Bugün, 16 Ocak 2021 Cumartesi

Yarımada Üzerinde Bulunan Tarihi Kale

Kenya’da Kadınların Şiddetten Kaçarak Kurduğu Bir Köy

Birçok Medeniyete Ev sahipliği Yapmış Olan Kaleler Şehri Mardin

İnançlarından Ötürü Yıllardır Temizlenmeyen Nehir

Antik Mısır'da mumyalama nasıl yapılırdı

Yerebatan Sarnıcı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Efes çevresinde yer alan Meryem Ana Evi

Haziran Alevi Tablosu

Haziran Alevi Tablosu

1814 yılında Jean Auguste Dominique Ingres tarafından yapılan yağlı boya tablo

1814 yılında Jean Auguste Dominique Ingres tarafından yapılan yağlı boya tablo

Eleştirilerin ortak noktası olan Kırda Öğle Yemeği Tablosu

Le Déjeuner sur l’herbe, Édouard Manet (1863) Kırda Öğle Yemeği

İki ülkenin resmedildiği Francesco Hayez’in Öpücük tablosu

İki ülkenin resmedildiği Francesco Hayez’in Öpücük tablosu

2000’li Yıllarda Çekilen En Güzel 5 Aşk Filmi

IMDB Puanı Yüksek 10 Film (2)

Gerilim, gizem ve korku üçlüsünün vazgeçilmez filmleri

Müzikal Film Severler Buraya!

Sizi Geçmişe Götürecek 9 Çizgi Film

Gerçek Hayattan Uyarlanan Harika Filmler

Sizin İçin Derlediğimiz 5 Deneysel Film

Kafein'in yan etkileri nelerdir

Hasar Görmüş Saçlar Nasıl Onarılır

Hamileyken Tüketmeniz Gereken 8 Yiyecek

Diş Macunuyla Sivilcelerden Nasıl Kurtulabilirsiniz

Diş Beyazlatmaya Yardımcı 4 Yiyecek

Bağışıklık sistemini güçlendiren yiyecekler hangileridir

Size Daha Fazla Enerji Verebilecek 6 Yiyecek




Hakkı Güleç Uzman Aile Danışmanı


Tiyatro neden olmalıdır?

.


 Tiyatro etkisinden uzak kalmış gelişim sorunu yaşayan toplumlarda neler gözlemleriz?
    Bir banka oturmuş çekirdeğin kabuğunu yere atıyor.
     Yürürken yere tükürüyor.

     Yemeği yerken ağzını şapırdatmasının, ekmeği ısırarak kopartmasının, kaşığı sapından kavramasının, tepeleme pilav doldurarak ağzını sonuna kadar açmasının, herkesin içinde höpürterek çay içmesinin verdiği görüntünün farkına varamıyor
     Trende otobüste yüksek sesle ve uzun süreli cepten görüşüyor.
    Otomobilinin küllüğünü yere boşaltıyor.
Piknik yerleri berbat halde terk ediliyor.
   Modern görünüşü var ama köpeğinin pislediği kaldırımları temizlemiyor.
    Adam motosikletinin susturucusunu çıkartmış patlayan ses düzeyi çekilir gibi değil.
“Karpuz var, overok dikilir” hoparlörden çıkan yüksek hacimli metalik sesin etrafı rahatsız etmesinden habersiz.  
      Yurt dışından geliyorsun hava alanı, her yer izmarit kağıt, pet şişe dolu ancak birkaç saat sonra kanıksıyorsun, memleketin çirkinliklerine körleşiyorsun.

    İşyerinde, okulda, fabrikada, çalışma ortamında verimi düşüren çalışma disiplininden uzaklaşmış toplum kendisine körleşmiş

     Birbiriyle oldukça saygısız ilişkiler, itiş kakış yer kapma, metroda inenleri beklemeden içeri girmeye çalışma.

    Apartman, bina otobüs asansöre girmek için önce boşaltana yol verme gereğini kavrayamamak yani boşalacak ki sen orayı doldurabileceksin nedendir bu bencilce ve cahilce davranış?
    Yoldan geçene omuz atma, dik dik bakma
taciz eden bakışlar uzun uzun bakmanın ilkelliğini yozluğunun farkına varamamak!
     Amirler memurlar birbirleri ile didişmekte, komplo kulis tuzak kumpas yalan dolan iftira rüşvet irtikap saygısızlık sevgisizlik nezaketsizlik altta kalanı ezme alabildiğine neden insanlıktan çıkmışlar. Hemen bu görüntülere körleşmişiz.

 Uçaktan inen yolcunun memleketin çirkin manzarasına körleşmesi gibi tüm çirkinliklere alışırken bizlerde çirkinleşerek uyum sağlamışız!

 

     Say sayabildiğin kadar tüm bunların çoğunun içinde Üniversite mezunları var. En çok dedikodu her yerde olduğu gibi akademisyenler arasında da oldukça yaygın. Yani sözde okumuşlar ancak zır cahiller çünkü uzmanlaştıkları alan bilgilerinin hayatın diğer alanları ile olan bağını kuramıyorlar. Mesleki bilgileri akademik seviyeleri onları cehaletten kurtaramıyor.

       Bu duruma yıllarca görev yaptığım özel eğitim kurumları rehberlik hizmetleri ve sonrasında Aile danışmanı olarak görüştüğüm binlerce yetişkin aile bireylerinde gözlemledim.

     Mesleğinde  çok başarılı bir mühendis, öğretmen bir avukat ancak mesleki alan dışına çıktığında sosyal yaşamda evlilik yaşamında aile içi ilişkilerde alabildiğine başarısız olanlarımız meslek robotları olarak yetişmişiz demektir.

 
      Bu tablonun en temel nedeni ezberci sorgulamayan sınav odaklı okullarımız eğitim değil, öğretim yerleri olmuş.

       Eğitim, doğumdan ölüme kadar sürer insan okuyarak araştırarak sosyalleşerek etkinliklere katılarak sosyal sorumluluk projelerinde görev alarak sanatla felsefe ile iç içe olarak hayatı sürekli gözlemleyerek ömür boyu gelişim içinde olur.

    Mesleği ile uzmanlık dalı ile ilgili bilgilerinin hayatın diğer alanları ile olan ilgisini kurar olayların sosyal tarihsel ekonomik psikolojik yönlerinin farkına vararak cehaletten uzaklaşır.

      Bu anlamda Tiyatrolar farkında oluşa hizmet eden, eğiten, eğlendiren düşündüren sorgulatan iz bırakan kendimize ayna tutmamızı sağlayan duygusal zekamızı geliştiren en etkili sanat koludur.

 

     Tiyatro güldürürken sana ayna tutar ne kadar komik tutarsız ve ahlaksız  olduğunu yüzüne vurur ve değerler eğitimi verir
     Kendi defosunu sahnede gören insanlar aynada elbisesini saçını makyajını düzeltenler gibi davranışlarını düzeltme yoluna giderler

     Unutmayalım ki Beden-Ruh-Duygu- Düşünce sistemin parçalarıdır birini değiştirince diğerleri de değişir.

      Davranışları değişenin duygusu, ruhu ve düşünceleri de değişir kısaca tiyatrolar adamı adam eder.

      MÖ 5. YY da insanlık tarihine ilk tiyatroları kazandıran  Yunan uygarlığı aynı zamanda filozofların bilim adamlarının sanatçıların yetiştiği ilk uygarlıktır.

     Atina'nın şehir devleti batı tiyatrosunun başladığı yerdir. Festivaller, dini törenler, siyaset, hukuk, atletizm ve jimnastik, müzik, şiir, düğün törenleri, cenaze törenleri ve sempozyumları içeren klasik Yunanistan'daki tiyatralite ve performansın geniş bir kültürünün parçasıydı.

    Tiyatroların eğitim rolü olduğu kadar gözlem yeteneğimizin artması, genel kültüre olan katkısı toplumsal sorumluluk empati yeteneğinin artması vb gibi oldukça fazla olumlu etkileri vardır. Sanat felsefe ve bilim en gelişmiş toplumların temel özelliğidir.

       2.Dünya savaşında büyük bir yıkıma uğrayan ikiye bölünen Almanların ilk yaptığı okul yol hastane  değil, tiyatrolar inşa etmek ve çalışanlarına destek vermek olmuştur. Çünkü büyük bir çöküntü yaşayan toplumun ruhen inşası önceliklidir

      Tiyatro, hayatta en hakiki mürşit ilimdir fendir felsefesi ile muasır medeniyet çizgisinin üstünde yer almak gibi hedefler koyan çağdaş demokratik tam bağımsız ülke olmamızı isteyen yapı sanata bilime ne kadar önem verdiğini de unutmamalıyız.

    Geçmişi MÖ 5. YY a dayanan ve  eğlendirirken  eğiten, zihinsel duygusal ruhsal ve sosyal gelişim sağlayan dünyanın en etkili sanatı tiyatroların aynı zamanda  toplumsal barışa kardeşliğe hoşgörüye büyük katkısı vardır

Tiyatrolar ruhsal, duygusal ve sosyal yönden iyi oluşa hizmet ederler.

Tiyatrolar duygusal zekamızı arttırırlar.

Tiyatrolar istendik davranışları elde etmede en etkili eğitim aracıdır.

 Tiyatrolar toplumsal gelişim için olmazsa olmaz en etkili sanat koludur.