Antik Mısır Mitolojileri

Yunan Mitolojisi hakkında merak edilenler

Mitoloji efsanelerinden Orfeus

Mutlaka Görülmesi Gereken 10 Harika Arkeolojik Eser

Pusula hakkında merak edilenler

Yarımada Üzerinde Bulunan Tarihi Kale

Kenya’da Kadınların Şiddetten Kaçarak Kurduğu Bir Köy

Dünyanın en önemli 10 sanat eseri

Dünyanın en önemli 10 sanat eseri

Vincent Van Gogh Hakkında Bilinmeyen 17 Gerçek

Vincent Van Gogh Hakkında Bilinmeyen 17 Gerçek

Haziran Alevi Tablosu

Haziran Alevi Tablosu

1814 yılında Jean Auguste Dominique Ingres tarafından yapılan yağlı boya tablo

1814 yılında Jean Auguste Dominique Ingres tarafından yapılan yağlı boya tablo

Dillerden Düşmeyen Oyunculuğuyla En İyi 20 Brad Pitt Filmi

Arkeoloji meraklılarının izleyebileceği en iyi film önerileri

Pilotluğa merakı olan herkesin izlemesi gereken harika bir film önerisi

Tarih filmleri kategorisinde yer alan en iyi tarih filmleri

Gerçek Bir Suç Öyküsüne Dayanan Netflix Mini Dizisi

Morgan Freeman’ın En İyi 20 Filmi Listesi

Birbirinden Harika Popüler Film Serileri

Türkiye'de aşılananların sayısı 1 milyonu geçti

Bakan Koca, İl Sağlık Müdürleriyle Görüştü

Evde nasıl yüz temizleme toniğini yapabilirim

Cilt Tipine Göre Tonik Seçimi Nasıl Yapılır

Elma sirkesi Cilde Faydalı mı ?

Kafein'in yan etkileri nelerdir

Hasar Görmüş Saçlar Nasıl Onarılır




Hakkı Güleç Uzman Aile Danışmanı


Karı koca arasına girilmez! 

.


Sorunların profesyonel olmayan arkadaş, eş dosta mal edilmesi başkalarının eşlere karışması doğru değildir. Eşler çözemedikleri sorunlar için profesyonel yardım almaları en doğru olanıdır. Danışmanlık maliyeti boşanmanın maliyetiyle kıyaslanamaz.     

Dışarıdan profesyonel olmayan “güngörmüş” kişilerin, Güzin ablaların evlilik yaşamına karışmaları ehil olmayan ehliyetsiz bir kişinin cerrahlık yapması gibidir. Sonucun olumsuz olması kaçınılmazdır. Eşler arasına girmek profesyonellik gerektirir.      

Bu yüzden toplumumuzun, “karı-koca arasına girilmez” sözü önemlidir.      

Bir anne anlatıyor, “evli kızım sık sık bana gelir, kocasını kötüler ve anlattıkları karşısında bende damadıma karşı öfke duygusu artardı. Onun kızıma bir zarar verebileceği düşüncesine kapılırdım.  

  Ancak uykularımın kaçtığı günün sabahı kızıma telefon açtığımda o son derece neşeli bir sesle “anneciğim Ahmet ile geziyoruz sana çok selamı var“ dediği zaman artık onun eşini bana anlatmasına izin vermemeye karar vermiştim.   

  Onların birbirleri olan inişli çıkışlı ilişkilerinin nasıl yönetileceğini çatışmaları yıkıcı tartışmaya da dönüşse birbirlerini çok daha iyi tanıyacaklardı.   

 Birbirlerini tanıdıkça da iletişim dillerini, kırmızı çizgilerini, olmazsa olmazlarını, nerede ne kadar hoşgörülü olabileceklerini, beklenti ihtiyaç ve isteklerinin farkına varabileceklerdi.  

Onlar ne kadar kişilik uyumu içinde de olsalar mutlaka çatışma alanları olacaktı.  

     Çatışma derken kastettiğim bağırıp çağırmak, hakaret etmek susmak, küsmek ve şiddet uygulamak değildi.  

       Çatışma, ortaya çıkması kaçınılmaz farklılıkların sohbet diliyle, uygun zamanda ve ortamda gündeme gelmesiydi.  

Anne baba ve evlenmiş çocukları 

         “Hocam biz çoğumuzu evlendirdik ancak onlar boşanmak istiyorlar, anlaşamıyorlar vb ne yapacağımız bilemedik! 

    Bizim zamanımızda böyle şeyler bu kadar yaygın değildi. Şimdiki evliliklerde ne var ki, gelinler ayrı ev isterler, evin tüm eşyaları tam olacak vb yine de memnun değiller, bizler böylemi evlendik? Kayın validemizin yanına gelin gittik gıkımız çıkmadı..” türünden serzenişler hiç eksik değil. 

          Eşlerin anne, babaları için onların, “kök aileleri” dersek yüzlerce boşanma nedeni içinde, kök ailelerin evlenmiş çocuklarının aralarına girmeleri ve onları yönetmeyi kendilerine hak görmeleri, özellikle gelin-kayana çatışmaları ve arada bunalan erkeklerden bahsedebiliriz.   

    Bazı kök alileler ise çocuklarının boşanmalarında pay sahibi olmalarını görmek ve kabul etmek istemezler. 

       “Onları yetiştiren her türlü fedakarlığı yapan biziz ve ne yapıyorsak onların iyiliğini istiyoruz” düşüncesindeler. 

    Onlar sözde “iyi niyetliler” ama kötü etkili olduklarının farkında bile değiller! 

    Onlar için, İyi niyetli ama Kötü etkili kök aileler” diyebiliriz.   

     Bu tespite uymayanlardan yani evli çocuklarının yuvasını dağıtma hedefi olanlardan da bahsedebiliriz 

    Yazımızın başlığına tam ters düşecek şekilde, “niyeti de kötü, etkisi de kötü kök aileler” olanlardan da bahsedebiliriz.     

   Özellikle bazen annelerin onların deyimi ile, “kıyamadığım   oğlumu elin kızına kaptırdım” duygusu içine girebildiklerini de gözlemlemekteyiz. O anlarda gözyaşları devreye girer, haklı-suçlu ekseninde giden ilişkilerde sürekli çatışma üretilir. 

 Karşılaştığım sözlerden bazıları 

“Benim kızımı kimler istedi de vermedim. Damadıma kızımı verirken şartlarımı belirttim o da kabul etti şimdi ise verilen sözlerin hiçbiri tutulmadı kendimi kandırılmış hissediyorum” 

“Anneme, babama ve akrabalarıma saygısız davranıyorsun” 

“Eşim, annesi ne derse onu yapıyor sanki ben onun kocası değil miyiz, biz burada bostan korkuluğu muyuz?” 

“Önce benim babamlara gideceğiz.” 

    “Annem ile eşim arasında kaldım çıldırmak üzereyim! Onlar birbirine giriyor, birbirlerini bana şikayet ediyorlar. Kaçıp kurtulmak istiyorum” 

     “Kızlarını aldık ama ailesi tam bir açgözlüymüş düğünde doğru dürüst bir şey takmadılar! Görgü denen bir şey var” 

   “Bizim evliliğimizi bir otomobile benzetirsek, direksiyonda bizim olmamız gerekirken, direksiyonda kayın valide, önde kayın peder görümceler var, biz arka koltukta sıkışık gidiyoruz ama olsun onlar sayesinde evlendik. Onlar bizi besleyip büyüttüler çok emekleri geçti onların hakkını ödeyemeyiz ne yapalım yani” 

     “Çocuğumuzun ismini erkek olursa kayınpederin, kız olursa kayın validenin ismini vereceğiz biz neyiz ki zurnanın son deliği bile değiliz”  

İşin aslı konusunda ne düşünebiliriz? 

Aileler çocuklarıyla birlikte iyi ve kötü günlerini paylaşan, güven veren, aidiyet duygusunu yaşatandırlar. Anne, babalar ve çocukları ahenkli, mutlu birlikteliği sağlayacaklardır. “Ben” “sen” değil, “biz” olan, ilk başta güven sevgi, saygı ve sorumluluk bilinciyle hareket edendirler 

      Anne, baba da olsalar onların aralarında değil, gerektiğinde destek olmak üzere yanlarındadırlar arkalarındadırlar. 

    Yeni evlenmişlerin kavgaları, barışmaları ve birbirlerini tanıma sürecinde yaşanan krizleri olumlu ve olumsuz günler yaşamaları onların birbirlerini ve kendilerini daha iyi tanımalarını sağlar. 

        Eşler, anne ve babalarının kendilerinden beklentilerinin farkında olarak onları ziyaret etmeleri hal ve hatırlarını sormaları, sorunlarıyla onların izin verdiği ölçüde ilgilenmeleri, iyi kötü günlerde birlikte olmaları, birbirlerine sürprizler yapmaları, özel günlerinde anmaları, maddi manevi ihtiyaçları ile ilgilenmeleri aile bağlarının sağlıklı ve güçlü olmasını sağlar. Ruhsal duygusal ve sosyal iyi oluşa hizmet eder. 

         Kök ailelerin ve evlenmiş çocuklarının sohbet içinde kalmaları saygı sevgi sorumluluk bilinciyle davranmaları halden anlamaları önemlidir. Hakkı Güleç