SİNEMA

Günün Film Önerisi İvan'ın Çocukluğu

MAGAZİN

Eylül ayı magazin gündemine kavga skandalı oturdu

ABD, Sudan’ı “Terörü Destekleyen Ülkeler“ listesinden çıkarmaya hazırlanıyor

20 metrede maskeyi çıkarmadılar ama iş güvenliğini hiçe saydılar

ÇOCUKLARIMIZ GELECEĞİMİZ

ONLAR MİKROP SAVAŞÇISI

Ana Kucağı Bursa’yı sarıyor

Başkan Dündar Muhtarlar İle Bir Araya Geldi

Başkan Aktaş, demokrasinin uç beylerini ağırladı




Hakkı Güleç Uzman Aile Danışmanı


Üç Düşünür, Dört Yorum 

.


1-“Bir olgunluk seviyesi vardır. O seviyeye ulaşınca kimseyle uğraşasın gelmiyor. Kendini yetiştirememiş, sinsi, ikiyüzlü insanlardan uzaklaşıyorsun. Seni hasta edecek insanlarla birlikte olmaktan vazgeçiyorsun. O seviyeye ulaşınca kendine değer vermeyi öğreniyorsun.”   Sigmund Freud’un bu sözleri ilk olarak çalışan üreten liyakat sahibi olmuş bir insanın zamanı, çok daha değerli olmaya başlarken yalnızlık en temel ihtiyaç haline geliyor. İkinci olarak özellikle insan davranışları ve altında yatan nedenler üzerine farkındalığımız arttıkça çevremizdeki insanların bakışları, ses tonları mimik ve jestleri, mikro beden dilleri gerçek yönünü ortaya koyması ve tutarsızlıkların farkına varmanızı sağlarken ilişkiler yüzeysel olmaya başlıyor ve daha seçici oluyorsunuz.  

2- “Eğer hırsızlar yollarda güvende yürüyorlarsa, bunun iki nedeni vardır; ya rejim büyük hırsızdır, ya da halk aşırı aptaldır.” Lee Kuan Yew’in bu sözleri ile akla bazen her iki durumunda geçerli olabileceğini de hatırlatır. 

Aslında temel konu, halkın bilinçli olmasıdır. 

 Halkın bilinçli olduğu yerde rejim daha çağdaştır, şeffaftır ve denetimlidir. 

  Özellikle yönetenler en hassas şekilde denetlenirler, hesap verirler ve sorumludurlar.  

Halka Tabi Olan, Halk Hizmetçileri(kamu görevlileri)Halka Hizmet Etmek İçin Vardırlar 

      Gelişmiş ülkelerde Kamu Görevlileri (public servant) yani halk hizmetçileri en alt seviyede memurdan en üst yöneticiye kadar hepsi de halkın ekmeğine, aşına ve tükettikleri ürünlere yüklenmiş vergilerden aldığı maaşlarla halka hizmet etmenin görevleri olduğunun bilincindedirler.  

     Bu anlamda en gelişmiş ülkelerde en üst düzey yönetenlerinin metroda alışverişte tatilde alabildiğine sıradan bir vatandaş gibi davrandıklarını hep gözlemleriz.  

      Az gelişmiş ülkelerde ise durum tersine çevrilir. Halka hizmet etmek zorunda olanlar halka tepeden bakar emreder ve halkı kendilerine tabi kılar. Cezalandırırlar. 

     Bu yapı orta çağ dönemine özgüdür. Az gelişmiş ülkenin en alt seviye memuru dahi halkı azarlayabilir işini savsaklayabilir, evrakı imzalarken kaydederken vatandaşın yüzüne bile bakmaz. 

 Beyin Kapasitemiz 

    Beynimiz tüm alanların disiplinini tüm yönleri ile kavrayacak ve bu alanlar arasında var olan bağlamları kurabilecek yeni çıkarımlar elde edebilecek kapasiteye sahiptir.  Bilgi kaydeden çıkarımlarda bulunan sinir hücrelerimizin sayısı on üzeri 37 dir. Yani 10 sayısının önüne konulmuş otuz yedi tane sıfır rakamı ile elde edilen sayıyı saymak, onlarca insanın ömrü yetmez.   

     Ortalama üzeri zekaya sahip(Üniversite Mezunu) bir insan aynı anda tıp, hukuk,  edebiyat, mühendislik vb alanlarda uzman olabilecek kapasitededir ancak zaman vb yetersizlikler buna engeldir.  

   Bu anlamda uzmanlık alanımızın dışında da elimizden geldiğince okuma ve araştırma içinde olmamız uzmanlık sahamızla ilgili edinilmiş bilgilerimizin hayatın diğer alanları ile olan bağlamını idrak edebilmeye başlaması bizi sadece mesleğinde uzman bir meslek robotu olmaktan kurtarırken akıl çapımızı genişletecektir. 

 Akıl çapı gelişmiş insanların çoğunlukta olduğu bir toplumu yönetenlerin hırsız olması mümkün değildir. Bu anlamda gelişmiş ülkelerce yönetilmesi, pazar haline getirilmesi ve sömürülmesi planlanan ülkelerde ajan danışmanlar, tamahkar  yerli işbirlikçiler geri kalmış ülkelerin kısır döngüde kalmasını sağlayan çağdışı eğitim sistemlerini yüceltirler.  

3-"Özgürlüğün önüne eşitlik koyan bir toplum ikisini de elde edemez. Özgürlüğü eşitliğin önüne koyan bir toplum, her ikisinden de yüksek oranda yararlanacaktır. " Milton Friedman. 

    Çünkü Özgür olabilmek, sınır ve sorumluluk bilinci gerektirir. Bunun içinde gelişim odaklı değerler kültüründe iç denetimi güçlü yetişmiş olmanın belirleyiciliği vardır. Yani davranışlarımızı kontrol eden biat kültürünün yücelttiği yasak, günah, ayıp korku ile sağlanan dış denetim yerine aklın ve vicdanın hür ve devrede olduğu iç denetimli yapı vardır. 

Dış denetimin olmadığı yerde aklı ve vicdanı gelişmemiş olanlar yani biat etmesi sağlananlar dürtüleri ile hareket ederler. Bu yüzden insan doğasına aykırı biat kültüründe yetişenlerde taciz tecavüz hırsızlık suistimal gibi çürümenin işaretleri gözlemlenir.  

Ve İslam’ı Doğru Anlamak, Özgür Akıl Gerektirir 

    “Oku” diye başlayan “bilenle bilmeyen bir olur mu?” diyen ve yüzden fazla defa “düşünün” diyen bir kitaba sahip bir inanç sistemi hiçbir zaman inanç sömürücüsü ticarileşmiş dünyevileşmiş çoğu kripto kişilere kurumlara ve biat kültürüne asla izin vermez.  

   Akıllara Vicdanlara ve İradelere İpotek koyarak oluşturduğu biat kültürü ile Allah’ın yetkisini alan birbirini şirke girmekle suçlayanların varlığı, yozlaşmanın çürümenin en temel nedenidir.  Aklı vicdanı iradesi olmayanlar dürtüleri ile davranırlar; hüminal değil animal davranırlar. Bencil çıkarcı olanların aklı vicdanı değil dürtüleri devrededir; onlar okumazlar bilmezler ve özgür düşünemezler. Onlar yasak ve ceza-ödül ile dış denetimlidirler.  

  Onun içindir ki aklı hür, vicdanı hür olanlar ve bilimi rehber edinenler en erdemli olanlardır. Onlar dış değil İç denetimlidirler. Güçlenmiş iç mahkemeleri(vicdanları) ve  hür ortamda sorgulayan akılları sayesinde gelişen iç denetimleri ile kendilerine yakışan en insanca davranışı sergilerler. En insani olan, en İslami olandır. En insani olan, insan doğasına insan yaratılışına en uygun olandır. En insani olan güven sağlayan sevgi saygı değer verendir.