Hakkı Güleç Uzman Aile Danışmanı


Neden yanlış insanı seçeriz ve hayatımıza dahil ederiz

Neden yanlış insanı seçeriz ve hayatımıza dahil ederiz


Yanlış insan kimdir?

    Beklentilerinizi karşılamayan, sizi üzen kıran dayatmacı davranan, kötü hissettiren, şiddet uygulayan, yalan söyleyen, tutarsız davranan,  kısaca size kötü his yaşatan, kaba ve anlayışsız davranan ve size uymayan insandır diyebiliriz.

 Neden böyle birine aşık oldun ve böyle birini seçtin?

    Bakmasını bilirsek karşımızdaki kişiyi anlamamız mümkündür ve o seçtiğiniz insan işin başında birçok yerde sergilediği kusurlu davranışları ile kendisini ele vermiştir.

     Ancak aşkın gözü kördür derler çoğu kez siz onu değil, görmek istediğinizi görürsünüz. Bazen de karşımızdakinin kendisi ile ilgili göstermeye çalıştığı harika yönlerine odaklanır ve iki tarafta kendisini beğendirme davranışları sergilerken, en kibar, en fazla sevgi sözleri söyler onun en sorunlu ve sıkıntılı yönleri bile başta çekici bile gelebilir.

      Senin kırmızı çizgilerini aşan ve tahammül edemeyeceğin yönlerini görüp hissetmene rağmen zamanla değiştirebileceğine inanır,  gereğinden fazla hoşgörü içinde olabilirsin. 

      İşin en kritik yönü de budur zaten, yani en fazla dikkatli gerçekçi olmamız gereken zamanlarda alabildiğine duygusal, hayalci ve gerçekçi olmayan tutum içine girebiliriz.

      Eş seçiminde en fazla objektif olmamız gereken dönemde, alabildiğine sübjektif davranabiliriz.

     Bu duruma neden olan en temel konu yoğunlaşan romantik yönümüzden dolayı salgılanan dopamin hormonunun, beynimizin mantıklı sorumlu gerçekçi davranmamızı sağlayan bölümlerin baskılanması işin önemli bir yönüdür.

     Yaşadığımız haz duygusundan dolayı sorumsuz, rahat, hayalci davranışlara yönelirken kolayca riskli davranışlar sergilemeye eğilimli olmamız gözlemlenir. Akla gelen hafiften sarhoşluk halidir.

Çocukluk dönemi değer verilmeyenler

     Bir diğer yönde çocukluk dönemimizde umursanmamış, kabul görmemiş, değer verilip sevilmemiş isek kendimizi yetersiz ve değersiz görmemize neden olur.

    Kendisini yetersiz ve değersiz gören insanın doğru kişiyi seçmesi zorlaşır. 

      Değersizlik duygusu yaşayanların kendilerini değersiz hissettirenleri seçtikleri gözlemlenir.

  Değersizlik duygusu yaşayanlar, değersiz hissettiren davranışları hak ettiklerini düşünürler.

      Kendisini değersiz hissettirene karşı sessiz kalmaları onu kaybetmekten korkmalarından dır. Seçtiği kişiye teslim oluş içindedir kendisi olmaktan korkar,  duygu ve düşüncelerini ifade edemezler.    

       Ancak bir zaman sonra ifade edilemeyenlerin içe atılanların halının altına süpürülenlerin bakteri üretmesi,  ruhsal ve bedensel sorunlara neden olması kaçınılmazdır. 

    Takıntılı zolantılı davranışlar, tikler, sinirlilik içe kapanma, çok konuşma, dolaşım, boşaltım sorunları, çarpıntı, şişkinlik, uyuşma karıncalanma gibi “psikomatik sorunlar” denilen ruhsal kökenli bedensel sorunlar içe atılanların, anlatılamayanların sonuçlarıdır.

Çözüm nedir durum nasıl aşılabilir?

      Sen yapamazsın, bu sana yakışmamış, zaten sen hep sakarsın, bir işi beceremedin gitti, senden adam olmaz, bu seni aşar, saçın çirkin olmuş  vb sözleri ile “ben de bir eksiklik var” “ben yeteneksizim” “ben değersizim” duygu ve düşüncesi içerisine giren çocuğun yetişkinlik döneminde içinde düştüğü değersizlik duygusu ve öz güven sorunu onun duygusal zekasının gelişimini engeller.

     Bu inanç kalıplarını yıkmak kolay olmasa da terapistten destek almak ya da sizi seven çok iyi tanıyan, güvendiğiniz halden anlayan ruh ve davranış bilgisi olan insanlara açılmanız onlardan geri bildirim almanız faydalı olabilecektir.

     Danışmanlık yapan kişinin sizi yargılamadan, problem analizi yapmadan, anlamasına dinlemesi, geçmişe sorunlara değil geleceğe ve çözümlere odaklanmanızı sağlayacak şekilde soru sorabilmesi sizin kendinizi açmanızı ve kendi iç dünyanızı size yansıtabilecek şekilde rehberlik edebilmesi önemlidir.

   Kendinizi tanımanızı sağlayan duygularınızın farkına varmanız, güçlü zayıf yönlerinizi öğrenmeniz, sizi üzen, öfkelendiren, korkutan, endişelendiren ve sevindirenleri anlamaya başlamanız kendinizi seçme ve yönetebilme yeteneğinizi geliştirecektir.

 Kendisini seçebilen ve yönetebilen karşısındakini de seçebilecek yönetebilecek duygusal zekaya sahip demektir.

 

      Öz güven ve öz saygınızın artması, duygusal zekanızı artmasına neden olurken daha mutlu, güçlü ve başarılı bir hayatınız olur iken seçimleriniz daha isabetli olmaya başlar.

Konunun özet cümlesi, “kendini seçemeyen dengini seçemez” dir.

Öz-saygı: Adı üstünde kişinin kendisine ve özüne saygı duymasıdır

Öz güven: Kendimize verdiğimiz değerden dolayı kendimize olan inancımız ve güvenimizdir.

 Duygusal zeka: Hem kendimizi hem de karşımızdakini anlamak sezmek, seçmek ve yönetmektir.