SİNEMA

Toplumu Değiştirmeyi Hedefleyen Adam: Aamir Khan

SANAT

Hat Sanatı Dünyaya Tanıtılacak

MAGAZİN

Yeni Albüm ile Yurt Dışına Açılıyorum... İddialıyım.

SEYAHAT

MAVİ BAYRAKTA DÜNYA ÜÇÜNCÜSÜ TÜRKİYE’NİN ÖDÜLLÜ PLAJ SAYISI 486 OLDU

Bursa Cuma’ya hazır

“BU MİLLET BÜYÜK BEDELLER ÖDEDİ”

XL Mimarlık+Mühendislik'e

'BTSO’nun UR-GE Projesiyle ABD Pazarına Açıldı

'Başkan Özkan’dan “Türkiye’nin en uzun sahilleri” vurgusu

'Yeni normalde fiziki ofislerin yerini sanal ofisler alacak 

'‘ESNAFIMIZIN YANINDAYIZ’



Coşkun Genç
26.04.2020 16:52:59
Bir kadının gözünden insanca, kadınca haykırış, tebrik ederim... başarılarınızın devamı dileklerimle, saygılar.

SEVİL selamet
26.04.2020 17:30:07
Her bir sonrası bir başka güzel.. Açık anlamlı düşündürücü ve gerçek bir yaşanmışlık.. Ne yazık ki... Bitsin artık diye beklediğimiz bu ezilmislik.. Umuyorum senin yazılarınla kadınlarımız özlediğimiz yere gelir... Nice güzel dizelere inşallah..

Berrin Doğan
26.04.2020 20:55:53
Çok güzel bir yazı. Kadının toplumdaki yerini, ona bakış açısını, ona biçilen rolü her yönüyle ele alan yazarı kutluyorum.

Zülal Türker
26.04.2020 20:57:57
Harika bir yazı ve yine harika bir şiir tebrik ediyorum kaleminize yüreğinize sağlık . yazmayayım da öleyim mi diyorsunuz ya yazın hep yazın sevgiler kucak dolusu.❤️

Ali ÇELİK
26.04.2020 21:12:15
Çok güzel yazmışsın Emekçi kadınlarımız için Süreyya Hanım

Pınar saydam
26.04.2020 22:42:57
Harika, tebrik ediyorum

YAZARLAR


Süreyya Eren Şair


SUSARAK KONUŞAN KADINLAR

.


Susmayı öğretmişler kadınlarımıza. Susmayı susarak duygularını öldürmeyi, kimliksizliği, ilim yoksulluğunu, hakareti,  değersizliği, kadının gücünden korkanlar tarafından pasifize edilmeyi öğretmişler.

Sorarım şimdi ; sizce hangi kadın susmuştur, hangi kadın küsmüştür göğsüne, daha büyümeden yürekleri göğnümüş olsa bile. Kadın savaşçıdır, anadır çünkü. Doğurarak ölümsüzlüğü sunmuştur dünyaya.
    Peki ; cennet anaların ayaklarının altında denilmesine rağmen o analara nasıl cehennem edilir hayatlar.
    Kadınlar, duygularını ürettiklerine katarak haykırmışlardır. Kendilerini susturanlardan ziyade kainatadır naraları. Ekonomik olarak, üretilenlerin de sahibi her zaman susturanlar olmuştur.
   Susturanlar kadınların ürettikleri ve  emeklerindeki çığlıkları, duyabilmiş olsalardı güneş doğardı belki, kara gönüllerine. 
    Yaşamak için yağlı urganı boynuna geçiren kadınların, idam sehpalarındaki kendi adlarını okuyabilselerdi susturanlar, yine söylüyorum, güneş doğardı belki kara gönüllerine.
    Behey yunus sana söyleme derler
    Ya ben öleyim mi söylemeyince.
Diyor ya  Yunus Emre. Sözlerim deryaya sunulan damlada olsa yazmayayımda öleyim mi diyorum bende.
    Ekmek kokan, toprak kokan, nasırlı eller, doğanın güzelliklerini o pıtır pıtır yıpranmış ellerine, sabır erdemini bulayıp çemberlerine yaptıkları oya'larında yaşatmışlardır. Aynı zamanda da lâl edilen dillerini konuşturmuşlar, yaptıkları her oya'ya ayrı bir anlam yükleyerek, sesizce anlatmışlardır kendilerini. 
    Çemberlerini, ruh hallerine göre dolamışlar başlarına yüklendikleri hayatlarını yaşarlarken.
Meselâ : papatya oyalı çemberini takan kadın "Gişimin sevgisinden eminim mutluyum" der. Prangalanmış, diline inat dik tuttuğu başının üzerinden. Asker yolu bekleyen kızlarımız, tomurcuk oyalı çemberini dolar "Gün sayıyorum sevdiğime kavuşacam" der. Yaşama tutunduğu gibi, sağlam tutunur sevdasına da. Sümbül oyalı çemberini dolayan "Dertlerim sıkıntılarım dizi dizi elleşmen bana" der. Dul kadınlar siyah çember dolar "Biz ölenden önce öldük, ölen biziz sizin gözlerinizden arzularınızdan" der. Bu küçük örnekler, çok anlamlı ve büyük haykırışlardır. İlerisi gerilerde kalan kadınlar için.
    Büyük şehirlerde yasayan, başarı, güç, prestij, saygınlık, değerleri olan kadınlar, bir çoğunu kanunların koruyamadığı, yüreğinin duvarlarına dayanan, içinden imdat çığlıkları atarken ruhları kirlilere karşı, onca kalabalığın debdebenin içinde bir çoban yalnızlığında cesur yaşamaya gayret ederler. 
    Bir kaç satırla izahlar ve anlatımlarla aşılacak durumlar değil kadınlarımızın yaşamları.
    Var olabilmek ve yaşamak için çabalayan tüm kadınlarımızın, mahcubiyetle nasırlı ellerini, savaşcı gönüllerini öperken, insanlığın en güzel günlere ermesini arzulayarak siz değerli okuyucularımı şiir'imle baş başa bırakıyorum.
PAPATYALAR DOLDU YÜREĞİNE 
 Loş ışıklar hazırdı mekan
Müşteri dolu iyi yapılmıştı reklam
Cafcaflı ön masada
Emirler yağdırıp kasılarak 
Oturuyordu bir adam
Şerefi yoktu parası çoktu 
Bundan da haberi yoktu
Dip masaya sinmişti biri
Anasının yaşmağı ile uyuduğunu unuttu
Aslında O bir çocuktu 
Gençlikleri kahkahalarında kalmış 
Bol makyajlı hatunlar 
Hepsinin gözü açtı karnı toktu
Söndü yandı yandı söndü ışıklar 
Uğultulu karanlığa doğdu ay
Savurdu saçlarını eteklerini tuttu
Yüreğinin yangınını harman etti 
Türkü türkü sesine
Vurdukça davulcu davuluna 
Işıltılı elbisesiyle döndü durdu
Sesi arş-ı alayı tuttu 
Masa masa gezerken bedeni
Aldanmışlığını horlanmışlığını 
Hüzünlerini bıraktı 
Salyalı sarhoş masalarına 
Uçurdu ruhunu köyüne 
Koynuna sevda sevda 
Papatyalar doldurdu