DÜNYA

Ermenistan Kirli emelleri için NATO’dan umduğunu bulamadı

MAGAZİN

Eylül ayı magazin gündemine kavga skandalı oturdu

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev: "21 köy ve 1 kasaba işgalden kurtarıldı"

Ermenistan Kirli emelleri için NATO’dan umduğunu bulamadı

Sözcü Kalın: “Kimin savaş istediği bellidir”

Bursa’da 5 kişinin öldüğü kazan faciasında, fabrika sahibine 5 yıl ceza

Sağlıklı Kentlerde gündem: Pandemi

BURSA VALİLİĞİ BASIN DUYURUSU

ESKİ BAHÇEKAYA’DA SOKAKLAR PARKE TAŞIYA KAPLANIYOR




Dr. Muhammed Bozdağ


İNSANLIĞIN KORONA İMTİHANI, SEBEPLER, KORUNMA VE MUHTEMEL GELECEĞİMİZ…

.


Aşırı kazanma hırsı veya kaybetme korkusuyla, on esnaftan altısı yalanla iş yapar oldu, vatandaşa arısız bal, sütsüz peynir yedirenler türedi. Allah’ın kendisine savaş açmak olduğunu bildirip yasakladığı faiz zifirinde halkın yarısı boğuldu. Masumiyet karinesi ayaklar altına alındı, on binlerce masum, adilce yargılanmadan, savunmaları alınmadan perişan edildi. Adalet bozuldu, tıkandı veya geciktirildi. Kamusal makamlara kurulanlar yetimlerin hakkını, itibar yarışında zevkü sefada harcadı. Bürokrasi kamusal kaynakların, ulema da siyasilerin eteklerine tutunup, gününü gün etti. Emanet ehline ve adaletle değil, ehli olmayanlara torpille dağıtıldı. Zulmün yaygınlaşma dehşetinden melekler ağlıyor, arş titriyordu.

Çin en az bir milyon masum Müslümanı, imanlarını zorla bozmak için toplama kamplarına yığdı. Myanmar’da masumlar sürüldü, kaçamayanlar diri diri yakıldı. Irak’ta hem de bizim ülkemizden kalkan ABD uçakları bir milyon masumu katletti. Suriye’de başlayan iç isyan yüzünden bir milyon ölüm ve milyonlarca evi başlarına yıkılan çoluk çocuk… Tüm bunları yaparken birbirine gülücükler dağıtan Dünya liderleriyle gururlandık hep beraber. Ülkesinin Amerika’yla birlikte dünyayı yönetmesinden gurur duyan bir Kâbe imamının söylemine kulak tıkayan ümmet için Kabe’nin kapatılması az bile! Allah ceza olarak, en büyük farz görevlerle ilgilenmek yerine, o mübarek Kabe’ye gidenlerle yaydı bu korkuyu İslâm yurtlarına… Kim ibret alacak?

 Kimin umurundaydı bu felaketler? Bırakın bu korkunç zulümlere karşı çıkmayı, sadece duyarsız olmadık, destek bile çıktık.  Kendimizi televizyon dizilerine kaptırdık, yanı başımızdaki komşunun yuvasında çıkan zulüm yangınına kulak tıkadık. Hristiyan Müslümanı, Müslüman Hristiyan’ı ve hatta din kardeşini umursamadı.  Gerçekleri söylemeye çalışan gariban birkaç kişi, başına çökülüp yalanla, iftirayla, kumpasla höt diye susturulduğunda, kimsecikler sahip çıkmadı. Çoğunluk, sadece ben, yalnızca ben dedi. Millet aklını kullanıp yalanı sorgulamak yerine, perişan edilen masum evladına sırtını döndü. Böylece millete doğru yolu gösterebilen kimse kalmadı veya kalanların sesini de duyan yok.

İşte şimdi kaderi ilahi ateşi tüm ocaklara düşürüyor. Herkesin herkesi vebalı gördüğü, evlatların anne babadan kaçtığı, medeniyetin tüm şehvet oyuncaklarının kullanılamaz olduğu bir ilahi imtihanın içerisine savrulduk. Medeniyetin oyuncakları bir anda yok oldu ve sanki herkesin birbirinden korkup kaçacağı kıyametin diriliş meydanındayız. Allah yüce kitabında bize kavimlerin helakine dair olaylar anlatıyor, neden? Allah masal olsun, zaman dolsun diye hikâye mi anlatır?

Tarihteki kavimleri helak eden ana sebep namaz kılmamak, oruç tutmamak, içki içmek gibi kişisel günahlar değildir, efendiler, zulümdür, zulüm! Adalet çökerken, nasılsa bana dokunmuyor diyerek susan ama kesesi zarar görünce sesi yükselen insanlar, kahrolmaktan kurtulamazlar. Ekonomik krizlerin de, savaşların da, fakirliğin de, hastalıkların da, musibetlerin de en temeldeki sebebi adaletsizlikten doğan psikolojik iklimdir. Salt Allah’a karşı zulmün cezası asıl öteki dünyada, kula karşı zulmün cezası ise asıl bu dünyada başlar. Adalet, devlet-millet varlığının ve bütünlüğünün kalbi ve can damarlarıdır. Her türlü musibet aşılabilir, ama bir millet adaletsizliğe son veremezse, kendisi helak olur. Nitekim kıyametin sebebi de insanlığın tümden topyekün bir zulme saplanmasıyla olacaktır. Şöyle buyurdu Rabbimiz: "Sonunda zulmeden kavmin kökü kesildi.” (Enam, 45) "Allah, fasıklardan ve zalimlerden başkasını helâk etmez." (Ahkâf, 6/35).

Şimdiki haliyle korona, kavimleri veya insanlığı helak edecek bir musibet değildir. Medyanın pompaladığı korkunun onda biri kadar bile ölümcül değildir. Dolayısıyla koronayı bir küresel helaket sebebi değil de bir ilahi uyarı olarak görüyorum. Fakat insanlık bu uyarıya kulak verecek mi, yoksa, Allah’ın ard arda gönderdiği musibetlerle boğuşan Mısırlıların, buna sebep zannettikleri Musa (as)’a büyücü dedikleri gibi mi davranacaklar? Yani bu virüsü filan ülke çıkardı, falanca yaptı gibi zahiri sebeplerde boğulup, salgın geçince zulümlerine dönecekler mi?