Ülke Genelinde 4 Gün Boyunca Yoğunlaştırılmış Koronavirüs Denetimleri Gerçekleştirilecek

Rize’ye meydan Meclisin kararı

Tedarik Zincirinin başarılı isimleri ödüllerine kavuşuyor

DEZENFEKTE ÇALIŞMALARI ARALIKSIZ SÜRÜYOR

Osmangazi’de Online Ödeme Kolaylığı

Bursa’ya hareketlilik ödülü

Orhaneli’de eko-turizm atağı

Diyarbakır’da ’dur’ ihtarına uymayan otomobil polis memuruna çarpıp kaçtı

Gurban Gurbanov: “Sivasspor’un tecrübesi daha fazlaydı”

Rıza Çalımbay: “2 defa yenik duruma düşmemize rağmen oyundan kopmadık”

Maradona’nın hayranlarıyla polis arasında arbede

Osman Şiban’ın teröristlere yardım ve yataklık yaptığına dair belgeler elimizde var

UEFA Avrupa Ligi: Karabağ: 2 - DG Sivasspor: 3 (Maç sonucu)

Fransa’da ırkçı polis şiddeti kamerada

UEFA Avrupa Ligi: Karabağ: 1 - DG Sivasspor: 1 (İlk yarı)

UEFA Avrupa Ligi: Karabağ: 1 - Sivasspor: 0 (Maç devam ediyor)

Beşiktaş Olağan Genel Kurul Toplantısı 23 Aralık’ta gerçekleşecek

Ahmet Nur Çebi: “Pandemide zararımız 400-500 milyon TL arası”

Podolski: "Türkiye benim ikinci vatanım"

Futbolun efsane ismi Maradona son yolculuğuna uğurlanıyor

Ziraat Türkiye Kupası: Kasımpaşa: 3 - 24 Erzincanspor: 0

BTP BURSA İL BAŞKANLIĞI

BTP lideri Hüseyin Baş’tan ‘vaka sayısı’ göndermesi: Darısı işsizlik ve enflasyonun başına

HDP önünde ’Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ gerginliği

HDP önünde ’Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ gerginliği

HDP önündeki aileler çocuklarına kavuşacakları anın hayaliyle nöbetlerine devam ediyor

HDP önündeki aileler çocuklarına kavuşacakları anın hayaliyle nöbetlerine devam ediyor

Evlat nöbetindeki aileler Arınç’ın istifasını değerlendirdi

Evlat nöbetindeki aileler Arınç’ın istifasını değerlendirdi

BAKAN PAKDEMİRLİ’DEN 826 KADROLU İŞÇİ ALIM MÜJDESİ

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, Bakanlık taşra teşkilatına 826 kadrolu işçi alımı yapılacağını müjdeledi.

Borsadan kapanış rekoru

Borsa, günü yüzde 1,28’lik yükselişle tamamladı.

Bakanların iş dünyası ile yapacağı görüşmeleri yarın başlıyor

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ile Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün iş dünyası ile yapacağı görüşmeler yarın başlıyor.

Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk payının Katar’a devri için anlaşma imzalandı

Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk payının Katar’a devri için anlaşma imzalandı

Sağlık Bakanı Koca: “COVID-19’a karşı aşı geliştirme çalışmaları yarışında biz de varız”

Son 24 saatte korona virüsten 174 kişi hayatını kaybetti

“Önümüzde Milletçe Teyakkuzda Olmamız Gereken Günler Var”

Litvanya’da vizon çiftliğinde Covid-19 alarmı

Bakan Ersoy: “Aşılama programını aralık itibarıyla devreye alıyoruz”

Korona virüs Bodrum’da pazarları boş bıraktı

Pirinç unu maskesi




Mehmet Emir Aksoy Siyaset Bilimci


Tarihin her devrinde sıcak çatışmalar

.


” Tarihin her devrinde sıcak çatışmaların odağı olan Orta Doğu’da hızla devam eden vekalet savaşları, bölge ülkelerinin süreklilik arz eden manevralarıyla, gün be gün şekillenmektedir. Sömürge güçlerince tutsak edilen insanlar Bölge ülkelerini incelerken iki önemli tarih karşımıza çıkar. Bunlardan ilki 1971 yılıdır. Zira 1971 yılına kadar bölge ülkeleri ,Birleşik Krallığın sömürgesi olduğunu unutmamak gerekir.

Birleşik krallık 71 yılı itibarıyla bölgeden çekildiğini, Dünya kamuoyuna deklare etse de bölge ticaretini ve yönetim kademelerini resmi olmayan temsilcileriyle yönetmektedir. Dolayısıyla, Vekalet savaşları dediğimiz bu süreçte, en önemli aktörlerden biri, İngiltere’dir.

Birleşmiş Millete bağlı 21 Arap ülkesinin ekseriyetiyle, ABD-Birleşik Krallık ve selahiyetinden sorumlu oldukları, İsrail’le beraber kurdukları şer üçgeniyle, etki alanlarını, Türkiye, İran, Rusya gibi ülkelere karşı forse etmeye çalışmaktadır. Bölge’de güç savaşı veren ikinci cephenin vekilini de ülkemiz, Türkiye’nin de içinde olduğu bu blok oluşturmaktadır. Yazımızın başında bahsettiğimiz gibi yakın tarihte iki önemli tarihten bahsetmiştik.

Birleşik Krallığının, bölgeden çekilmesi sonrası ,sıcak çatışmaların mikro ölçekte yaşandığı bu coğrafyada ikinci milat 91 Körfez savaşıdır. Körfez savaşıyla bölgeye kıtalar ötesi sıcak çatışmalara taşıyan süreç başlamış olup, öncesinde 80-88 İran-Irak savaşıyla zayıflatılmış Saddam Rejimine, güçlü bir hava saldırısı yapılmış ve bölge ülkeleri test edilmiştir.

Bölge ülkelerinin bu süreçte sessiz ve güç odaklı faaliyet planları, ABD-İngiltere-İsrail cephesini daha ofansif siyasal hatlara çekmiştir. Ortadoğu’da 91’den günümüze kadar birçok kanlı ihtilaller gerçekleştirilmiş kimi zaman da NATO destekli saldırılarla, birçok rejim yerle bir edilmiştir.

Geçen süre zarfında, böl-parçala-yönet stratejisiyle, Dünya’nın en güçlü petrol rezervleri “Exxon Mobile” tarafından gasp edilmiştir. Arap Baharı süreciyle de devam eden “gasp” süreçleri, Ortadoğu’da iki ülkenin konumunu vekaletçi, konumuna sabitlemiştir.

Bu vekil konumunda olan ülkelerden biri, Prens Selman’ın başını çektiği, Suud ailesinin yönettiği, vahşi kabile konumunda Suudi Arabistan’dır Türkiye’ye karşı her fırsatta, düşmanlık belirtileri gösteren, Suud Kabile Devleti, Devlet olma nezaketinden yoksun olmakla beraber, Arabistan halkına ait petrol rezervlerini, süper güçlere peşkeş çeken, küstah bir muz cumhuriyeti konumundadır.

Bir diğer vekaletçi ise, Türkiye’nin, terör yuvalarına karşı meşru müdafaa haklarını her fırsatta kınayan Birleşik Arap Emirlikleri’dir. Resmi olmayan İngiliz sömürgesi konumuyla, Türkiye’ye küstahça ve alçakça kınamalarda bulunan BAE, Arap Baharında, Darbeyle göreve gelen SİSİ’yi destekleyerek, meşru olmayan hakların destekçisi olduğunu ispat ve isnat etmiştir.

Suudi Arabistan ve BAE’nin alçak ve küstahça bu tavırlarının en temel sebeplerinden biri, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’da güçlü bir oyuncu konumunda olmasıdır. Bağımsız dış politika unsurlarından yoksun bu iki kabile devletçiği, Küresel güçlerin Orta Doğu masası şefi oldukları sürece, karşılaştıkları her iç ve dış tehditlere, Türkiye’yi sorumlu göstermeleri acizliklerinin ispatlarıdır. Bu bağlamda, Orta Doğu’yu kan gölüne çeviren, “bir damla petrolün bir damla kandan” daha muktedir olduğunu düşünen zihniyetlerin maşası olan iki ülkenin halk desteğinden yoksun olmaları ve ülkeyi meşru olmayan bir gasp yöntemiyle yönetmeleri dolayasıyla meşruiyetinin Türkiye tarafından yok hükmümde sayılması elzemdir.

” Tarihin her devrinde sıcak çatışmaların odağı olan Orta Doğu’da hızla devam eden vekalet savaşları, bölge ülkelerinin süreklilik arz eden manevralarıyla, gün be gün şekillenmektedir. Sömürge güçlerince tutsak edilen insanlar Bölge ülkelerini incelerken iki önemli tarih karşımıza çıkar. Bunlardan ilki 1971 yılıdır. Zira 1971 yılına kadar bölge ülkeleri ,Birleşik Krallığın sömürgesi olduğunu unutmamak gerekir.

Birleşik krallık 71 yılı itibarıyla bölgeden çekildiğini, Dünya kamuoyuna deklare etse de bölge ticaretini ve yönetim kademelerini resmi olmayan temsilcileriyle yönetmektedir. Dolayısıyla, Vekalet savaşları dediğimiz bu süreçte, en önemli aktörlerden biri, İngiltere’dir.

Birleşmiş Millete bağlı 21 Arap ülkesinin ekseriyetiyle, ABD-Birleşik Krallık ve selahiyetinden sorumlu oldukları, İsrail’le beraber kurdukları şer üçgeniyle, etki alanlarını, Türkiye, İran, Rusya gibi ülkelere karşı forse etmeye çalışmaktadır. Bölge’de güç savaşı veren ikinci cephenin vekilini de ülkemiz, Türkiye’nin de içinde olduğu bu blok oluşturmaktadır.

Yazımızın başında bahsettiğimiz gibi yakın tarihte iki önemli tarihten bahsetmiştik. Birleşik Krallığının, bölgeden çekilmesi sonrası ,sıcak çatışmaların mikro ölçekte yaşandığı bu coğrafyada ikinci milat 91 Körfez savaşıdır.

Körfez savaşıyla bölgeye kıtalar ötesi sıcak çatışmalara taşıyan süreç başlamış olup, öncesinde 80-88 İran-Irak savaşıyla zayıflatılmış Saddam Rejimine, güçlü bir hava saldırısı yapılmış ve bölge ülkeleri test edilmiştir. Bölge ülkelerinin bu süreçte sessiz ve güç odaklı faaliyet planları, ABD-İngiltere-İsrail cephesini daha ofansif siyasal hatlara çekmiştir.

Ortadoğu’da 91’den günümüze kadar birçok kanlı ihtilaller gerçekleştirilmiş kimi zaman da NATO destekli saldırılarla, birçok rejim yerle bir edilmiştir. Geçen süre zarfında, böl-parçala-yönet stratejisiyle, Dünya’nın en güçlü petrol rezervleri “Exxon Mobile” tarafından gasp edilmiştir. Arap Baharı süreciyle de devam eden “gasp” süreçleri, Ortadoğu’da iki ülkenin konumunu vekaletçi, konumuna sabitlemiştir.

Bu vekil konumunda olan ülkelerden biri, Prens Selman’ın başını çektiği, Suud ailesinin yönettiği, vahşi kabile konumunda Suudi Arabistan’dır Türkiye’ye karşı her fırsatta, düşmanlık belirtileri gösteren, Suud Kabile Devleti, Devlet olma nezaketinden yoksun olmakla beraber, Arabistan halkına ait petrol rezervlerini, süper güçlere peşkeş çeken, küstah bir muz cumhuriyeti konumundadır.

Bir diğer vekaletçi ise, Türkiye’nin, terör yuvalarına karşı meşru müdafaa haklarını her fırsatta kınayan Birleşik Arap Emirlikleri’dir. Resmi olmayan İngiliz sömürgesi konumuyla, Türkiye’ye küstahça ve alçakça kınamalarda bulunan BAE, Arap Baharında, Darbeyle göreve gelen SİSİ’yi destekleyerek, meşru olmayan hakların destekçisi olduğunu ispat ve isnat etmiştir.

Suudi Arabistan ve BAE’nin alçak ve küstahça bu tavırlarının en temel sebeplerinden biri, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’da güçlü bir oyuncu konumunda olmasıdır. Bağımsız dış politika unsurlarından yoksun bu iki kabile devletçiği, Küresel güçlerin Orta Doğu masası şefi oldukları sürece, karşılaştıkları her iç ve dış tehditlere, Türkiye’yi sorumlu göstermeleri acizliklerinin ispatlarıdır.

Bu bağlamda, Orta Doğu’yu kan gölüne çeviren, “bir damla petrolün bir damla kandan” daha muktedir olduğunu düşünen zihniyetlerin maşası olan iki ülkenin halk desteğinden yoksun olmaları ve ülkeyi meşru olmayan bir gasp yöntemiyle yönetmeleri dolayasıyla meşruiyetinin Türkiye tarafından yok hükmümde sayılması elzemdir.