KABIZLIK
.
Tarih: 1.12.2018 16:51:46
Dr. Serpil Bilgin AKYAĞCI

 

         Hastaları genel cerrahi polikliniğine getiren şikayetlerin başlıcalarından biri de kabızlıktır. Hastalar her türlü dışkılama problemini kabızlık olarak tarif edebilmektedirler. Öncelikle kabızlık nedir tanımlamak gerekir. Klinik pratikte bağırsakları rahat ve tam olarak boşaltamama şikâyeti ile birlikte haftada üçten az olan dışkılama sayısı kabızlık olarak kabul edilir. Kabızlıkta, dışkının birinci vasfı sert olmasıdır. Normalde dışkının %70-90´ı sudur. Bu düzeyin altında su içeren dışkı sert vasıf kazanır. Kabızlıkta dışkının ikinci özelliği miktarının azalmasıdır. Toplumlara, bireylere, diyete bağlı olmak üzere değişmekle beraber ortalama günlük dışkı miktarı 100-200 g´dır. Günlük dışkı ağırlığının 35 gr.´ın altında olması, tuvaletteki zamanın %25´ten fazlasında ıkınma ve kalın barsağın dışkıyı iletme zamanında uzama kabızlık tanımında kullanılmıştır. Kabızlık tek başına bir hastalık olmamakla beraber bazı hastalıkların belirtisi olabildiği için önemlidir.

Kabızlık sıklığı bölgesel ve kişilik özelliklere göre değişmekle birlikte sağlıklı erişkinlerde %2´den %30´lara varan sıklıklarda görülmektedir. Toplumda erişkin kadınlarda, altta yatan kronik hastalığı olanlarda, diyet kısıtlaması olanlarda, yaşlı ve hareketsiz kişilerde, düşük eğitim ve gelir düzeyi olanlarda, cinsel suistimale uğramış, altta yatan depresyon gibi psikolojik rahatsızlıkları olanlarda daha sık görülür. Şeker hastalığı, hiperparatiroidizm, kalsiyum yüksekliği, hirschprung hastalığı, multiple skleroz ve parkinson gibi nörolojik hastalıklar, irritable barsak sendromu, psikolojik hastalıklarda görülme sıklığı artmaktadır. Ayrıca pek çok ilaç da sebep olabilmektedir.

Kabızlığa sebep olan en önemli hastalıkların başında barsak kanseri gelir. Özellikle 50 yaşından sonra sonradan gelişen kabızlık şikâyetinde mutlaka bir hekime başvurulmalıdır. Özellikle tuvaletten sonra tam boşalmama hissi, kanama olması önemli bulgulardır.  Bu kişilere kolonoskopi işlemi yapılması gerekir.  Yapılan gaita testlerinde gizli kan pozitif bulunmuş ise kolonoskopi ile beraber mide endoskopisi de yapılmalıdır. Özellikle ailesinde sindirim sistemi kanseri olanlarda, ailesel barsak polibi, ülseratif kolit gibi hastalıklar olanlarda bu tetkikler daha elzemdir.

Kolonoskopisi normal bulunan hastalara gerek görüldüğünde kolon transit zamanı ölçümü denilen kalın barsağın iletim süresi ölçülmelidir. Belli noktalarda iletim sorunu varsa cerrahi tedavi gerekebilir.

Yukarıda da bahsettiğim gibi hastalar tüm dışkılama sorunlarını kabızlık olarak tarif etmektedirler. Özellikle kadınlarda görülen aslında kabızlık olmayan zorlu dışkılamanın en büyük sebebi rektosel denilen hastalıktır.  Bu hastalar ya çok ıkınarak tuvalette uzun süre bekleyerek ya da elle destekleyerek dışkılama yapabilmekte, çoğunlukla da başarısız denemelerde bulunmaktadırlar. Rektosel, kalın barsağın son kısmının vagina ile arasındaki kas dokularının zayıflaması sebebiyle vaginaya doğru sarkması sebebiyle oluşmaktadır.  Anal muayene ve defekografi denilen film ile teşhisi konulur.  Başlangıç seviyesinde ise kasları güçlendirecek egzersizler, belli ölçümlerin üzerinde ise ve hemoroidal hastalık, anal fissür, fistül gibi hastalıklara sebep oluyorsa, hasta müdahalesiz dışkılama yapamıyorsa ameliyat önerilir.

Kabızlıkta öncelikli tedavi altta yatan sebebe yönelik yapılır. Barsağın mekanik ve yapısal sorunlarında cerrahi girişim gerekebilir. Sebep olan hastalığa yönelik tıbbi tedavi ile örneğin hormonal bir bozukluğun tedavisi veya kabızlığa sebep olan ilacın bırakılması ile sorun çözümlenir.

Kronik kabızlıkta öncelikle tuvalet eğitimi önemlidir. Bireyin her gün, belli bir saatte ve belli bir zamanını dışkılama için ayırması gereklidir. Dışkılama acele etmeden, stresten uzak, uygun postür ve koşullarda her gün aynı saatte olmalıdır. Tercihen sabah kalktıktan ve kahvaltı sonrasındaki iki saat içinde gevşemeli ve en az 10 dakika tuvalete gidilerek beklenmelidir. Sabah kalkınca içilen bir bardak ılık su gastrokolik refleksi uyararak barsak iletimini ve dışkılamayı uyarır. Kahvaltıda yağlı gıdalar ve kahve de bu refleksi uyarır. Alaturka tuvaletlerde çömelme karın içi basıncı daha fazla arttırdığından tercih edilmeli, mümkün değilse alafranga tuvalette ayağın altına 15 cm bir basamak konulması önerilmelidir. Aşırı ve beş dakikadan fazla ıkınmadan sakınılmalıdır. Tuvalete gitme ihtiyacı hissedildiğinde ertelemeden hemen tuvalete gidilmelidir. Dışkılamanın baskılanması, dışkılama sıklığında azalma yanında kolon iletiminde yavaşlamaya da neden olur. Gençlerde dışkılama eğitiminde daha başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Diyetin düzenlemesi çoğu hastada tedaviye katkı sağlar. Sabah kahvaltısı atlanmamalı, öğünler düzenli olmalı ve bol posa bırakan meyve ve sebzelerden oluşan diyet uygulanmalıdır. Sıvı alımı mutlaka artırılmalıdır. Yürüyüş yapılması barsak iletimini hızlandırır ve ayrıca karın kaslarının güçlendirilmesi fayda sağlayacaktır.

Sağlıklı günler…

Op. Dr.Serpil BİLGİN AKYAĞCI

 

Anahtar Kelimeler: KABIZLIK
E Dergi Yıl 4 Sayı 41

/resimler/2018-12/7/1848087972068.jpg

SOSYAL MEDYA

/resimler/2018-4/4/1940539792969.jpg /resimler/2018-4/4/1941516512767.jpg /resimler/2018-4/4/1942537920214.jpg/resimler/2018-4/4/1945514642501.jpg