SİNEMA

Günün Film önerisi

MAGAZİN

Çalgıcı Mektebi’nden  “Sonbahar Tadında Nağmeler”

Bakan Soylu’dan sert tepki

Ekim ayına ilişkin sosyal yardım desteği ödemeleri bugün başlıyor

İçişleri Bakanlığı açıkladı...

Suudi Arabistan'daki orman yangını etkisini kaybetmeden devam ediyor...

Borçların yapılandırılmasına ilişkin kanun teklifi açıklandı! İşte sonuç...

Bursa’da yangın!

Trabzonspor açıkladı...




İbrahim Özacar


ROMAN AÇILIMI İLE AÇMAZA GİREN ULU ŞEHİRLERİMİZ (2)

.


Kıymetli dostlar...
Bir önceki yazımızda kaleme aldığımız konulardan roman açılımı konusuna kaldığımız yerden devam ederek bu konuyu nihayete erdirmek isterim. 

Sözüm ona kürt açılım projesi ve roman açılım projelerinin, ülkemiz ve kadim şehirlerimize verdiği tahribatı anlatmak için ciltler dolusu yazılar yazılabilir.Konuyu detaylandırarak sabrınızı zorlamak istemem doğrusu. 

Roman kunusunda Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelen tepkiler, sorunun sadece Bursa ve İstanbul'dan ibaret olmadığının en güzel göstergesidir. 

Bu işin müsebbibi olan siyasi iktidar, bozduğu düzeni hamasi nutuklardan uzak elle tutulur çalışmalarla yeniden sağlamalıdır. 

Bursa Osmangazi ilçesinde görsel kirlilik bahanesi ile yıkılan  Kamberler Mahallesi, 25 Nisan 1640 yılında ilk seyehatini Mudanya üzerinden Bursa'ya yapan Evliya Çelebinin  bahsettiği Kıpti  mahallesidir.Evliya Çelebi'nin seyehatnamesindeki bu gerçeği dikkate alırsak; Bursa'lı çingeneler, Bursalı olmakla övünen birçok siyasetçiden ve yürütme makamındaki yerel yöneticilerden daha çok Bursa'lıdır. 

Romanlar Türkiye'de yaşayan onlarca kavminden biridir.Her topluluk gibi romanlarında kendilerine özgü örf ve adetleri vardır.Yüz yıllardır dünya devletlerinin asimile çalışmaları ve demir yumruk gücü, Evliya Çelebi'nin deyimiyle bu neşeli insanları değiştirmeye yetmemiştir. 

Osmanlı  Çingeneleri   

Ey İnsanlar, sözümü iyi dinleyin.Rabbiniz birdir. 
Babanız da birdir. 
Hepiniz Adem'in çocuklarısınız.Adem ise topraktandır. 
Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır hükmü gereği, Osmanlı bütün tebasına olduğu gibi çingenelerede insan gözüyle bakmış  Çingene'lerin kâbiliyet ve yeteneklerini keşf etmek suretiyle üretmeye  teşvik etmiştir. 

"Osmanlı tahrir kayıtlarında geçen Çingene mesleklerinden bazıları şunlardır: cüllah dokumacılık, terzi, hallaç, demirci, nalbant, sarraç, eyerci, dülger, baytar, kethüda, bezirgan, değirmenci, düvenci, arabacı, kasap, darıcı, mumcu, bozacı, korucu, sığırtmaç, çoban, aşçı, akıncı, kopuzcu, kuyumcu vb onlarca meslek. 

Bu durum Çingene topluluklarının mesleki çeşitliliği  açısından manidardır. 

Çingeneler demircilik zanaatında oldukça mahirdiler. 

Süleymaniye Camii’nin inşaatı müddetince (1550-1557) "seng-tıraş kalemlerinin ve iskeleler için gerekli olan çivilerin Çingene Derviş tarafından imal edilip onarıldığı bu inşaatın şantiye defterlerindeki muhasebe kayıtlarından anlaşılmaktadır.

Evliya Çelebi çingenelerin bu konumunu ayrıntılı biçimde anlatır. Osmanlı coğrafyasındaki Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Arnavutluk, Kosova, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Sırbistan ve Macaristan’ın bir bölümünde yaşayan Çingene toplulukları, günümüzde Osmanlılar’ın kültürel mirası olarak değerlendirilebilecek bazı gelenek ve göreneklerini devam ettirmektedirler. Osmanlı Devleti’nde diğer topluluklar gibi can, mal, ırz ve namusları güvence altına alınan Çingeneler devletin himayesinde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Bir Çingene kanunnamesinin hazırlanması, toplumun en alt katmanında yer alan bir cemaate karşı sistematik bir idarî anlayışa sahip bir devletin tavrını belirlemesi bakımından önemlidir. (TDV İslâm Ansiklopedisi) 

Bir kitapta okumuştum. Kitabın ismini hatırlayamadım.Önemine binaen kıssadan hisse bâbında  paylaşmak istedim. 

Vakt-i zamanında İslam büyüklerimizden biri buluğ çağına ermiş evladını huzuruna çağırır.Oğul edeple babasının huzurunda babasınının nasihatlarını dinlemeye hazır.Alim oğluna: "evladım artık büyüdün hedeflerin ve fikirlerin olmalı, söyle bakalım ornek aldığın alim veya etkin biri varmı?" Oğlu edeple: "evet babacığım benim için siz güzel bir örneksiniz" diye cevap verir.Alim zat oğluna hitaben; "evlatcağızım eğer benim gibi olmak istiyorsan benden üstün birini örnek almalısın. Taklit aynısı olmaz, zira ben hazret-i Ömer'i kendime örnek aldım ancak senin örnek aldığın biri olabildim. Benim gibi olmak istiyorsan, benden daha üstün olanı örnek almalısın" diye nasihatte bulunur. Demem şu ki,  yeryüzünde ikiyüz civarı irili ufaklı devlet var.Bu devletlerin içerisinde devlet tecrübesi olan ilk devletlerden biriyiz. Şanlı tarihimizde barış ve adaletten tutunda şehircilik, komşuluk ilişkileri vb insanlığa kazandırdığımız sayısız örnekler ortada dururken, Cumhuriyetin kuruluşundan sonra başlayan batı hayranlığı batıda ne varsa bize uyar. Siyasi anlayış yüzünden ne kendimiz olduk, nede batılı.Savrulup duruyoruz. 

At sahibine göre kişnermiş.

Osmanlı devletinin şanlı idarecileri tebasını  inancından aldığı emirler doğrultusunda yönettiği için, şehirler imar edildi.Insanlık Saadet buldu. 

AB uyum yasaları adı altında batı medeniyetini kendi milletine dayatmaya çalışanlara atf olunur...