DÜNYA

Günün Film önerisi solaris

MAGAZİN

Eylül ayı magazin gündemine kavga skandalı oturdu

(Özel) Orman değil hazine

Osmangazi Belediyesi Temizlik ve Dezenfeksiyonda Durmak Yok

16 MİLYON TL YATIRIMLA 30 KİLOMETRE HAT DÖŞENDİ

ÇİFTÇİMİZİN DURUMU KAYNAKLARIN BİTTİĞİNDEN DEĞİL HÜKÜMETİN ANLAYIŞTAN KAYNAKLANIYOR

AKHİSAR’DA NAİM SÜLEYMANOĞLU PARKI YÜKSELİYOR

Önce sevgiyle köpeği kandırdı, sonra kaçırdı, o ânlar güvenlik kameralarına yansıdı

Bursa Büyükşehir belediyesi Kültür Akademisi yeni dönem hazırlıklarını tamamladı




Hakkı Güleç Uzman Aile Danışmanı


Eğitimci Gözüyle

.


 Öğrenmek, ezberleyerek değil, aklın yönettiği zihin ile düşünerek olmalıdır.

      Gelişmiş ülkeler öğrencilerin 12 yaşına kadar edindikleri bilgiyi ezberlemeleri hafızaya kaydetmeleri değil, edinilen bilgiyi anlamaları kavramaları ve idrak etmelerini sağlayıcı şekilde düşünmelerini sağlarlar. 

       Beyinleri özellikle 12 yaşına kadar sürekli ezberlenmiş ama üzerinde düşünülmeden hafızaya kaydedilmiş ise çocuğun analitik düşünme muhakeme yeteneği gelişmez yani akıl çapı güdük kalır. 

       Ezberlenmiş bilgilerle doldurulmuş yer, depodur. 

      Bilgiler üzerine araştırma yaparak, sorgulayarak, yeni düşüncelerin üretildiği ve öğrenildiği yer, imalathanedir. 

       Beynimizi depo gibi değil, imalathane gibi kullanırsak akıl çapımız gelişir.  

      Üzerine düşünme yapmadan ezberleyerek öğrenen çocuklar matematik dersinde zorlanmaları felsefeden kaçmaları bir sonuçtur. Çünkü akıl çapı gelişmesi durmuştur 

     Matematik zekası gelişmemiş toplumların ve çocukların adalet duygusu da gelişmez. 

       Çünkü adalet duygu ve düşüncesi de, tıpkı matematik gibi mantık, muhakeme ve analitik düşünme yeteneği gerektirir.

        İnsan oğlunun son elli bin yılında sanat(mağara duvarlarına yapılan resimler doğadan esinlenmiş seslerle yapılan müzikler totemler vb) matematik varken, son üç bin yılında ise felsefe vardır.  

       "Sorgulanmamış hayatlar yaşanmaya değmez" diyen, 2500 Yıl önce yaşamış Sokrates ve dönemin filozofları sanat, matematik ve felsefe dalında yazdıkları eserler bugün dahi bizlere katkı sunmaktadır.  

    “Bölünemez” anlamındaki "Atom" kelimesi ile birlikte, elektron, demokrasi kavramları ve tiyatro kültürü Yunan medeniyetine aittir.

    "Sıvıya batırılan cisimler taşırdığı sıvının ağırlığı kadar kuvvetle itilirler" diyen dönemin filozofu ve matematikçisi  Arşimet kendi adıyla anılan prensipleri bugün dahi tüm dünyada temel bilgi olarak öğretilir.  

      “İslam dünyasının altın yılı” denilen ve batı uygarlığının sanayi devrimi öncesi aklı geliştiren sanat felsefe matematik dalında gelişim sağlayan dönemlerine kaynaklık yapan İbni Haldunlar, İbni Sinalar ve Farabiler gibi yüzlerce bilim sanat felsefe adamları düşünürler,  sanat, felsefe, matematik, tıp alanlarında çığır açanlar olmuştur.  

      Batının yaşadığı aydınlanma dönemine, doğunun katkısı çok fazladır.  

      Ve bir gerçek daha vardır ki, ne zaman bilim adamlarına sanatçılara filozoflara karşı bir kin nefret linç kampanyası düzenlenmiş onlar katledilmiş ve kitapları yakılmış ise, o dönemden sonra o uygarlıklar tarih sahnesinden silinmişlerdir. 

Avrupa, Medreseden Üniversiteye 

Osmanlı, Üniversiteden Medreseye 

      Avrupa ülkeleri kilise kökenli medreselerden, aklı bilimi sanatı felsefeyi temel alan evrensel olana kapı açan Üniversitelere yönelirken, Osmanlının Fatih Sultan Mehmet sonrası Üniversitelerden medreselere yönelmesi cihan imparatorluğunu kuran Osmanlı için sonun başlangıcıdır.  

     Bir çağ açıp bir çağ kapatan ve İstanbul’u dünyanın sanat, bilim merkezi yapmak isteyen Fatih Sultan Mehmet döneminin en çağdaş imparatorudur.  

       Türkiye Cumhuriyeti devleti özellikle 2. dünya savaşı sonrası ABD etkisiyle ilerleme sürecinden kopartılmış, geri kalması sağlanarak, ekonomik bağımsızlığını kaybederken aklı, bilimi felsefeyi sanatı mahkum eden bir neslin yetiştirilmesi için çaba harcanmaktadır.  

    Yönümüzü geriye dönerek, ileriye gidemeyiz.  

        "Oku" diye başlayan, “bilen ile bilmeyen bir olur mu?” diyen ve "akıl edin" diye biten Kur’an-ı Kerim’ kendisinin anlaşılmadan ezberlenmesini mi, yoksa anlayarak kavrayarak öğrenmemizi mi önemser? 

   İnsanlığa hayat rehberi olarak indirilmiş kitap, anlaşılmadan ezberlenmesi için değil, okuyup üzerinde düşünerek anlamamız kavramamız ve idrak etmemiz için indirilmemiş midir? 

 “İlim Çin’de de olsa öğreniniz” diyen hangi inançtır? 

      Birbirini şirke girmekle suçlayan yüzlerce yapıların akıllarına iradelerine ipotek koydukları müritlerinin, talebelerinin zihinsel ve ruhsal gelişimleri ne derece sağlıklı olabilecektir? 

      Yarın bu müritler, bu talebeler hangi patentli buluşa imza atabilecekler, hangi bilimsel kitaplar yazabileceklerdir?   

     Kökü dışarıda bu kripto yapılar, pazar olarak gördükleri ülke insanlarının gelişimini çok da istemezler onlar biat kültürünü yücelten yapıları finanse ederler. Aklı, vicdanı ve iradesi ipotek altına alınmışların robotlaşması kaçınılmazdır.  

         Şimdi siz çocukları anasınıfından başlayarak ezber eğitimi ile hayata hazırladığınızı düşündüğünüz neslin, aklı çapı konusunda ne düşünüyorsunuz? 

      Onlar iradelerine ipotek konulmuş nesiller olarak içinde bulundukları biat kültürü atmosferinde matematik, felsefe ve sanatı mahkum ederlerken sorgulayan yönleri, analitik düşünme ve muhakeme yetenekleri azalmıştır.

       Unutmayalım beynimizde aynen adale gibidir.

     Beynimizin sadece insanlarda var olan entelektüel beyin, “neokorteks” olarak adlandırılan üst beyin, ancak kullanıldığı zaman gelişir. Anlamasına okumak, ezberleyerek değil düşünerek öğrenmek ve hayatın birçok alanı ile ilgili olmak, gözlemlemek yazmak, fikir jimnastiği yapmak, öğrendiklerimizin, oluşan bilgilerin birbiri ile olan bağlantılarını kurmak, beynimizin gelişimini sağlayacaktır. Deha insan ortalama zekaya sahipte olsa beyin potansiyelini elinden geldiğince yükselten insandır.

     Gelişmiş dünyanın ürettiğini tüketen ancak akıl çapı elli bin yıl önceki insanlık evresine eşitlenmeye çalışılmış bir nesil ile geleceği inşa edemeyiz!  

Ülkemiz için en temel sorun nedir? 

     Eğitim sistemimiz aklı hür, vicdanı hür, bilimi rehber edinmiş, sınır ve sorumluluk bilinci gelişmiş, liyakati yücelten, adalet duygusu güçlü ve ahlaklı nesiller nasıl yetiştirebilir? En temel sorun budur. 

  Çözüm, çağdaş ve demokratik sistemin kurulmasındadır. Medine sözleşmesi tam anlaşılırsa, adaleti, liyakati, çalışan üreten olmayı, dürüstlüğü  yücelten en demokratik ve en insani olan rejimin, en İslami rejim olduğu anlaşılır.