz kürsüsü ve maksureler eklenmiştir.Yapının dışına farklı dönemlerde yaptırılan minareler, medrese, sıbyan mektebi, muvakkithane, şadırvan, sebiller, güneş saatleri, mütevelli heyeti odası ile Ayasofya, Osmanlı Dönemi'nde kompleks bir yapıya dönüştürülmüştür.

            AYASOFYA’NIN  CAMİ OLUŞU…
           916 yıl kilise olarak ibadete açık olan yapı, Fatih Sultan Mehmed'in 1453'te İstanbul'u fethetmesiyle camiye çevrilmiştir. 29 Mayıs 1453'te, Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u aldığında, Ayasofya yaralı Bizans askerlerinin, kadın ve çocukların sığınma yeriydi.
İstanbul'un Osmanlı Devleti'nin eline geçmesinden sonraki birkaç gün boyunca Ortodoks Kilisesi mensupları Ayasofya'da ibadete devam etti.
1 Haziran 1453'te İstanbul'daki ilk Cuma namazını burada kılan Fatih Sultan Mehmet, Ayasofya'nın Osmanlı yönetimi altında cami olarak hizmet vereceğini duyurdu. Mihrap ve minber yapıldı, çan ve Haç kaldırıldı. Mozaiklerin üstü kapatıldı.


1481'de ilk minaresi inşa edildi. Fatih Sultan Mehmet'ten sonra tahta geçen Sultan İkinci Bayezid zamanında bir minare daha dikildi.
1509'daki büyük İstanbul depreminde ilk yapılan minare yıkıldı, yerine tuğladan bir minare yapıldı
Diğer iki minare de Sultan İkinci Selim zamanında, Mimar Sinan tarafından yenileme çalışmaları sırasında inşa edildi. Bu sebeple Ayasofya'nın farklı zamanlarda yapılan 4 minaresi birbirinden farklı.
İkinci Selim'in türbesi Ayasofya içindeki ilk padişah türbesi oldu. Ayasofya'da, içinde padişahların, eşlerinin ve şehzadelerin de yer aldığı 43 farklı türbe bulunuyor.
Bunların arasında Sultan Üçüncü Murat, Sultan Üçüncü Mehmet, Safiye Sultan ve Nurbanu Sultan da var.
Sultan Ahmet 1616'da Sultan Ahmet Cami'ni inşa ettirene kadar Osmanlı Devleti'nin en büyük ve en önemli camisiydi.
1739'da camiye medrese, kütüphane ve aşevi de eklendi. 1847-1849 arasında yenilenme çalışmaları sırasında kapalı kalan Ayasofya, cami olarak son kez 1849'da açıldı.   


        AYASOFYA’NIN MÜZE OLUŞU…
        1923'te cumhuriyetin ilanından sonra cami olarak kullanılmaya devam etse de, Ayasofya 1931'de kapatıldı. Ayasofya, Atatürk'ün emri ve Bakanlar Kurulu kararı ile 1935 yılında müzeye dönüştürülmüştür. Atatürk'ün verdiği izin sonrası başlayan çalışmalar 15 yıl sürdü ve 1947'de tamamlandı.1996'da Dünya Anıtları İzleme listesine alınan Ayasofya'nın kubbesi ve minareleri, Dünya Anıtları Fonu'nun da desteğiyle 1997-2002 arasında restore edildİ.Müze aynı zamanda UNESO Dünya Mirası listesinde.
               Ama unutulan ve göz ardı edilen bir gerçek vardır.O da Ayasofya Özgürlüğümüzün ve Feth-i Mübinin bir sembolüdür.

Bediüzzaman Hazretleri, zamanın idarecilerinden 3 şey istemiş:


1. Ezanın aslına dönmesi,
2. Risalelerin serbest olup basılması,
3. Ayasofya'nın tekrar camiye çevrilmesi.

             Ayasofyanın özellikle camiye çevrilmesinin temel sebebi, Ayasofya'nın bir sembol olmasıdır. Bu açıdan tekrar mabed haline gelmesi özel bir önem arzeder. İspanya topraklarında bulunan ve en büyük İslam mabedlerinden biri olan Kurtuba Camii, kilise olarak kullanılmaktadır. Bizim de Fethin sembolü olan Ayasofya’yı cami olarak kullanma hakkımız vardır.
            Öte yandan, burayı ibadete açabilmemiz siyasi özgürlüğümüzün de bir simgesi olacaktır. Çünkü bazı güçler burayı cami olarak görmemek için baskı uygulamaktadır. Üstad Hazretlerinin buranın camii olarak kullanılabilmesini özellikle istemesinin altında yatan sebep budur.Birini (Ezan-ı Muhammediyeyi Türkçeden aslına yani Arapçaya çevirmiş) Rahmetli Menderes yapmış ve hayatıyla ödemiştir.Son ikisi de Cumhurbaşkanımız RECEP TAYYİP ERDOĞAN’a nasip olmuştur.
             24 Temmuz Cuma Namazı için milyonlar hazır beklemektedir.Diyanetin hazırlığı hızla başlamıştır.Haçlı zihniyetinin kalıntıları çöp olmaya devam etmektedir.Korkunun ecele faydası yoktur.
             Cesareti ve İmanıyla bu uğurda çalışanlara binlerce  teşekkürler…