DÜNYA

Günün Film önerisi solaris

MAGAZİN

Eylül ayı magazin gündemine kavga skandalı oturdu

(Özel) Orman değil hazine

Osmangazi Belediyesi Temizlik ve Dezenfeksiyonda Durmak Yok

16 MİLYON TL YATIRIMLA 30 KİLOMETRE HAT DÖŞENDİ

ÇİFTÇİMİZİN DURUMU KAYNAKLARIN BİTTİĞİNDEN DEĞİL HÜKÜMETİN ANLAYIŞTAN KAYNAKLANIYOR

AKHİSAR’DA NAİM SÜLEYMANOĞLU PARKI YÜKSELİYOR

Önce sevgiyle köpeği kandırdı, sonra kaçırdı, o ânlar güvenlik kameralarına yansıdı

Bursa Büyükşehir belediyesi Kültür Akademisi yeni dönem hazırlıklarını tamamladı




İbrahim Özacar


YÜREĞİMİZE KOR DÜŞTÜ. 

.


Geçen hafta'ki yazımızın devamını sizler'le, paylaşmaya hazırlandığım saatlerde, Suriye'den gelen Askerlerimizin, şehit VE  yaralı  haberleri yüreğimize kor gibi düştü. 

Mübarek kandil gecesinde, yürekleri yangın yererine çeviren  Bu alçak saldırıyı yapanları, ve müsebbip'lerini asla unutmayacağız. !

Allah şehitlerimize rahmet etsin, mekanları cennet, makamları Ali olsun.
Yaralı askerlerimize acil şifalar diliyor, aziz milletimizin başı sağolsun. 

Hatırlanacağı üzere, geçen hafta yayınlanan, yazımızda. Dün veba Aıds, Bugün Corona Virüsü, yazımızın devamı olacağını kiymetli okurlarımıza bildirmiştim. Arz ederim. 

Yapılan araştırmalarda Son dört asırda, Milyonlarca İnsanın Ölümüne Sebep Olmuş, Tarihin En Büyük Salgınları, İslam'ın ön gördüğü vücut, çevre, yeme, içme gibi temizlik konularında,  gerekli hassasiyeti göstermeyen ülke ve, topluluklardan, savaş işgal ve, 'ticari yollarla, bütün dünyaya yayıldığını bir kaç örnekle daha iyi anlaşılacağı kanaatindeyim. 

Avrupa, kimine göre Çağdaş, kimine göre barbardır.

Avrupa'da  Yüz yıllarca, İnsanların çoğu Haziran ayın'da evleniyordu. Çünkü senelik banyolarını Mayıs ayında yapıyorlar, gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu.

Banyo Fıçıları. 
Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu. Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti. Ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak da bebekler aynı suda yıkanıyordu.

Ortaçağ'da Avrupa'daki rahibelerin yüz ve ellerinden başka yerlerini yıkamaları kesin olarak yasaklanmıştı. Kirlilik adeti Amerika'ya da bulaşmıştır.
16. yüzyılın ortalarına doğru halk tamamen banyo yapmayı unutur. Örneğin, İspanya kraliçesi  ömrü boyunca, 2. kez yıkanmış'tır. 

Tuvalet  kullanmayı henüz bilmeyen Avrupa'da lazımlıkları sokaklara boşaltma adeti 17'yüzyıla kadar sürdü. İstanbul'a gelen İngiliz büyükelçiler, lazımlık kullanma ve bunu da pencereden boşaltma adetleri yüzünden şehirden uzak olan Tarabya'daki bir konağa gönderilmişti.

19. yüzyıla gelindiğinde, kesin olarak tuvalet kullanma sözü vermeleri üzerine Taksim'e taşınmalarına izin verilmişti. Avrupa’da banyo alışkanlığı  ancak 19. yüzyılın başlarına doğru gerçekleşecektir. 

Avrupa yıkanmayı yasakladığı zamanlarda Müslüman, mimarlarının günümüze miras bıraktığı o muhteşem çeşme, sebil ve hamamlar, yaradılış gayesine uygun tertemiz yaşayan  kadim milletimizin canlı vesikaları'dır. 

Yaradılış gayesinden uzak yaşayan Topluluklar, zorba devlet'ler,  virüs, ve salgın hastalıkların merkez üsleri gibidir. 

bir kaçtanesini  paylaşmak önem arz etmektedir. 

Aids . Afrikadan bütün dünyaya yayıldı. 
İstastik bilgilere göre Afrika'da AIDS. En az Müslüman ülkelerde görülüyor.
 Yapılan araştırmalarda, dünyada AIDS azalmaya giderken türkiyede sapkın lutiliğin ve nikahsız birliktiliğin artmasıyla birlikte hastalık  artığı görülmektedir.

Büyük Londra Vebası, 1665–66. 100.000 kişiyi, yani Londra nüfusunun yaklaşık %15'inin ölümüne sebep olmuştur. 

Domuz Gribi ABD'de. Dünyaya yayıldı. 
Domuz gribi  yakın bir dönemde 2009 yılında ortaya çıkmış, ve tüm dünyada büyük korkulara sebep olmuş. 

İSPANYOL Gıribi. İspanyol gribi, ya da İspanyol nezlesi, 1918-1920 yılları arasında, 18 ay içinde 50 ile 100 milyon arası insanın,  ölümüne sebep olarak insanlık tarihinde bilinen en büyük salgını olmuştur. 

Kara Ölüm Veba. Veba, Orta Çağ'da Avrupa nüfusunun üçte birinin kaybedilmesine neden olmuştur. Çin ve Orta Asya’da başlayan veba, Çin’den Avrupa’ya satılan kürklerdeki pire ve fareler'le yoluyla tüm dünyaya yayılmıştır. 

Kolera. 1817 yılında Hindistan’da patlak veren kolera, kirli sulardan ve kirli gıdalardan bulaşan ölümcül  hastalık, İngiltere’nin, Hindistan’a yerleşmek için yaptığı savaşlar, salgını İngiltere’ye taşımıştı. Salgın İngiltere ye ve işgal ettiği bölgelerden büyük ölümlere sebep olmuştur.

Kanada'da 1847 yılında meydana gelen salgın 20.000'in üzerinde insanın hayatını kaybetmesine sebep olmuştur.

Rus Gribi (1889-1890. Yaklaşık 1 yıl süren salgında yaklaşık 1.000.000 Kişi, hayatını kaybetmiş'tir. 

Örnekleri çoğaltmak mümkündür bununla yetinmek yeterli olur kanaatimce.  

Köpekli köyde deynekle gezmek tetbir gereğidir.

Alahın mülkünde Allaha savaş açanların sebep olduğu, Virüs ve salgın hastalıklar imtihan gereğidir,  tetbir alarak zararlarını aza indirmek  mümkündür,  tarihimiz bunun örnekleri ile doludur. 

Hz. Ömer (r.a.) bir yolculuktayken, gitmek üzere oldukları Şam’da salgın hastalık zuhür ettiğini haber alınca gerekli istişâreler neticesinde Şam’a gitmekten vazgeçmiştir. Aslında Cenâb-ı Hakk’ın ve Hazret-i Peygamber’in emrine daha muvâfık olan bu ihtiyat ve tedbir karşısında sahâbeden Ebû Ubeyde bin Cerrah (r.a.), Hz. Ömer’e (r.a.):

"Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun? diye sormuş, Hz. Ömer (r.a.) ise, o alim ve fâzıl sahabîden böyle bir suali beklemediği için:

Keşke bunu senden başkası söyleseydi ey Ebû Ubeyde! Evet, Allâh’ın kaderinden, yine Allâh’ın kaderine kaçıyoruz. Ne dersin, senin develerin olsa da bir tarafı verimli, diğer tarafı çorak bir vâdiye inseler ve sen verimli yerde otlatsan Allâh’ın kaderiyle otlatmış; çorak yerde otlatsan yine Allah’ın kaderiyle otlatmış olmaz mıydın? (Buhârî, Tıb, 30)

Birinci dünya savaşında anadoluda var olma mücadelesi veren aziz milletimiz dünyayı sarsan salgın hastalıklara karşı tetbir'i elden bırakıyordu. Bütün olumsuzluklara rağmen ilaç üretim, cihazlarını,  adeta şehirden şehire taşıyarak büyük felaketlerin önüne geçilmiştir.

1718'dan itibaren  Aşı batı'ya Osmanlı'dan geçti.
Türkiye cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Osmanlı’nın başlattığı aşı hamlesini, 1928'de güçlendirilerek devam edildi.

Malesef 2006 yılında hükümet hıfzıssıhhayı kapatarak,  200 yıl önce aşı sattığımız ülkelerden  ithal etme yoluna girildi. 

Hıfzısasahayı kapatan anlayışa ne demeli. en hafif deyimle akıl tutulması demek gerekmezmi ?