15 Maddede James Webb Uzay Teleskobu

Rusya’nın sembolü haline gelen tarihi yapısı

Portekiz Hakkında Merak Edilen Her Şey

İspanya Hakkında Merak Edilen Her Şey

Kışlık Ayakkabı (Bot) Seçerken Dikkat Edilecekler

Evde Pizza Tarifi, Nasıl Yapılır? (Videolu)

İnka Medeniyetinin Gizemli Yapıları

Vincent Van Gogh ve Eserleri Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Sanat Tarihinin En Çok Bilinen İsmi Vincent Van Gogh’un Eserleri Ve Hakkında Bilinmesi Gerekenler.

Açık Pencere Önünde Mektup Okuyan Kadın Tablosu İncelemesi

Hollanda'lı Barok ressam Johannes Vermeer'in Pencere Önünde mektup okuyan kadın tablosu

Vincent Van Gogh Otoportrelerinde Neler Anlatıyor

Vincent Van Gogh Otoportreleri

Sonbahar yapraklarının sanatla yeniden hayat bulması

Yarım kalan hikâyeler sanatla tamamlanıyor.

Münih Savaş Başlıyor Nasıl Bir Film

En Çok Beklenen Filmlerden The Batman Filmi Sizlerle

Bir Kitap Bir Film Nil’de Ölüm

Nazi Faşizminin Karanlık Yüzü Schindler'in Listesi

Bir Diktatörün Son Günleri Çöküş Filmi

Matematik Dehasının Şizofreni İle Mücadelesi Akıl Oyunları

2. Dünya Savaşları Filmlerinden İzlenilmesi Gereken Bir Film Enigma

Güçlü ve sağlıklı saçlar için 8 ipucu

Diyetisyenden 2022 yılı için diyet önerileri

Hangi besinler saç sağlığına yardımcı olur?

Papaya meyvesinin cilt için faydaları nelerdir

Yılbaşı akşamına özel sağlıklı tarifler

Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Pınar Demirkaya lezzetli ve sağlıklı önerilerde bulunuyor

Kış Aylarında Kuru Ciltlerden Kurtulmanın Yolları



YAZARLAR


BENAL ÖZÇELİK


DOĞDUĞUN YER Mİ, DOYDUĞUN YER Mİ

.


Dünyaya gözümüzü açtığımız şehir, “Doğduğu yer” diye ömür boyu yer alır nüfus cüzdanımızda.
Bazen o şehirde kalır yaşamımızı sürdürürüz ömrümüzün sonuna dek. Kimi zaman da hayatımız boyunca pek çok şehir değiştiririz şartlar gereği.
Aslında herkesin öyküsü farklıdır.  Hani denir ya “Alnına ne yazıldıysa onu yaşarsın!” diye…
Doğduğumuz şehirde kalıp yaşadığımız zaman , artık orası bizim bir parçamızdır; toprağımızdır her köşesiyle: Dağıyla, ovasıyla, deniziyle kısacası doğasıyla; sokakta havlayan köpeğiyle, miyavlayan kedisiyle, caddesiyle, çıkmaz sokağıyla… Tanıdık yüzlerle, seveniyle, sevileniyle bizden biridir o yaşayan şehir: Yemekleriyle, suyuyla,   kültürüyle, tarihiyle içimizdedir adeta.. Bizimle özdeştir.
Koşullar değiştiğinde, bulunduğumuz şehirden başka bir yere göç ettiğimizde ise tamamen farklılaşabilir hayatımız:
Geldiğimiz yer bize yabancıdır artık. Önce yerleştiğimiz çevreyi tanımaya çalışırız. Oturduğumuz ev, mahalle, sokaktaki bakkal, market, kasap, yeni iş arkadaşları… 
Kimi zaman da iki şehir arasındaki farklılıkları gözlemleyip karşılaştırma yapmaya bile başlarız. Bunlar birbirine yakın bile olsa mutlaka aralarında ufak tefek ayrıcalıkları vardır. İşte bu da insanlara kültürel zenginliği getirir yer değiştirmenin doğası gereği…
Yaşamın tadı da buradadır. Tek düzelikten kurtulup katlanır bilgilerimiz, görgülerimiz. İnsanoğlunun en büyük kazancı da bu noktadadır. Çünkü  kültürel miras bir zenginliktir insanlık için.  
Zaman geçtikçe, hele bir de uzun süre kalmışsak yeni bir şehirde kendimizi oralı hissetmeye bile başlarız. Ama öyle bir vakit gelir ki içimizde bir şeyler kıpırdamaya başlar. Şöyle demeye başlarız:
- “Toprağımı özledim!..”
Toprağını özlemek nedir sizce? Neyi özler insanoğlu toprakta? Suyunu, yetişen ürününü, onlardan yapılan yemeği/aşı özler: Ana baba ocağını, ayağına takılan taşını, yaprak döken ağacını özler: Üstünde yaşayan sevdiklerini, arkadaşlarını dostlarını özler…
Özler, Özler, özler de özler…  
Aradan yıllar geçer… Tekrar dönüp geldiğimizde o tanıdık topraklara, görürüz ki orası da bıraktığımız gibi değildir. Çok sular akmıştır köprülerin altından  artık..
Bildiğimiz mahalleler caddeler, oradaki yaşayan nesil değişmiştir. Küçükler büyümüş, büyüklerin bazıları ise dünyadan göç etmiştir. Şehir göç alıp gelişmiş, nüfus çoğalmıştır. Eskisinden çok farklıdır şimdi.
Ne garip bir çelişki değil mi? Şimdi de doğduğumuz şehirde yabancıyızdır artık….
“Bu benim bıraktığım yer mi?” diye sorgulamaya başlarız kendimizi…
Hayatı bu gerçeklik içinde yaşamak en doğrusu olsa gerektir diye düşünürüm.
Mademki doğduğumuz yerlerde kalamıyoruz… Çeşitli nedenlerden dolayı başka şehirlere başka diyarlara gidiyoruz. O halde, doğduğumuz yere de doyduğumuz yere de saygılı olmalıyız, olabilmeliyiz derim…

GURBET
 
Hasreti koynuma alıp
Gezdim diyar diyar
Cemreler düşerken toprağa
Kekik kokulu dağlarda avuttum kendimi
 
Kayıplara karışırken geçen yıllar
Uykularım bölünmesin diye
Düşlerime sakladım güneşi
Hayallerimde ısıttım kendimi…
 
Karanlık gecelerde tutundum şiirlere
Aya salıncak kurup salladım çocukluğumu
Memleket türküleri fısıldarken rüzgârlar kulağıma
Zamanın terkisinde gülümsedi anılar

 Sokak lâmbaları yanarken hüzünler gölgesinde
Yağmurlar yıkadı gözlerimi
Yollara dökülürken içli sözlerim
Yaşamın giziyle gurbetin izinde aradım kendimi…
 BENAL ÖZÇELİK 11.01.2022