Hakkı Güleç Uzman Aile Danışmanı


Kadın konuşuyor, Erkek düşünüyor...

.


 İngiltere’de yapılan bir araştırma da, kadınların günlük konuştuğu kelime sayısı 25 bin civarında iken, erkekler de bu sayı 12-13 bin ler de kalıyormuş.
    Kadınlar paylaşmadan, konuşmadan ve iletişimden yanalar. Onlar yaşanan sürece önem veriyorlar. Sorunlar karşısında İletişimi, konuşmayı ve ilişkiyi başlatan ve bu iletişim sürecini devam ettirmek isteğindeler
      Erkekler ise konuşmaktan çok suskun kalıyor, sorunları, düşüncelerini ve hesabını iç dünyalarında evirip çevirerek sonuca gitmeye çalışıyorlar. Konuşmaktan çok eyleme geçmeye ve bir an önce sonuç almaya programlanmışlar. Kadın anlatırken erkek ise, “şöyle yapsaydın ya, niye böle yapmadın…” diyerek eylem odaklı yönlerini ortaya koyuyorlar.
İşten eve dönen erkek
    Eve yorgun, argın günlük konuşacağı tüm kelimeleri bitirerek gelen erkek, “şöyle bir sesiz kalıp kafayı dinlemeyi” hayal eder. Bazen de planladığı ve düşündüğü projeleri için suskun kalmayı iç dünyasında konuyu irdelemeyi sever. Evin hanımı ev işlerinden başını kaldıramamıştır ve onun kelimeleri erkeğin aksine daha belki yarısı bile bitmemiştir. Eşi eve gelir gelmez başlar onun için önemli olan konuları paylaşmaya. Kocasının yorgunluğu, suskunluğu ve sıkkın hali onun “neyin var?” diye sormasına neden olabilir.

   Erkek “yok bir şey…” dese de, kadın kendisiyle paylaşım konusunda yetersiz bulduğu kocasına içerlemeye başlar. Bu arada kadın tarafından birçok varsayımlar üretilmeye başlanır. “Zaten ben bu evde neyim ki, garanti bir başkası var, biz burada hizmetçi miyiz, beni eskisi kadar sevmiyor…”
 

    Erkek ise; “ bir sus be kadın kafamızı dinleyelim, konuştuğu şeylerin aslı faslı yok, bir saattir dır dır edip duruyorsun”

 

     Bazen de çekip gider evden bir parkta yalnız kalma ortamını elde eder veya kafa dağıtmak için de kendisi gibi arkadaşlarını arar…
 

Ne olmalıydı?
     Olması gereken kadın da erkek de birbirlerinin ve kendilerinin farkına varabilmeleri gerekirdi. Yani erkek ve kadın bedensel, ruhsal ve sosyal yönden farklı iki cinsiyettir. 
 

       Kadın; çayını verdikten sonra yanından ayrılırken konuşmak istediğin zaman seni dinleyebilirim…” diyebilmeliydi. Konuşmak konusunda fazla zorlayıcı olmamalıydı. Kendisini dinlemeye hazır bir hayat arkadaşı olduğunu düşünen erkek mutlaka konuyu eşi ile paylaşacaktır.
        Erkek; eve her ne kadar yorgun gelsem de sessizlik istese de eşine de zaman ayırması gerektiğinin bilincinde olmalıydı. Bir şekilde bu paylaşım ortamına kendisini hazırlamalıydı.

        Bu işin iki tarafı da memnun edebilecek bir orta yolun olduğunu bilmeliydiler.

      Evin hanımını, eşini dinlerken saygıyla gülümseyerek ve değer verdiğini hissettirerek, anlamasına dinleyebilmeliydi. Dinleme anında kendi doğrularını, ön yargılarını aşarak, kalbiyle ve empatik bir davranışla dinlemeliydi.

         Bir hayat arkadaşı olduğunu düşünerek, önce insan ve de kadın olduğunu, farlılıklarının olabileceğinin bilinciyle dinleyebilmeliydi.    

     Bu paylaşım anı iki tarafında birbirlerini var ettikleri andır. Bu anda tüm maskeler, sosyal yüzler, "mış" gibi yaklaşımlar yerini; can cana, insan insana bir sohbete bırakır

   Aksi durum yalnızlıktır, mutsuzluk ve umutsuzluktur. Yanlış anlamalar şikayetler birbirini hırpalamalardır.