Haftanın Filmlere Konu Olan Edebiyat Eseri

Edebiyat Dünyasının En iyi 10 Polisiye Romanı

Dostoyevski Kitaplarının Okunma Sırası ve Konuları

Dune Kitabı Hakkında Bilgiler

Epsilon, 2021’i Rengârenk Bir Kitap Seçkisiyle Uğurluyor!

En Çok satan Şuç Kitaplarından Grindelwald’ın Suçları - Fantastik Canavarlar

Vincent Van Gogh ve Eserleri Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Açık Pencere Önünde Mektup Okuyan Kadın Tablosu İncelemesi

Vincent Van Gogh Otoportrelerinde Neler Anlatıyor

Sonbahar yapraklarının sanatla yeniden hayat bulması

Gölgelerin dansına şahit olmaya hazır mısınız?

Devlerin dünyasından minyatür yaşamlar

15 Maddede James Webb Uzay Teleskobu

Rusya’nın sembolü haline gelen tarihi yapısı

Portekiz Hakkında Merak Edilen Her Şey

İspanya Hakkında Merak Edilen Her Şey

Kışlık Ayakkabı (Bot) Seçerken Dikkat Edilecekler

Evde Pizza Tarifi, Nasıl Yapılır? (Videolu)

Münih Savaş Başlıyor Nasıl Bir Film

En Çok Beklenen Filmlerden The Batman Filmi Sizlerle

Bir Kitap Bir Film Nil’de Ölüm

Nazi Faşizminin Karanlık Yüzü Schindler'in Listesi

Bir Diktatörün Son Günleri Çöküş Filmi

Matematik Dehasının Şizofreni İle Mücadelesi Akıl Oyunları

Güçlü ve sağlıklı saçlar için 8 ipucu

Diyetisyenden 2022 yılı için diyet önerileri

Hangi besinler saç sağlığına yardımcı olur?

Papaya meyvesinin cilt için faydaları nelerdir

Yılbaşı akşamına özel sağlıklı tarifler

Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Pınar Demirkaya lezzetli ve sağlıklı önerilerde bulunuyor



Dostoyevski Kitaplarının Okunma Sırası ve Konuları

Dostoyevski'yi Okumaya Başlayacak Olanlar İçin Dostoyevski Kitaplarının Okunma Sırası ve Konuları

Psikolojik tahlilleri ile oldukça başarılı olan Dostoyevski Rus edebiyatını doruk noktalarına çıkarmış ve Rus Edebiyatını eserleriyle birlikte dünyaca tanınmasına sebep olmuştur.  Toplumdan ziyade birey olarak elde aldığı insanın ruh dünyasını sosyal çevreleriyle birlikte en ince ayrıntıya kadar eserlerinde sergiler. Çocukluğu sarhoş bir baba ve hasta bir anneyle geçen Dostoyevski yaşadığı çağı tüm ince ayrıntılarla aktarırken acılarla geçen bir hayatı ve sürekli maddi sıkıntılarla geçen ömrü eserleriyle anlatmaya çalışmıştır.  Dostoyevski denince akla ilk olarak Suç ve Ceza ve Karamazof Kardeşler romanları gelmektedir. Dostoyevski bu eserleri sürgünden sonra kaleme almıştır. Sürgünden önce kale aldığı eserleri sırasıyla okumaya başladığımızda Dostoyevski’nin iç dünyasına daha rahat adımlarla girebiliriz. Sürgünden sonra kaleme aldığı eserler Dostoyevski denince akla ilk gelen eserlerdir. Sürgün öncesi romanlar ise Suç ve Ceza gibi tanınan eserler kadar kıymetlidir. Dostoyevski okumaya hangi eseriyle başlamalıyım diye tereddütte kalan okuyucular için Dostoyevski kitaplarının okunma sırasını sizler için derledik.

İnsancıklar

İnsancıklar romanı yazarın ilk eseri olma özelliğini taşımaktadır. Romanın teması yazarın diğer romanları gibi acıma duygusu üzerine kurulu bir işleyiş göstermektedir. Dostoyevski eserini bitir bitirmez bir arkadaşına okutur. Arkadaşı eserden o kadar etkilenir ki romanı gecenin bir yarısında dönemin ünlü şairlerinden Nikolay Nekrasov’a götürür.  Nekrasov eseri okuduktan sonra bunun bir başyapıt olduğunu söyler ve dönemin en iyi eleştirmenlerinden biri olan Belinski’ye eseri okutur.  Belinski romanı kısa bir süre de okur ve eser hakkında şunları yazar.  İki gündür kendimi bu kitaptan uzaklaştıramıyorum. Yeni bir yazar, yeni bir yeteneğin kalemi bu; onu tanımıyorum, kimdir, neye benzer bilmiyorum ama bu roman Rusya'da hayatın sınırlarını öyle kahramanlara veriyor ki bize, bundan önce hiçbir yazar bu kadarını düşlerinde bile göremezdi.  Dostoyevski gelişen bu olayların karşısında şaşkınlığını gizleyemez olaylar Dostoyevski için çok hızlı gelişmiştir. Eser Dostoyevski’nin büyük umutları eşliğinde yayınlanır ve bu eseriyle artık tanınan bir yazar olur.  İnsancıklar romanı mektup roman tarzında yazılmış bir eserdir. Dostoyevski’nin acıma duygusu o kadar kuvvetlidir ki bu eser onun ilk eseriyle başarı kazanmasına sebep olmuştur. Roman yaşlı bir kâtibin küçük bir kızla olan aşkını anlatmaktadır.

Öteki

Dostoyevski’nin 1846 yılında kaleme aldığı eser şu şekilde gelişir. Bir sabah işyerinde masasına oturan 9. Dereceden memur  Jakov Petroviç kendisiyle aynı adı taşıyan ve kendisine tıpatıp benzeyen bir memurun karşısında oturduğunu fark eder. Bu onun ikizi ve kendisinden öte bir şeydir. Golyadkin bu durum karşısında deliliğe varacak bir şekilde sürükleyici bir mücadelenin içerisine girer. Eser Gogol’un burun adlı eseriyle benzerlikler göstermektedir. Dönemin eleştirmenleri bu eserdeki düşüncelerini biraz abartıp Gogol’un burun adlı eserle neredeyse aynı cümleler olduğuna kadar ileriye giden düşünceler paylaşmışlardır.  Dostoyevski bu romanda  bireyin dünyasını içten dışa, bilinç açısından kurma tekniğinin de en yetkin örneklerinden birini sunmuştur.

Ev Sahibesi

1847 yılında yazılan eser yazarın Novellalarından birisidir. ( Novella: öyküden uzun romandan kısa eser )  Eser Rus kültürünün izlerini anlatırken aynı zamanda otobiyografik göndermeler içermektedir. Yazarın bu eseri eleştirmenler tarafından hem olumlu hem de olumsuz eleştiriler almıştır. Eserin bir kısmı 1847 yılında diğer bir kısmı ise aynı yılın Kasım ayında Rus edebiyat dergisinde yayımlanmıştır. Eserde soyutlanmış genç bir adam olan Vasiliy Mihayloviç Ordinov'u ve Ordinov'un habis bir falcı veya mistik olarak algıladığı kederli bir eşin karısı olan Katerina'ya olan takıntılı sevgisi anlatılmaktadır.

Beyaz Geceler

Eser diğer bilenen eserler arasında farklılıklar göstermektedir. Dostoyevski’nin ilk eserlerinden biri olan Beyaz geceler eseri hayalperest bir gencin 4 günlük bir aşkını anlatmaktadır. Yazarın alışmış olduğumuz realist eserlerinin yanında bu eserde romantik unsurlar barındırması ve coşkulu bir anlatım ile okuyucularını şaşırtmıştır. Romanın kahramanı olan genç adam Sankt-Peterburg'un kasvetli ve beyaz gecelerinden birinde, tesadüfen kendisi gibi yalnız olan bir genç kız Nastenka ile tanışır ve 4 günlük bir aşkın hikâyesi okuyucularla buluşur.

Netoçka Nezvanova

Dostoyevski’nin 1849 yılında yazmış oldu eser onun ilk yarım kalmış ve tamamlanmamış eseridir.  Kitabın tamamlanan bir bölümü 1849 yılının son günlerinde yayımlanmıştır.  Yazar devrimci aktivitelere katılması onun Sibirya’ya sürgün edilmesine sebep olmuştur. Bu sebeple tamamlanmayan eser yazarın sürgünden döndüğü zamanda bile ele alınmamış ve hikâyesi yarım kalmıştır. Kitabın konusunda Saint Petersburg'da fakirlik çekerek yaşayan genç bir kızın hikâyesini anlatır. Yetim kalan bu kız hali vakti yerinde yüksek sınıf bir aile tarafından evlatlık alınır ve yeni üvey kız kardeşi Katya ile tanışınca aninden onu delicesine sevmeye başlar, ikisi kısa sürede ayrılamaz hale gelirler. Buna rağmen bir gün Katya ailesinin zoruyla Moskova'dan ayrılmak zorunda kalır ve önündeki 8 yıl boyunca Netochka Katya'nın ablasıyla birlikte yaşar. İlerleyen günlerde ise Katya'nın ablası Netochka için bir anne figürü haline gelir. Hikâye daha iki kız tekrar bir araya gelmeden ansızın biter.

Amcanın Düşü

1859 yılında kaleme alınan eser özellikle kadın karakterlerinin tahlilleriyle ön plana çıkmaktadır. Tiyatro tadında eğlenceli bir Novelladır.  Eser yazarın sürgünden dönüşünde kaleme alınmasıyla birlikte edebiyata tekrar dönüşün habercisi niteliğindedir.  Acılarla geçen beş yıllık sürgünün ardından kaleme alınan eserde taşlamanın ağır bastığı, kasaba insanlarının alışkanlıkları ve ahlak anlayışlarını eğlenceli bir şekilde anlatmaktadır.

Stepançikovo Köyü

Yazarın eserlerinde artık baskıcı rejimin etkileri görünmektedir. Özellikle Sibirya döneminde yazmış olduğu bu eserde sansür korkusunun da etkisiyle daha çok köy hayatını hakkında mizahi bir yaklaşımla eserini yazmıştır. Kitabın konusunda Sergey adındaki bir gencin dayısı Yegor İlyiç Rostanev'in mektubu üzerine Stepançikova Köyü'ne gelmesini Sergey'in ağzından anlatan bir kitaptır. Stepançikova Köyü'nün sahibi dayısı, aslında burada iyi yürekliliği ve saflığından dolayı annesinin ve Foma Fomiç adındaki karakterlerin etkisi altında olduğu görülür.

Ezilenler

Dostoyevski’nin en başarılı eseri olma ve ilk basılan roman olma özelliğini taşımakladır. 1861 yılında basılan romanda diğer eserlerinde görülen ruh çözümlemeleri ve ayrıntılara epeyce yer verilmiştir. Romanda toplumda her zaman aşağılanan ve hor görülen insanların nüfuzlu insanlar tarafından bencilce ezilişini ve sarsılışlarını görmekteyiz. Romanın kusursuz kurgusu okuyucularda her zaman merak uyandıracak gelişmeleri göstermektedir.  Vanya (İvan Petroviç) para kazanmak için yazı yazan, yoksul, genç bir yazardır.  Beraber büyüdüğü Nataşa'ya âşıktır. Nataşa'nın babası Nikolay İhmenev ve annesi Anna Andreyevna ile de yakın ilişkisi vardır. Vanya ile yakınlaşıp onunla evlenmeye karar veren Nataşa, daha sonra Prens Valkovski'nin tutarsız oğlu Alyoşa'ya aşık olur. Prens Valkovski daha önce İhmenev ile ortaklık yapmış, onu dolandırmıştır. İhmenev bu yüzden kızının Alyoşa ile beraber olmasına razı olmaz, bunun üzerine Nataşa ailesinden ayrılarak Alyoşa ile yaşamaya başlar. 

Ölüler Evinden Anılar

Yazar sürgün sırasında yaşamış olduğu kötü anıları Ölüler Evinden Anılar kitabında mücadelenin ve umudun öyküsünü anlatmaktadır. Dostoyevski’de görülen ruhsal melankoli hali bu romanda etkileyici bir şekilde işlenmiştir. 1862 yılında kaleme alınan bu eser Sibirya’daki hapis günlerinin derlemesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yeraltından Notlar

Birçok batı düşünürünün klasik olarak nitelendirdiği roman 1864 yılında Petersburg’da basılmıştır. Yazar Yeraltından Notlar romanını gerçek dünyadan kendini soyutlamış veya buna zorunlu kalmış bir kişinin iç çatışmalarını ve hezeyanlarını ana tema olarak işlemiştir. Köleliğin kaldırılması ile Rusya'da yeni bir havanın estiği bilinmektedir. Ancak Dostoyevski'nin karakteri ayrı bir âlemdedir. İçerdiği temalar Rus edebiyatına dışsal olarak görülse de Rus düşünsel yaşamına dışsal değildir,  Romanın ilk bölümü bu romanın ardından zamanla "Yeraltı Adamı" olarak tanınan karakterin itirafları, serzenişleri, hakaretleri, hayıflanmaları kısaca iç dünyası üzerine bir monologdur. Dostoyevski Yeraltından Notlar ile yeniçağına girer. Bu romanını takip eden "Suç ve Ceza" ile büyük ün kazanır. Suç ve Ceza ile Yeraltından Notlar arasında sürekli bir bağlantı kurma çabası vardır

Suç ve Ceza

Suç ve Ceza eseri yazarın ismini duyduktan sonra akla gelen ilk şey olarak günümüzde varlığını sürdürmektedir. Eser 1866 yılı boyunca Rus Habercisi adlı dergi de 12 ayda yayınlanmıştır. Eser daha sonra cilt olarak yayımlanmıştır. Dostoyevski’nin 5 yıl süren sürgünü sonrasında kaleme aldığı uzun romanlarından ikincisidir. Bu eser yazarın olgunluk dönemi eseri olduğu kabul edilmektedir.  Romanda fakir bir öğrencinin yoksullukla geçen hayatı anlatılmaktadır. Parası için tefeci bir kadını öldürmeyi planlayan karekter elde edeceği parayla yoksulluktan kurtulabileceğine inanır.

Kumarbaz

Gençlik yıllarının dramatik aşk ve kumar tutkusunun en yalın halinin işlendiği eser 1867 yılında edebiyat dünyasına kazandırılırmıştır. Eserin tamamlanması oldukça ilginç evrelerden oluşmaktadır. Dostoyevski suç ve ceza eserinden sonra yayın evi ile anlaşarak bağlı kalma maddesine imza atmıştır. Bu madde ile kendisi için sorun yaratacak bir durumla karşı karşıya kalmıştır. Eser 25 gün içerisinden tamamlanıp teslim edilmesi gerekir.  Aksi takdirde yazacağı tüm romanlardan herhangi bir hak talep edemeyecektir.  Dostoyevski eseri tamamlamak için Stenograf Anna Grigoryevna’dan destek almıştır. Roman 25 gün içerinde tamamlanmış ve teslim edilmiştir.  Dostoyevski daha sonra bu eserin tamamlanmasında ona yardımcı olan Anna Grigoryevna ile evlenmiştir.

Budala

1869 yılında kaleme alınan bu eser sara hastası bir adamın dürüst ve açık bir insan olarak yaşamanın verdiği zorlukları anlatmaktadır. Yaşamın zorlukları ve toplumun ne kadar iki yüzlüğü olduğuna vurgu yapılmaktadır. Yazar insanların ne kadar ikiyüzlü olduğunu ve böyle bir dünyada dürüst olmanın budalalık olduğunu anlatmaktadır. Romanın son derece akıcı bir anlatımı vardır. Ayrıca zaman zaman gerilmelere ve duygu boşalmalarına yer vermektedir. Psikolojik öğelerin ağır bastığı bu romanda yazar ideal erkek tipinin nasıl olduğunu anlatmak istemiştir.

Ecinniler

1872 yılında yayımlanan roman 19 yüzyılın ikinci yarısında ateizm nihilizm ve sosyalizm ideolojilerinin Rusya ve Rus toplumu üzerindeki etkilerini ele almış ve eleştirmiştir.  Özelikle Sürgünden döndükten sonra Dostoyevski eserlerinde muhafazakâr bir hava sergiler. Eserde aşırı ideolojik kavramların toplum üzerinde olumsuz etkileri anlatılmak istenmiştir.

Bir Yazarın Günlüğü

Eser bir deneme ürünüdür ve Dostoyevski'nin kurgusal olmayan deneme kitabıdır. Birinci cildi 1873 ile 1876 yılları arasında yayımlanmış, ikinci cildi ise 1877 ile 1881 yılları arasında yayımlanmıştır.

Delikanlı

Mektup tarzı yazılan bu eser yazarın Karamazof Kardeşlerden önce yazılan en son eseridir. Romanda  "Arkadiy Makaroviç" isimli genç, kendi hayat hikâyelerinden, özellikle gerçek babası Versilovla aralarında geçen karmaşık ilişkilerinden bahsediyor. Olaylar 21 yaşında bir genç olan Arkadiy'in, babası Versilovdan davet mektubu alması üzerine yıllar sonra onlarla yaşamak için Peterburga gelemesiyle başlıyor. Eser,aynı zamanda, 1978 yılında Jeanne Moreau'nun yönetmenliğinde aynı adla sinemaya uyarlanmıştır.

Karamazov Kardeşler

1881 yılında yayınlanan eser yazarın günümüzde en çok bilinen ikinci eseridir ilk sırada Suç ve ceza yer almaktadır.  Romanın büyük bir bölümü Staraya Russa’da yazılmıştır.  ( Staraya Russa  Rusya'nın Novgorod Oblastı'na bağlı Staraya Russa rayonunun merkezi olan şehirdir.) Dostoyevski bu roman için iki yılını harcamıştır. Romanın ağır bir dilinin olması iki yıllık bir zamanın açıklayıcısı olabilir. Eser 1880 yılının kasım ayında bitmiştir. Yazar romanı yayınlanmasından 4 ay sonra büyük çaplı bir proje olan Büyük bir Günahkârın anıları üzerinde çalışırken ölmüştür. Eser birçok eleştirmen tarafından olumsuz eleştiriler almıştır. Eleştirmenler eseri özellikle düzensiz ve karışık bulmuştur.  Anlatıcı pek de alışık olunmayan (daha sonra modernizmle birlikte kullanılmaya başlayan) bir teknikle aslında her şeyi bilmesine rağmen yine de olay hakkında sadece ipuçları vermekle yetinmekte merak unsurunu bozmamaktadır. İlahi ve olayın akışını bozan bir anlatım şekli gibi görünse de bir süre sonra bu ilahi ses, diğer karakterlerin sesleri içinde kaybolmaktadır.

Sezer Güney