Google’nin ortaya çıkış hikayesi

   Muhteşem manzarada balık avı

Modern fiziğin babası Galileo Galilei Kimdir?

Sebebi Hala Bilinmeyen Reichstag Yangını

Tarihin en yıkıcı ve en ölümcül kasırgası

Samuel Colt Kimdir?

Dünya’daki insanlar tarafından yapılan en büyük yapı

Fransız heykeltıraş Auguste Rodin tarafından üretilen sanat eseri

Auguste Rodin-Düşünen Adam

Antik Yunan Heykel Sanatı

Antik Yunan Heykel Sanatı Hakkında Bilgiler

Pierre Auguste Renoir Kimdir ve eserleri

Pierre Auguste Renoir’un en bilinen 5 eseri

18. Yüzyıl’da yapılan yağlı boya tablosu

Vanmour Okulu-Sohbet

Gözünüzü kırpmadan izleyeceğiniz aksiyon filmleri

İki Kere Oscar Ödülü Kazanan Oyuncu Kevin Spacey Filmleri

İzleyiciye en çok merak uyandıran bilim-kurgu filmleri

Netflix’te mart ayında izleyiciyle buluşanlar

Julianne Moore’ın rol aldığı en iyi 3 film

İzleyenler üzerinde etki bırakan en iyi psikolojik filmler

Tüm zamanların en iyi fantastik filmleri

Kalabalık Korkusu ile Nasıl Yaşanır?

Saçınızı ne sıklıkta yıkamalısınız

Saçlarınızın kırılmasına sebep olan şeyler

Mutlu Olmak Sizi Nasıl Daha Sağlıklı Yapar?

Doğum Sonrası Depresyona Ne Sebep Olur?

Metabolizmanızı Güçlendirmenin 10 Kolay Yolu

Kahve’nin Metabolizmanıza Etkileri Neler?



YAZARLAR


Hakkı Güleç Uzman Aile Danışmanı


Eğitim ve öğretim notlarımdan

.


Eğitim ve öğretim notlarım

     Okul müfredatımız çok geniş ve derindir. En çok ezberleyen öğrencilerimiz çok şey bilirler ancak çok bildikleri konulara dair merak uyandıracak soru sorarsanız, “Böyle sorumu olur?” bakışı ile sizi yargılayabilirler.  

     Ezberlenmiş bilgileri duymaya yönelik sorular merak uyandırmazlar. Merak uyandıran sorular, konunun özünü anlamaya yönelik sorulardır. 

Ör: Dünyanın her yerinde dört mevsim var mıdır, yoksa neden yoktur? Sorusu düşündürten ve merak uyandıran sorudur.  

*Kaç çeşit mevsim vardır? Diye sormak merak uyandırmaz çünkü bilgi sorusudur. 

     Öğrenme nasıl yapılmalıdır? 

     Öğrenme hafıza ile değil, zihin ile yapılmalıdır. 

      Ezberleyerek değil, düşünerek öğrenmeliyiz.
      Yani aklın yönetiminde zihnimizin ürettiği  sistemli düşünme yapmalıyız.  

     Sistemli düşünme: Bilgi, konu ve olayların sorgulanması, eleştirilmesi ve analiz edilmesidir. 

     Bilgi ezberleyerek beyni depo gibi kullanmak yerine, bilgi üzerine sistemli düşünerek beynimizi bir imalathane gibi kullanmak gerek.  

       Sistemli düşünme yaparak öğrenme, akıl çapımızın gelişmesini sağlar.   

      Gelişmiş ülkelerde özellikle 12 yaşına kadar hiçbir bilginin ezberlenmesi istenmez çünkü zihinsel gelişimin sağlanması önemlidir. 

      Gelişmiş ülkelerde lise ve üniversitelerde ve ayrıca ülkemizin akademik başarısı yüksek üniversitelerinde de bazı ders hocaları sınav anında tüm bilgi  kaynaklarının sıra üzerinde açık  “open the book” olmasını sağlarlar 

      Amaç bilgilerin, formüllerin, bağlantıların ezberlenerek değil anlaşılarak öğrenilmesidir.     

        ODTÜ öğrencilik yıllarımda sınav anında “open the book” uygulandığını hatırlarım. Bu tarz sınavda, öğrencinin bilgi ezberleme ve bazılarının da kopya hazırlama yerine, zamanlarını konuyu anlamaya harcamalarını sağlar ve ders çalışma verimi artar.  

       Ülkemizde okul başarısı ve sınav başarısı yüksek öğrenciler konuları anlayarak öğrenenlerdir.  

      Dikkat edersek sistemli düşünme yapamayanlar zihinsel verimi düşmesinden dolayı, özellikle matematik ve fen derslerinde oldukça zorlanırlar.   

       Ana okullarından başlayarak başta ezber eğitime daha da ağırlık verilmesi, sınıfta kalmanın kalkması ve öğretmen otoritesinin azaltılması öğrenci başarısını oldukça düşürmüştür.  

   Ülkemizde son dönemlerde ilköğrenim başarısının düşmesine bağlı olarak, dünya üniversiteleri karşısında üniversitelerimizin akademik başarı derecesi oldukça düşmüştür. (Bkz: www. Webometrics.com) 

       2005 yılına kadar öss merkezi sınavlarında  matematik ve fen dersleri  çözüm ortalaması 45 soruda 12-15 soru civarı iken, her geçen yıl düşüş kaydederek bu sayı ortalama  3-4 soruya kadar düşmüştür. 

     Ancak tüm bu koşullara rağmen içten gelerek, azimle ve doğru yöntemle ders çalışan öğrencilerimiz sadece ülkemizde değil, yurt dışı akademik başarısı yüksek üniversitelerinden de başarı bursu kazanmaktadırlar.   

Ders çalışma veriminin arttırılması  

     Öğrencilerin, öncelikle iç disiplinlerinin ve iç motivasyonlarının gelişmiş, ders çalışma isteklerinin olması gerekecektir. 

    İç motivasyon/iç denetim: İçten gelerek elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmaktır. Gelişim odaklı, değerler eğitimi sayesinde iç motivasyon gelişir. Sağlıklı aile ortamında bireylerinin sınır ve sorumluluk bilinci gelişmiştir. Her birey statüsünün  gerektirdiği rollerin standardının farkındadır. Aklı ve vicdanı hep devrededir. Kendisine yakışmayanları yapmaz, işini elinden geldiğinde en iyi ve  özenle yapmaya çalışır.     

    Aile içinde hiç kimse başarılarından dolayı ya da vazifesini yerine getirdiği için bir ödül almaz, bireyler arası rekabet değil, dayanışma ve yardımlaşma vardır.   

   Başarısızlıklar karşısında ceza değil, durum değerlendirmesi vardır. Konuyla ilgili duygu düşünceler dile gelir; eleştiri/özeleştiri yapılır. Sorundan ders çıkartılacak kadar ilgilenilir, geçmişe değil daha çok soruna ve çözüme odaklanılır. 

    Dış motivasyon/ dış denetim: Ödül, ceza, rekabet ve övgü dış motivasyonu/dış denetimi sağlamaya yöneliktir; sürdürülebilir değildir ve insan doğasına uygun değildir.        

       Çünkü yapılan işi, çalışılan dersi içten gelerek severek yapmak yerine, dış koşullara bağlı  zorlama vardır.  Kontrol dış mekanizması dışarıdandır.  

     İnsanlar hangi yaşta olurlarsa olsunlar kontrol edilmeleri, denetlenmeleri, baskıya maruz kalmaları kaygı, üzüntü, öfke, depresyon nedenidir. Ahlaki yozlaşma getirir. Akıl, vicdan devre dışına itilir. Sınır ve sorumluluk bilinci gelişmez.  

Velilerimizin beklentileri ve etkili ders çalışma yöntemi 

      Öğrenci velileri “hocam çocuğumun daha başarılı olabilmesi için bize düşen nedir ne yapabiliriz? 

Benzeri  soruların cevabı   “Hangi dershane/okul olursa olsun en başarılı öğrencilerin, evde en fazla soru çözen, çözemedikleri üzerinde daha fazla durarak kendisini zorlayan ve ertesi gün hocaya soran öğrencilerin başarı şansları çok daha yüksektir.  

      Dersin hocasına en çok soru getiren ve daha fazla birebir çalışarak hocayı en fazla meşgul eden öğrenciler en başarılı öğrenciler arasındadırlar. Ve bunun yanında en yüksek sınav başarısı, en çok soru çözenlere aittir.   

      Çalışmanın verimli olması için önce konunun tam anlaşılması, sonra çözülmüş soruların çözümlerini kapatarak çözmeye çalışmaları ve ilerledikçe kolay sorulardan daha zor sorulara yönelmeleri önemlidir. 

      Çeldirici dediğimiz zor sorular karşısında  “ben bu soruyu çözemem; yarın hocama sorarım, boşuna zaman harcamayayım.” demek yerine üzerinde daha çok çalışması ve daha çok zorlanması öğrenci için daha faydalıdır.  Çünkü çeldirici sorular geliştirici sorulardır.  Beynimiz adale gibidir; ne kadar zorlanırsa o kadar gelişir. 

       Tüm velilere ve öğrencilere, nice sağlıklı ve başarı günler dilerim… Hakkı Güleç