DÜNYA

Ermenistan Kirli emelleri için NATO’dan umduğunu bulamadı

MAGAZİN

Eylül ayı magazin gündemine kavga skandalı oturdu

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev: "21 köy ve 1 kasaba işgalden kurtarıldı"

Ermenistan Kirli emelleri için NATO’dan umduğunu bulamadı

Sözcü Kalın: “Kimin savaş istediği bellidir”

Bursa’da 5 kişinin öldüğü kazan faciasında, fabrika sahibine 5 yıl ceza

Sağlıklı Kentlerde gündem: Pandemi

BURSA VALİLİĞİ BASIN DUYURUSU

ESKİ BAHÇEKAYA’DA SOKAKLAR PARKE TAŞIYA KAPLANIYOR




Mefküre Ülker Demans-Denge-Modeli © Eğitim Uzmanı


OTOBİYOGRAFİK BELLEK:

.


Bu yüzden yaşamın bazı dönemlerini diğerlerinden daha fazla hatırlıyoruz

Yaşamımızın tüm bölümleri hafızamızda eşit olarak mevcut değildir, bazı dönemler tamamen kaybolur. Neden mi? Önemli bir sebepten dolayı!
Biyografimize hayatımızın ortasından bakacak olsak, anılarımızın yıllar içinde eşit olarak dağıtılmadığını görürüz:

• Erken çocukluk dönemi genellikle hafızada tamamen kaybolur;
• Gençlik dönemi genellikle önümüzde en canlı olanıdır, özellikle 15-25 yaşları arasındaki zaman,
• Ancak orta yaş dönemindeki yıllar hakkında, bellekte nispeten daha az kalıntı vardır,
• Günümüzden önceki son yıllarda, çoğu insanda hala yaşamın ikinci yarısının döneminde hafıza açık bir şekilde mevcuttur.

Araştırmacılar bu dağılımı “hafıza eğrisi” olarak adlandırıyor ve bu hemen hemen tüm insanlarda bulunan ortak bir özellik. Yani gençlik yıllarındaki deneyimlerimiz çok fazla olmasına rağmen gittikçe daha az detayı hatırlamamız, daha az anıya sahip olmamız insandaki normal unutma sürecini yansıtıyor.

 Bu hafızamız için son derece gerekli bir süreç: hafızamızı lüzumsuz şeyler ile aşırı yüklememek için önemli bir süreçtir.


Gençlik Yılları Kimlik Oluşumu İçin Çok Önemlidir.

Ancak, büyüdükçe anılardan çok, anıların birikimi göze çarpıyor. Bilim adamları bu duruma "gerileme" (reminiscence humps) diyorlar. Bu durum geçmişi kaybolan insanlarda daha net olarak görülebilir. Örneğin Alzheimer hastalarında; azalan hafızalarına rağmen, gençlikleri hakkında söyleyecekleri pek çok şey vardır.

Bilim insanları bu etkiyi, diğer deneyimler bir yana, gençlik yıllarında birçoğu ilk kez yaşanan, çok fazla deneyime sahip oluşumuzla ve bu ilk deneyimlerin özellikle kimlik üzerinde derin izler bırakması ile açıklıyor. Ayrıca, bu yıllar kimlik oluşumumuz için çok önemlidir.

15 ile 25 yaş arasındaki deneyimlerimiz genellikle tüm yaşamımızın seyrini belirler.
Bununla birlikte, yaşamın ilk yılları ile ilgili belleğimizde neredeyse pek fazla bir şey kalmaz. En eski deneyimler tamamen silinir.

 Bugüne kadar araştırmacılar, bu süre zarfındaki en eski anının kaydedilip kaydedilemeyeceğini veya oluşturulup oluşturulamayacağı ve daha sonra erişilebilir olup olmayacaklarını konusunda kararsızlar.

Küçük çocukların beyinleri anıları uzun süre tutacak kadar olgun olmayabilir. Bununla birlikte, belki de düşünce organı sadece belirli bir dilsel gelişim seviyesinde kalıcı anılar oluşturabiliyor olabilir. Bu hala bir araştırma konusu.

Çocukluk Deneyimleri "Tam Bellek" İle Birleşir
Üç yaşındaki çocukların neden aylar önce meydana gelen olayları hatırlayabildiği ve bu içeriğe daha sonra ne olduğu açıklanamamaktadır. Bazı araştırmacılar, yetişkinlerin dünyasının çocukluk gerçeğinden çok farklı olduğundan şüpheleniyorlar.

Bu sebeple de o zamandan kalan hafıza izleriyle hiçbir bağlantı kurulamadığını düşünüyorlar.
Bir başka olası açıklama ise, çocukluk deneyimlerinin bir çeşit "genel bellek" ile bütünleşinceye kadar benzer deneyimler tarafından tekrar tekrar yazılması, diğer bir deyişle tekrarlanan anıların bir bütünsel bellek oluşturması olabileceğini söylüyorlar.

 Örneğin, üçüncü yaş gününde ilk kez hayvanat bahçesine giden bir çocuk, bir süre daha bu yaşadığını canlı bir hatıra olarak tutacaktır.

Ancak aynı çocuk birkaç ay sonra ikinci kez dedesi ile birlikte hayvanat bahçesine gittiğinde, yine bir okul gezisi ile üçüncü kez gittiğinde, "hayvanat bahçesine gitme" anısının bu tekrar sayesinde bireysel zaman akışına, bir bütünün anılarına karıştığı kanaatinde.
Daha yeni bir teoriye göre ise, yaklaşık olarak bir bebek, en erken 18 aylık oluncaya kadar otobiyografik bir hafıza oluşturamıyor olabilir. Bu nedenle belleğimizde yer alan hatıralarımız açık bir şekilde benzersiz bir kimliğe sahip olduğumuz anlamına gelir.