SİNEMA

Günün Film Önerisi İvan'ın Çocukluğu

MAGAZİN

Eylül ayı magazin gündemine kavga skandalı oturdu

ABD, Sudan’ı “Terörü Destekleyen Ülkeler“ listesinden çıkarmaya hazırlanıyor

20 metrede maskeyi çıkarmadılar ama iş güvenliğini hiçe saydılar

ÇOCUKLARIMIZ GELECEĞİMİZ

ONLAR MİKROP SAVAŞÇISI

Ana Kucağı Bursa’yı sarıyor

Başkan Dündar Muhtarlar İle Bir Araya Geldi

Başkan Aktaş, demokrasinin uç beylerini ağırladı



SEVİL selamet
18.10.2020 12:13:34
sevmenin ve yaşanmış anılara sahip çıkmanın degerini ve bir okadar tutunarak sarılmanın bedenimi... Daha da sıkı sıkı... yanlız olsak bile yılmadan korkmadan cesurca hayatın esecegi fırtınalara bile karşı karşıya gelecek olmanın bilincinde olsak da.... Sonumuzun gerçegi bize hep mutluluk getirecek diye düşünmek ve anı yaşamak dolu dolu... Bazen şeker tadında bazen acı kahve tadında .. Yine tüylerim diken diken okudum... Okudukça içimden geleni yoruma attım.. Oldugu gibi düzeltmeden devrik cümleler kursamda... Dilime döküldü bende yoruma kattım... Süper duygular... Canım arkadaşım yola devam... Dertlerden uzak ol.. Sevgi hep seninle olsun...

Berrin Doğan
18.10.2020 15:00:48
Anlamlı, üretken ve sevgiyle örülmüş bir yaşam çizgisinin "gerçek hayat " olduğunu anlatan çok güzel bir yazı ve ona eşlik eden duygu dolu bir şiir... Süreyya Eren'i kutlar, tüm insanlığın ihtiyacı olan sihirli güç "sevgi"nin hayatımızın merkezinde olacağı güzel günler dilerim.

Coşkun Genç
19.10.2020 11:37:56
Kutlarım, çok güzel...


Süreyya Eren Şair


YAŞAMIMIZIN DORUĞU

.



  "Hayat, uğraşı insana sağlamlık verir, insan yaşlandıkça fırtınaların  dövdüğü eski kayaların  yalçın görüntüsüne benzer" Andre Maurois'in sözüyle başlayalım.
    Yaşlılık ; yaşamın doruğu, acı lezzeti, bilgeliği, kültürlerinin, birikimlerinin, deneyimlerinin nirengi noktasına ulaşmasıdır.
    Kur-an ; oku emriyle 
    İncil ; sev, önce söz vardı cümleleriyle başlamıştır. Kökleri derinliklerde olan, ya da ne kadar yaşlı olursa olsun, kendileriyle birlikte yaşlanmış mesleklerini icra eden, üretmeyi bırakmayan kısacası, hayatın anlamını bilen ona sıkıca tutunan yaşlılarımızın gözlerindeki derinliği okumak, sevmek, saygıyla onların sözlerini yaşamımıza uyarlamak ibadet olmuyor mu ?
    Yaşlılarımız, solgun yüzü, ıslak yanakları ve  parmağından hiç çıkarmadığı hayat arkadaşı, can yoldaşının alyansını taşıdığı, zamanın yorgun parmaklarına darbeler vurduğu elleriyle, gözyaşlarını silerken, mazisinin hürmetini yaşamazlar mı? Benliklerini sarmaz mı? Çektikleri acılardan ölmeden, ölüme beş kala anları.
   Hayatımızı  dolu ve güzel yaşabilirsek, elimizden ne geliyorsa üretebilirsek, sevginin, yaşamın anlamını bilerek yaşlanırsak, derinlere daldığımızda yaşamımızın kıymetini çözeriz.
    O zaman naftalinlediğimiz dertlerimizin bizdeki yaralarına kendimiz şifa oluruz.
   Hayatın bize ayırdığı yerden, dünyayı seyretmeye başladığımızda, geçmiş hayatımız kurumuş bedenimize su maiyetinde olmalı. Arkamıza baktığımızda, cümle kapısında bitmemeli hatıralarımız.
    Varsın yıllar gitsin, yaşanılanlar  gitmiyor olsada bizden, severken yaşlılığımızı eski günlerin güzelliğini düşürmeyelim dilimizden.
   Güneş ışığının kardelenlere can vermesi gibi, sevginin de bize can verdiğini unutmayalım.
    Yani öylesine       ciddiye alacaksın ki yaşamayı 
    Yetmişinde bile meselâ zeytin dikeceksin
   Hem öyle çocuklara falan kalır diye değil 
   Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için 
   Yaşamak, yani ağır bastığından. 
    Ne hoş demiş, Nâzım Hikmet. Ne zaman ki, bütün insanlığın derdiyle dertlendiğimizde, kendi imkanlarımız dahilinde bunu ifade edebildiğimizde, bencilce yaşayarak sebep olduğumuz kötülüklerle savaştığımızda, işte o zaman insan oluruz.
    Yaş aldıkça, hayat yolculuğumuz içimize döner. Bu yolculuğumuzda kendi hakikatımızın efendisiysek eğer, nefesimize yapışan kederlere mahkum olmayız.
    Yine sevmek diyorum, hepimiz gideceğiz biliyoruz ki ölüm bulaşıcı, doğru yaşamak ve sevmek bir sanattır. Yaşamımızı sanatsal sürdürebilirsek, ilk görevimiz yaşamak  son görevimiz ölmek olan hayatın kollarında huzurla sallanırız, yeni başlangıcın sonsuzluğunu beklerken.
    Genç, yetişkin ve kurusada bedenleri, gönüllerin de taze çiçekler açan okuyucularım, sizlere yaş alışımızın bize tesirinden ziyade, içimizde ki çocukça duygularımızdan feyz aldığımız yaşamlar dilerken, bir şiir'imle ayrılıyorum hisli dünyanızdan.
ANILAR 
Titreyen elleriyle açtı 
 Üzeri kuş figürlü   işlemeli 
 Mavi kutuyu.
 Yarım paket sigara
 Sararmış fotoğraflar
 Bir de mektuplar 
 Sanki meydan okuyordu 
  Kutudaki saklı anılar 
  Tek tek okşadı hatıralarını 
  Koca bir ömrü sığdırmıştı 
  O küçücük kutuya
  Çıkıp gelsen dedi
  Çıkıp gelsen kocamışlığıma 
  Gözleri tenine değdi 
  Daha yorgundu elleri 
  Kutuyu kapattığında 
  Hayat bitecek gibi geldi.