Hakkı Güleç Uzman Aile Danışmanı


Mavi Vatan Doğu Akdeniz

Mavi Vatan Doğu Akdeniz


Dönemin süper gücü İngilizler, Osmanlı padişahı 2.Abdülhamit’e hitaben, “Yeşilköy’e kadar gelmiş tehlike oluşturan Rus’ları biz atarız ancak Kıbrıs’ta bize iki üs ver” derler ve İngilizler Kıbrıs’a yerleşirler. Yıl 1879 dur ve 2019 hala Kıbrıs sorunu hep gündemdedir. Emperyal güçler girdiği yerden çıkmazlar. Ve Akdeniz ticaret yollarını o gün bugün kontrol ederler.

    Son 30-40 yıldır da Kıbrıs’ın kuzeyinde tespit edilen 2 Trilyon metreküplük doğal gazın Doğu Akdeniz’in önemini daha da arttırmıştır. 

    100 yıl önce Sevr’i imzalatmak isteyenler bugün Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye ait 150 bin kilometrelik alana el koyma  planları içindedirler. Türkiye’nin  Mavi Vatan diye tanımladığımız deniz alanı toplam alanı 400 bin kilometre kare ise 150 bin kilometre karesi  ABD ve AB nin desteklediği Yunanlılar ve Kıbrıs Rum kesimi çalmaya ve el koymaya çalışmaktadırlar.

   Emperyal güçler Güçlü bir orduya ve donanmaya sahip Türkiye’ye ayar vermek için kripto yapılanmalar eliyle kumpaslar düzenlediler, vatansever subaylar genel kurmay başkanları çetecilikle suçlandılar. En önemli amaçlardan biride Doğu Akdeniz’de planlananlara müdahale gücü kalmayacak bir Türkiye’dir. 

    Doğu Akdeniz, sadece doğal gaz ve ticaret yollarının kontrolü değildir uzun vadede büyük İsrail’e dönüşecek, “kürdistanın” Akdeniz’e açılmasını sağlamak, KKTC deki kolordunun geri çekilmesini sağlamak ve çözüm süreci adı altında KKTC nin eritilmesi planlanmaktadır.  Türkiye 1974 e kadar Akdeniz’den de kuşatılmışken 1974 barış harekatı ile bu kuşatmaya son verilmiştir.

Arap baharı, Kürdistan, Ergenekon kumpasları tümü de Kuzey Akdeniz de güç savaşının inceden inceye hesaplanmış sonuçlarını hedef aldığını görmek gerekir.

      Türkiye’nin ne Fırat-Dicle havzasından ve Doğu Akdeniz’den vazgeçmesi mümkün değildir.

Türk milleti, en dibe düştüğü 1920 koşullarında emperyalizmi yenmiş en kritik anlarda kendi önderini bulmuş sınırlarını kanıyla canıyla çizerken hiçbir ülkenin mandalığını kabul etmeden kendi iradesi ve kararlılığından şaşmamıştır

Doğu Akdeniz’de 7 ye yakın ittifak grubu var

 İsrail, Kıbrıs Rum kesimi, Yunanistan, Mısır, AB ele ABD Ürdün Lübnan Rusya bunların hepsi ile antlaşmalar imzalandı ancak Türkiye açısından en dramatik olanı Filistinlilerin Türkiye karşıtı Yunanlılarla Rumlarla birlikte hareket etmesidir. Mavimarmara gemisi ile yola çıkarak Filistin için can verenleri  unutmuyoruz. Doğu Akdeniz de tansiyonun yükselmesinin en temel nedeni bize ait 150 bin kilometrekarelik alanın ilhak edilmek istenmesidir. 

   Türk Donanması  Mavi Vatan ve Deniz Kurdu tatbikatı ile kendisine ait sınırları çizerken bu alan içinde sondaj çalışmalarına başlayarak ilan edilen kıta sahanlığını tanımadığını gösterdi.

      Türkiye, ayrıca KKTC’nin de hakkını korumak için Karpas’ın güneyine 4 mil kadar giderek Yavuz sismik arama ve sondaj gemisini gönderdi. Türkiye kendi haklarının peşindedir ve bu sürecin sonunda kazançlı çıkacağı kesindir çünkü haklı ve güçlüdür.

     Bölgede ABD ve AB çizdiği senaryoya göre bir paylaşım planı yapıyor ve bu 150 bin kilometre kare alanımız içinde “Türkiye’ye Antalya ve İskenderun körfezi yeterlidir” denilerek Ülkemizi körfeze kilitlemek istiyorlar.

      9 km kıyısı olan küçücük Mais adasını bahane ederek tüm alana el koyarken, 1500 km kıyısı olan Anadolu yarım adasını görmezden geliyorlar. Ve bu hazırlanmış harita 2000 li yılların başından beri ortalarda dolaşımdadır. Kumpaslarla Ergenekonlarla çökertilmeye çalışılan Türk ordusu Türk donanmasının temelinde kendi haklarını koruyamayan bir Türkiye hedeflenmektedir.

     Türkiye Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konusunda her ne kadar yalnız görünse de Türkiye’nin dış politikada yapacağı köklü değişikliklerle durumu  lehine çevirebilir en başta Suriye politikası gelir. Çünkü Esat Rusya ve İran ile stratejik işbirliği içine girerek savaşı kazanmıştır. Türkiye için  Suriye ile işbirliği olmazsa olmazdır. İkinci olarak tarihi kökleri olan akrabalık ilişkilerimiz olan Mısırla işbirliği oldukça önemlidir. Mısır geçmişinde şiddetli savaşlar yaptığı İsrail ile işbirliği içinde olabilirken Türkiye çıkarları gereği Mısır ile sağlıklı diplomatik ilişkilerini güçlendirmek durumdadır, çünkü Mısır bölgesinin en güçlü ve köklü bir ülkesidir. Üçüncü olarak üretim ekonomisi ile güçlenmiş bir ülke başta eğitimin çağa uygun hale getirilmesi ile bilimde sanatta sporda başarılara imza atabilmeliyiz. Aksi durumda her alanda güç kaybetmiş bir ülkenin kendi çıkarlarını koruması mümkün değildir.