Haftanın Filmlere Konu Olan Edebiyat Eseri

Edebiyat Dünyasının En iyi 10 Polisiye Romanı

Dostoyevski Kitaplarının Okunma Sırası ve Konuları

Dune Kitabı Hakkında Bilgiler

Epsilon, 2021’i Rengârenk Bir Kitap Seçkisiyle Uğurluyor!

En Çok satan Şuç Kitaplarından Grindelwald’ın Suçları - Fantastik Canavarlar

Vincent Van Gogh ve Eserleri Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Açık Pencere Önünde Mektup Okuyan Kadın Tablosu İncelemesi

Vincent Van Gogh Otoportrelerinde Neler Anlatıyor

Sonbahar yapraklarının sanatla yeniden hayat bulması

Gölgelerin dansına şahit olmaya hazır mısınız?

Devlerin dünyasından minyatür yaşamlar

15 Maddede James Webb Uzay Teleskobu

Rusya’nın sembolü haline gelen tarihi yapısı

Portekiz Hakkında Merak Edilen Her Şey

İspanya Hakkında Merak Edilen Her Şey

Kışlık Ayakkabı (Bot) Seçerken Dikkat Edilecekler

Evde Pizza Tarifi, Nasıl Yapılır? (Videolu)

Münih Savaş Başlıyor Nasıl Bir Film

En Çok Beklenen Filmlerden The Batman Filmi Sizlerle

Bir Kitap Bir Film Nil’de Ölüm

Nazi Faşizminin Karanlık Yüzü Schindler'in Listesi

Bir Diktatörün Son Günleri Çöküş Filmi

Matematik Dehasının Şizofreni İle Mücadelesi Akıl Oyunları

Güçlü ve sağlıklı saçlar için 8 ipucu

Diyetisyenden 2022 yılı için diyet önerileri

Hangi besinler saç sağlığına yardımcı olur?

Papaya meyvesinin cilt için faydaları nelerdir

Yılbaşı akşamına özel sağlıklı tarifler

Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Pınar Demirkaya lezzetli ve sağlıklı önerilerde bulunuyor

Anahtar Kelimeler: Yazar Mehmet Özacar Röportaj


Orhan Bütün
24.12.2021 09:31:47
Emeği geçen herkese teşekkür ederim degerli hocamın eserleri ins Allah'dan tesir icra edeceğini umud ediyorum .başarılar diliyorum

Yazar Mehmet Rıza Özacar ile Röportaj

Yazar Mehmet Rıza Özacar ile Röportaj

Merhaba Sayın Özacar Mora Medya olarak sizi yazmış olduğunuz kitaplarınız ve son günlerde Bursa Büyükşehir Belediyesi 2. Kitap Fuarında tanıyoruz okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısınız? M.Rıza Özacar kimdir?

1963 GERGER/ADIYAMAN doğumluyum. İlkokulu köyde (Gözpınar / Gağındak). Bölgemizde lise olmadığından imam hatip lisesinde okumak üzere Adıyaman merkez imam hatip lisesinde kayıt yaptırdım.

Orta kısmını Adıyaman’da (1977) liseyi öğretimi ise Adana/Kadirli imam hatip lisesinde tamamladım (1982)

İktisadi ilimler fakültesini (iktisat bölümü, Çukurova) üçüncü sınıfa devam edemeyerek yarım bıraktım ailevi sebeplerden dolayı.11 sene Diyanet’te imam hatip olarak görev yaptım (Adana)

28 Şubatın inkırazı bize istifa yolunu tercih ettirdi. Göreve geri dönüşüm mümkün olamayınca madencilik işi üzere Bursa’da ticari hayata başladım. Bir yandan ticari işletmemi devam ettirirken diğer yandan da ukde olarak içimde kalan üniversite hayalimi gerçekleştirdim.

Evvela ilk hayalim olan İlahiyat fakültesini ( Anadolu üniversitesi)

Daha sonra ise ikinci hayalim olan GAZETECİLİK – YAZARLIK İçin Medya iletişim ve gazetecilik  (Atatürk üniversitesi) bölümünü dışarıdan bitirdim.

An itibari ile daha önce yazdıklarımı i sonradan eklediklerimle beraber (güncelleyerek) iki kapak arasına alıyorum. Yani kitap haline getiriyorum

  1. Mora Medya: Hocam Edebiyat ile ilgili bizlere ne anlatmak istersiniz. Ülkemizde okuma oranı sizce neden en alt düzeydedir.

Bir yemek ne kadar mükemmel ve lezzetli olursa olsun, sunum şekli iyi değilse mükemmelliği nakıs kalır.

İyi bir yemeyi porselen tabak yerine kötü bir tabak ile servis yapmanız halinde o yemeyi kabul ettirmede-beğendirmede zorluk çekebilirsiniz. O yüzden ben edebiyatı buna benzetirim.

Yani, elfaz (lafızlar, Sözler) ne kadar güzel olursa olsun, hoş bir üslupla (sanatvari, edebi) ifade edilmediği takdirde mühatabına kabul ettirmekte zorluk (müşkül) yaşar kişi.

İşte ediplerin farkı burada yatar.

O yüzden EDİP olan NASİHLER’in  (nasihat eden) nasihatleri- sözleri çok tesirlidir

Musab b. Umeyr gibi.

İkinci sualinize gelince.

Cevap vermede zorlandığım bir soru. Çünkü cevap verirken üzülüyor ve müteessir oluyorum

Şöyle ki

1965 göre eğitim 14 kat artarken kitap okuma alışkanlığı ya da basım tam tersine dönmüş vaziyettedir.

Mesela

Azerbeycan nufusu 10 milyon iken kiatap trajında 100 binlerde.

  •  Bu oran Türkiye de 6000 altında
  •  Kitap okuma oranı %3-4
  • Japonya’da 4. 2 milyar kitap basılırken Türkiye’de 23 milyon Ad sadece

Birleşmiş milletler insani gelişim... Raporuna göre:

Ermenistan, Libya ve Malezyalında aralarında bulunduğu 173 ülke içerisinde Türkiye 86 sıradadır

İnsanımızın ihtiyaçları içerinde kitap 235. Sırada yerini almaktadır

Kitap için ayırdığımız para ise 0.25 dolar

Japonya da bir kişi yılda 25

 Kitap okumada bu sayı bizde sadece 6 kişiye bir kitap düşmektedir

Son tespit

Dünyada basılan kitap sayısı.( Okul kitapları hariçtir.)

ABD 73 bin

Almanya 65 bin

İngiltere 48 bin

Fransa 39 bin

Brezilya 33 bin

TÜRKİYE ise sadece 6031 Ad.

Sorunun cevabından hoşlanmıyor olmamın sebebi bu sonuçlar olsa gerek  (eğ teknoloji. Com)

  1. Mora Medya: İlk kitabınızı ne zaman yazdınız, bir yazar gözüyle baktığınızda ülkemizdeki eğitim sistemi nereye doğru gidiyor.

An itibari ile 4 kitabınız mevcut. Bu sene basıldı. Daha önce yazdıklarımı güncelleyerek iki kapak arasına aldım.

Sualin içindeki ikinci Sualin ise bizi üzmektedir ne yazık ki.

Ezbere dayanan bir eğitim sistemimiz var. Dünya kaliteli eğitimde birinciliği Japonya ve İskandinav ülkeleri çekiyor. İskandinav ülkelerine gittim yerinde gördüm (İsveç, Danimarka, Norveç vb) Sonuç ve pratik odaklı bir sistemleri mevcuttur. . Arz talep gibi. Yani ihtiyaca göre eğitim kurumları (üniversiteler) mevcut. Çocuklar-gençler severek eğitim yaparken bizde tam tersi. Baskıcı (istibdatçı) ve ezber odaklı. Bir de kaliteden hayli uzak. İlk 500 ünv. Giremiyor olmamız ise bunun delili olsa gerek

Bir tespit daha

Eğitim seviyesi yüksek ilk 10 ülke içinde bulunamıyoruz.

İlkokul, orta, lise ve üniversitede ilk 10 ülkede hatta ilk 20 ülke içinde yer alamıyoruz.

EĞİTİM seviyesi iyi olan ilk 60 ülkede 41. sıradayız

Netice itibari parlak bir eğitim sistemimiz yoktur maalesef

Tespit

İnancımızın en güzel sistemini bu ülkeler istimal ediyor, kullanıyor

O da “ Mükâfat ve mükâfatta mahrum bırakma ”halidir. Yani ceza yoktur. Sadece ceza yerine mğfattan mahrum bırakmak vardır. Peygamberidir bu uslup.

Tespit 2

Kutsal kitabımız da:

İlk surede oku, EĞİTİM,

İkinci sure olan kalem suresinde ise yine yazın aleti olan kalemden,

Yazıyı meydana getiren satırdan, bilgiden,

Üçüncü ve dördüncü surede ise öğrenilenleri fiiliyata geçirmek üzere tebliğde, anlatmaktan bahs ederken, o kutsal kitabın müntesiplerinin eğitimdeki vaziyeti bizi müteessir etmeli “diye düşünürüm.  

  1. Mora Medya:Ülkemizde gençler teknoloji ile çok ilgileniyorlar sizin bakış açısı ile değerlendirirsek insanlarımız yeterince teknolojiyi kullanabiliyor mu? İnsanlarımız teknolojiyi amacına uygun kullanıyor mu?

Ortaokulda coğrafya hocamızın bir sözünü hiç unutamıyorum. (1977).Aynen:

Öyle cevherler vardır ki bu topraklarda, sahipsiz bırakıldıklarından, ya çoban olarak, ya da olmaması gereken işler ile iştigal ederek ölüp zayi oluyorlar “demişti. Hakikat olduğunu sonradan idrak ettim.

Demem o ki, şeker, un ve diğer malzemeler mevcut lakin ustanın olmamasından kaynaklanıyor. Yani, gençlere o zemin ve algı hazırlanamıyor “kanaatindeyim. Durum böyle olunca da gençler farklı mecralarda var olan hakiki meziyetlerini zayi etmekteler. Nimet Hikmet’e (zehir) dönüşüyor. Âcizane kanaatim: Suçlu ümeradır (idareciler) ue düşünürüm hep.

Tespit

Bir İslam mütefekkiri  şöyle der :

Genç dimağlar- zihinler  (seciyeler ) su gibidir. Suyun önü açılmaz, yani akmakta olan suya yön verilmez ise nereye doğru gideceğini kestirmek zor olur. Fayda yerine zarar verebilir. Aynen bu masal gibi

  1. Mora Medya: İnsanlar çoğaldıkça insanlık azalıyor, diyor hemen herkes, siz bir yazar ve inancı gereği yaşayan biri olarak Z kuşağına ne anlatmak istersiniz.

Bir şeyin kıymeti o şeyin zahmeti ile zıt orantılıdır. Yani, ne kadar zahmet o kadar mükâfat

Ne kadar az zahmet, o kadar az kıymet “gibi.

Bazı nimetler vardır ki, zahmetsiz elde edildiğinde kıymeti az görülür

Bu, bir çok şeyde geçerlidir. Dinde, ticarete, evlilikte, eğitimde, denilebilir ki “Her alanda”

Sonradan hidayete eren mühtedilerde bunu müşahede ettim

Ticarette de bir benzeri söz konusu. Zannedersem kemiyet ve keyfiyet meselesidir bu mevzu

Mesela

Babasının kazanımı ile ticaret edenin durumu ile kendi el emeği ile ticaret yapan insanın davranışı, say ve gayreti çok farklıdır. Kendisi kazanmış ise, “ Tüm sermayesi oymuş “ gibi davranır kişi.

Her tasarrufta çektiği çilesini hatırlar. Diğeri ise biraz rahat davranır.

Sualimize gelecek olursak,

Sanki buna benzer bir var insanlarda-gençlerde. Nimetler ve imkânlar çoğaldıkça kıymet az bilinmeye başladı. Eski insanlar, o kıt imkânlar ile neleri başarırken şimdiki insanların bu rehaveti zihinleri karıştırmıyor değil. Birinci ve ikinci dünya savaş sonrasını tahattur ettiğimizde biraz daha anlayabiliyoruz.

Sonuç

Teknoloji nimetlerinin zirve yaptığı bu dönemin kıymetini bilmelidir gençlerimiz. Aksi takdirde tokadı şedit (şiddetli) olur. Bir bilenin sözü ile bu soruyu hitama erdirelim:

“Nimet şükür ister. yani, nimetin kıymeti bilinmez ise zayi olur. Zayi olunca da elem başlar”

  

  1. Mora Medya: Şayet sizin elinizde bir sihirli çubuk olmuş olsaydı neyi düzeltirdiniz bu dünyada.

Birçok sahibinin iştirak ettiği bir sohbet halkasına Hz. Peygamber sav arkadaşlarına bunun bir benzerini sorar, “Denilse ki hayaliniz geçek olyıor, Allahtan neler isterdiniz?

Farklı istekler telaffuz edilir. Koyun, deve, sevği kadına kavuşmak, erkek evlat vb. HZ Ebuber daha çok sıdıkıyyyet, Hz Osman Edep ve ahlak, Hz. Ali, daha çok ilim isterim demişti. Halka İn son sırasında Hz. Ömer oturmakta ve sıra kendisine geldiğinde Allah’ın Resulü aynı soruyu ona da tevdi eder_:

Ya Ömer ya sen ne talep ederdin Allahtan?

Bu arkadaş arın istediklerini istemezdim ”buyurunca ikinci suali sorar:

Daha önemlisi ne olabilir ki ya Ömer?

Ey Allah’ın Resulü ben AKIL VE AKILLI ADAM İSTERDİM ”deyince Allah Resulü buyurur, “Ömer hepsini aldı. ZİRA AKIL YOKSA DİĞERLERİ YOK HÜKMÜNDEDİR “şeklinde

Demem o ki, bu soruya cevap bir benzeri olacak. Akıllı olmayı, öğrenmeyi.

 Devamında Kendimi iyi yetiştirirdim. Sonra ailemi. Daha sonra yakınlarımı (akraba)

Babam derdi:

Ben iyi halde olursam,  eşime hodri meydan.

Eşimde iyi yetişir ve benim ile beraber olursa tüm aile fertlerine hodri meydan

Ailem mükemmel ve doğru yolda ve mükemmel ise  tüm akaribime( akrabalar) hodri meydan.

Akrabalarım da iyi olursa

Tüm köyüme hodri meydan. Hatta, tüm kötülere-kötülüklere  hodri meydan “şeklinde

 Önceleri anlayamamıştım. Lakın sonradan anladım ki, fert iyi olursa, Aile de iyi olur, devamında toplumda iyi olur. Toplumu bir insan kabul edersek fert o insanın (vucun) hücresi gibidir

Yani, hücre sağlıklı ise vücut sağlıklı demektir  

Vücut sağlam ise insan sağlam demektir, sonra aile, daha sonra toplum yani insanlık huzurlu demektir.

 

  1. Mora Medya:  Efendim son zamanlarda ülke genelinde büyük bir ekonomik sıkıntı var. İnsanlarımızın alım gücü çok düştü. Şükür ve hamt edin diyen idarecilerden başka bir çözüm öneriniz ne olabilir.?

Kısmen siyasi bir sualdir lakin cevaplamamak olmaz.

Evvela

Ekonominin iyi olmadığını söylemek, malumu ilan etmek olur sadece. Her devirde farklılık arz eder bu sualın cevabı. Ben ise farklı pencereden bakacağım meseleye

İnsanlığın bu fakru hale zarurete düşmelerini  (fakirlik, perişaniyet ) sadece Ümeraya – Rüesaya (idareciler, reisler) mal etmek uygun ve isabetli olmasa gerek.

Birçok sebep ( esbap) vardır. Halkın da (teba’a) hata ve kusurları vardır. Aldanmak aldatmak kadar suç teşkil eder. Yüzde yüz olmasa da.

Aşırı derecede israf, siyasilere destek verirken kabilesini tutar gibi parti desteklemek ya da bir partide ısrar etmek, hatasını izhar(açığa vurmak) edememek gibi.

Son soru, yani, ayet hadis ile ile yapılan tavsiye gelince..

Bu soruya , bir bilgenin sözü ile cevap vermiş olayım, daha isabetli olur kanaatindeyim. Aslında İslami bir sözdür, şöyle:

“ NASİHLER NASİHATINI EVVELA KENDİLERİ YAŞAMALI. YANİ NASİHAT EDENLER, TAVSİYEDE BULUNANLAR TAVSİYELERİNİ İLK ÖNCE KENDİLERİ Uygulamalı VE YAŞAMALILAR” şeklinde.

 

Hak ediyoruz, hak ediyor insanlık bunları ”desek abartılı olmaz kanaatindeyim.

Tekke ve zaviyelerin kapandığı bir dönemde müritler şeyhine sorar, “

Bu olup bitenler bir zulüm deyil mi? “diye.

Şeyh de der, “ O hazırlığı zemini bizler hazırladık. Hata yaparak, görevimizi   yapmayarak, gafil kalarak adeta anahtar-kilidi bizler ellerimiz ile  ellerine verdik. Suçu hep karşıda aramak kolaycılıktır ”der şeyh.

Son söz: Herkes mesuldür

Haccâc b. Yusuf es’sekafiye sormuşlar, Ne olur? Sizde Halife Ömer gibi olsanız?

Cevap verir devrin valisi:

“ Söz, siz Ömer’in zamanındaki insanlar  olun, bende Ömer gibi davranacam”

Demek ister ki, hak ediyorsunuz.

  1. Mora Medya: Sayın Özacar ülkemizde hemen herkes sosyal medya ile çok haşır neşir oldu. Herkes aklına estetiğini yazıyor. İnternet yasası maalesef çok istememize rağmen bir türlü çıkmadı. Sosyal medya milletimizin örf adetlerini yok etmiyor mu? Zaman zaman siyasetçilerle görüşüyorsunuz bu konuyu gündeme getiriyor musunuz?

İlginç bir o kadar da güzel soru.

Yukarıda demiştim. Her nimetin külfeti vardır” diye. Ya da, “ Zahmet ve nimet zıt orantılıdır. Zahmetin zirve yaptığı oranda (zıt oranda) nimet artar.

Ya da, “Her nimetin tehlikesi nasıl mukadder ise külfetin mükakafatı da mükadderdir. Para gibi, evlat gibi, servet gibi. Hatta silah gibi.

Mesela teknoloji (İnternet ve diğerleri) bir silahtır. Olması gereken yerde, yani gerektiği kadar istimal edildiğinde nimet mümkün iken, usulü dairesinde kullanılmayıp heva ve heves uğruna (sefahet) istimali durumda bir düşmana ve bir zehire dönüşebilir.

Silah düşmana karşı nimet iken, evladına karşı istimal cinayet ve felaket getirir. Lakin bir durum daha var o da, “İdarecilerin evlatlarını (her vatandaş evlat sayılmalı) kırmak “gibi bir bir ödevi olduğunu da unutmamak gerek.

  1. Mora Medya: Bir yazar olarak sizce bir erken seçim olur mu? Olursa şayet enflasyon ile ilgili nasıl bir çözüm öneriniz olur.

Siyasi sorulara siyasilerin cevap vermesi daha uygun. Siyasilerin, strateji ilmine malik insanların görev alanıdır. Herkes Bulunduğu sahada kelâm etmeli. Malım sıkıntıların bir sebebi de budur. Herkes her her konuda konuştu ve. İlgi kirliliği oluştu. ve kötü algılar....

Alim bir zata sual ettiler, “ Yeryüzü mü önce yaratıldı yoksa gökyüzü mü? “

Hoca cevap verir:

Sen bana ilimden, Helal haramdan  sübhanekeden, nasıl nafakamı kazanırım’dan sor. Senin için daha ivedi olan var. O suali işin ehline sorsanız daha isabetli olur “diye. Bizimki de bir benzeridir. Bu milletin daha acil meseleleri var. Ahlak ve edep sukut etmek üzere. Adalet Yok olmak üzere. Yani, bizim, bize düşeni bir an önce yapmak gibi bir asli görevimiz var çünkü.

  1. Mora Medya: Hocam bir ülkenin gençleri o ülkenin geleceğidir. Son yıllarda gençlerimiz Avrupa ülkelerine gitmek için olmadık yollara başvuruyor ülkemizin gençlerine ne demek isterseniz.

Bu, en evvel Ümeranın, Rüesanın yani idarecilerin kusurdur. Elmas üstü genç dimağlara ve zeki gençlere sahip bir ülkeyiz. Bunlar, yukarıda da bahs etmiştim. SU gibidirler. Hareket halindeki SU’ya yol (güzergâh) belirlemez ise o suyun nereye yöneleceği belli olmaz. Allah’ın kudreti ve nimeti, tüm canlıların da AB’I HAYAT’I olan bu su bazen fayda yerine çok zarar da verebilir. Hatta felaket e dönüşür. Bir Çok setleri de yıkar geçer. Gençlerimiz de bu su gibidirler. Şâyet, tedbir alınmaz ise geleceğimiz olan bu zihinler yıkım*a sebebiyet verebilirler

Bir örnek

Zor şartlarda tahsilini tamamlayan birçok gençten sadece bir tanesini örnek vermek gerekirse:

Bir ülke için SİLAH hükmünde olan yazılım mühendisliğini iyi derce ile kazandı ve derce ile bitirdi. İslami olarak görülen bir kurumda göreve başladı. Lakin verilmesi gereken hakkı verilmedi. Bu genç dimağı yabancılar keşif ettiler. Ülkelerine davet ettiler. Ancak Cevher yüklü ve vatansever olan bu insanımız memleketim “diyerek ret etti. Fakat fazla dayanamadı. Verilmesi gereken kıymeti alamayınca gurup halinde yabancı firmaya gitmek durumunda kaldılar. Belki de gittiği ülkede emeğimiz ile okuyan bu insanımız silah olarak bize döndürecektir. Hem de düşmanın elleri ile.

 

  1. Mora Medya: Hocam röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz Mora Medya ile ilgili fikirleriniz ve okurlarımıza yeni yıl mesajınız ne olabilir.

En büyük teşekkürü ben ederim sizlere. Yani müteşekkirim. Bu imkânı verdiğiniz için.

MORA dergisine ve okurlarımıza gelince,

Bir Çin bilgenin sözü ile cevap vermek isterim. Şöyle der bilge

“ Kişi biliyor ve bildiğinin bilincinde ise, o kişi akıllıdır. Ondan istifade edin

Kişi biliyor lakin farkında değilse, onu uyandırın ve ondan faydalanın. Zira bu insan da akıllıdır.

Kişi bilmiyor lakin bunun farkında ise ve kabul ediyorsa buna da öğretin. Çünkü bu insan ds akıllı ve iyi bir öğrencidir.

Kişi bilmiyor ve bilmediğini de bilmiyorsa (gafil) bu adam ahmaktır ve tehlikelidir. Bu tür insandan uzak durun “der

Bu sözün Konfüçyüs’e ait olduğu söylenir

Demem istiyorum ki, “ MORA Dergisi’nin ikinci sıradaki insana benzetiyorum. Yani, biliyor lakin farkımda değil. Bizlere düşen ise bu GAYRETHAH kardeşlerimizi uyandırmak, istifade etmek, bir başkasın da istifadesine sunmaktır.

Bilen okurlara gelince, “ Faydalanın ve fayda verelim, ışık olalım ve hep ışıkta kalalım. Bu topraklarda yetişen dimağlar hem zekidir hem akıllıdır, hem de yardımseverdir”

Mahfuz kalmak temennisi ile hayırlı okurlar dilerim

Mehmet Rıza ÖZACAR