Haftanın Filmlere Konu Olan Edebiyat Eseri

Edebiyat Dünyasının En iyi 10 Polisiye Romanı

Dostoyevski Kitaplarının Okunma Sırası ve Konuları

Dune Kitabı Hakkında Bilgiler

Epsilon, 2021’i Rengârenk Bir Kitap Seçkisiyle Uğurluyor!

En Çok satan Şuç Kitaplarından Grindelwald’ın Suçları - Fantastik Canavarlar

Vincent Van Gogh ve Eserleri Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Açık Pencere Önünde Mektup Okuyan Kadın Tablosu İncelemesi

Vincent Van Gogh Otoportrelerinde Neler Anlatıyor

Sonbahar yapraklarının sanatla yeniden hayat bulması

Gölgelerin dansına şahit olmaya hazır mısınız?

Devlerin dünyasından minyatür yaşamlar

15 Maddede James Webb Uzay Teleskobu

Rusya’nın sembolü haline gelen tarihi yapısı

Portekiz Hakkında Merak Edilen Her Şey

İspanya Hakkında Merak Edilen Her Şey

Kışlık Ayakkabı (Bot) Seçerken Dikkat Edilecekler

Evde Pizza Tarifi, Nasıl Yapılır? (Videolu)

Münih Savaş Başlıyor Nasıl Bir Film

En Çok Beklenen Filmlerden The Batman Filmi Sizlerle

Bir Kitap Bir Film Nil’de Ölüm

Nazi Faşizminin Karanlık Yüzü Schindler'in Listesi

Bir Diktatörün Son Günleri Çöküş Filmi

Matematik Dehasının Şizofreni İle Mücadelesi Akıl Oyunları

Güçlü ve sağlıklı saçlar için 8 ipucu

Diyetisyenden 2022 yılı için diyet önerileri

Hangi besinler saç sağlığına yardımcı olur?

Papaya meyvesinin cilt için faydaları nelerdir

Yılbaşı akşamına özel sağlıklı tarifler

Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Pınar Demirkaya lezzetli ve sağlıklı önerilerde bulunuyor

Anahtar Kelimeler: Ahmet Hamdi TANPINAR dostlar...


Gün, Ahmet Hamdi TANPINAR dostlar...

Ahmet Hamdi TANPINAR ki; roman, hikâye, deneme, makale, mektup, kısaca bütün eserlerinde Şair kalmasını bilmiştir...

O'na göre Şiir, bütün sanatların mayasıdır. Resim, heykel, müzik... Sanatçının getir­diği her yapıtta insan ruhunun bir parıltısı vardır ki, Şiir odur... 

Cemil MERİÇ’e göre “Camiden içeri girmemiş adam”dır O... Büyük trajedilerin adamıdır aynı zamanda... Kadı olan babasının yer değişiklikleri nedeniyle birçok vilayeti gezme imkânına erişir. Sinop, Siirt, Kerkük, Antalya’yı bu dönemde dolaşır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini bitirip Erzurum, Konya, Ankara ve İstanbul’da öğretmenlik yapar. Şehirler arasındaki bu gezintisi sonucunda Türk Edebiyatının ilk monografik eseri olan Beş Şehir’i kaleme alır...

Ahmet Hamdi TANPINAR için “geçmiş”, hep çocuk yaşta kaybettiği anne resmidir... Çocukluğunu yaşayamamış koca bir adamdır O... Çocuk yaşında kocamış, belki de bu yüzden rüyâlara sığınmıştır. TANPINAR'a “rüyâ adamı” da diyebiliriz aslında. Her zaman rüyâlara sığınmış, bu yüzden hayâl ve hülya eserlerinin bütününde yer edinmiştir...

O'na göre yazarın hayatıyla eseri “sıkı sıkıya birbirine bağlı”dır. Bu sebeple yazarı, eseri ve dönemi bir bütün olarak inceler...

O'nun anlattığı şehirler, gerçekte görünmeyen şehirlerdir... Gördüğünüz İstanbul ile onun anlattığı İstanbul farklıdır. O gördüğü şehri anlatırken, içindeki şehri de anlatır. Daha açık ifadeyle O'nun iç şehri ve dış şehirleri vardır... İç şehirleri öncül bilgilerin, yaşanmışlıkların, tarih ve felsefenin oluşturduğu şehirlerdir... Dış şehirleri ise gördüğü, daha doğrusu herkesin görebileceği şehirlerdir... TANPINAR bu iki şehri algısını bütünleştirerek bize yeni şehirleri anlatır. Bu anlamda ‘Beş Şehir’ O'nun yeniden inşa ettiği şehirlerdir...

TANPINAR sükût suikastına uğramış bir yazardır. Tıpkı Cemil Meriç gibi... Birbirine benzeyen, aynı dünyaların farklı bakış açılarına sahip, fakat aynı yerlerinden sancıyan farklı bedenler gibidir bu iki isim... Aynı şehrin rüyâsını görürler sürekli... Paris, bu iki isim için rüyâ şehridir...

Kalemi titizdir. Çok yazmaz. Kendini büyük bir “Şair” olarak görür. Fakat tek Şiir kitabı vardır. Ortaya koyduğu eserler üzerine yazılar, değerlendirmeler, eleştiriler, tartışmalar yapılmasını büyük hevesle bekler. Fakat yakın çevresi dışında (Ahmet Kutsi TECER, Suud KEMAL) hiçbir eleştirmen yazı yazmaz. Bu yüzden yazın çevresinden kimseyi sevmez. Öldükten sonra önemsenen bir yazardır...

Türk Edebiyatının dünyaya açılmasında önemli bir isimdir. Bugün eserleri 30 farklı dile çevrilmektedir. Parasızlığı döneminde bir filmde figüranlık yapmıştır. Bu durum tartışılsa da yaşadığı dönemdeki koşulların buna neden olduğu düşünülmektedir...

TANPINAR'ı okumak bir ülkeyi, bir toplumu okumaktır. Yaşanan bir cehennemin, bunalıma girmiş bir toplumun resmidir o. Batı ile Doğu arasında sıkışmış bir ruhun çığlıklarını duyurur. Bir yanda devasa boyutuyla bir geçmiş, diğer yanda ışıltılı yanlarıyla Batı...

Nefis ve ruh ayrımında medcezir yaşayan bir insandır TANPINAR. Huzur’da aktardığı gibidir O aslında: “Ne garip… İki dünyam var... Tıpkı Nuran gibi, iki âlemin, iki aşkın ortasındayım. Demek ki bir tamlık değilim. Acaba hepimiz böyle miyiz?”

Acaba hepimiz böyle miyiz dostlar... Bir tamlık değil belki yaşadıklarımız... Arayışlarımız... Yarım kalmışlıklarımız... Çığlıklarımız bazen, avaz avaz bağırdığımız ama kimseye duyuramadığımız... Bazen ince bir kabuk bağlayan yerinden; yine, yeniden kanayan yaralarımız... Bu dünyaya sığamayışımız...

Sahi, hepimiz böyle miyiz? Yılmış, yıldırılmış, güzelliklerden ve mücadeleden uzaklaşmış bazen, Umut'suz ve Sevgi'siz...

Düşsek de ayağa kalkarcasına... Bitmeyen, bitmeyecek Umut yüklemişler bize... Bir gün bütün kötülükleri onaracağını düşündüğümüz, göğsümüzde bir kelebek uçumu hissettiğimiz, hep ve daima Sevgi'yle...

Kaynak: Baha Sadık AKINER