Güney Kore’de Sonbahar Festival Zamanı

Google Eart’teki En Garip Yerler

Dünyanın En Çılgın ve İlginç Otelleri

Buluşlarından nefret eden ve pişman olan mucitler

Klasik Araba Tutkunlarının Vazgeçilmez Klasik Arabaları

Güneş Sisteminin En uzak Gezegeni Neptün Hakkında Bilgiler

Merkür gezegeni hakkında bilinmesi gereken 20 madde

Van Gogh'un Ölmeden Önce Çizdiği Tablolar Sonsuzluğun Eşiğinde Tablosu

Sanat Dünyasının En iyi REssamlarından Vincent Van Gogh'un En Önemli Eserlerinden Sonsuzluğun Eşiğinde Tablosu

Makyaj Sanatçısı Mimi Choi makyajları ile şaşkınlık yaratıyor

Makyaj dehasının yapmış olduğu makyaj çalışmaları

Ünlü oyuncu karakterlerinin gerçek hayattaki yansımaları

Çocukluğumuzun oyun dünyası karakterleri günümüzde nasıl görünürdü

Sanatçı Sonsuz Görünen Masalar Yaparak Harikalar Yaratıyor

Sanatçı Sonsuz Görünen Koi Balık Masası Yapıyor

Film Önerisi Arayanlar İçin Farklı Konularıyla Film Önerileri

The Batman yapımcıları son fragmanı yayınladı

Motivasyon Konulu Filmler En İyi 15 Motivasyon Filmi

Sinema Dünyasının En İyi Soygun Filmleri

Son Zamanların En Çok İzlenen Savaş Filmleri

Konusu Lisede Geçen En İyi Filmler

Inception (Başlangıç) Filmine Benzeyen Filmler

Kolajenin Faydalarını Bilmeyen Kalmayacak!

PCR testinde yeni buluş Türk bilim insanlarından yeni buluş PCR Testi artık burundan yapılmayacak

Devlet korumasında yetişen çocuklara otizm taraması

AKCİĞER SAĞLIĞI DOKTORLARI PANDEMİ SÜRECİNİN HENÜZ BİTMEDİĞİNE DİKKAT ÇEKİYOR

Roche, Meme Kanseriyle Mücadelede  Hasta Yolculuğuna olan Desteğini Sürdürüyor

Artık e-Devlet üzerinden yapılabilecek

Vaka sayısı 30 Bin



YAZARLAR


Prof. Dr. Ali Evren Tufan Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı


KAYGILI ÇOCUKLARA ETKİLİ EBEVEYNLİK YAKLAŞIMLARI

.


Kaygı, tehlikeli olarak algılanan bir durum karşısında bireyin kendisini koruyabilmesi için hissedilen bir duygudur. Günlük yaşantı içerisinde belli bir düzeyde kaygı hissetmek olağandır. Ancak aşırı ve kontrol edilmesi zor kaygı, bireylerin günlük yaşantılarını ve işlevlerini olumsuz etkileyebilir. Hemen her çocuk, yeni bir mahalleye taşındığında veya yeni bir okula başlarken geçici olarak kaygılanabilir. Ancak, yeniliğe alışıldığı halde devam eden, çocukları ve ailelerini rahatsız eden ve çocukların toplumsal işlevlerini ve akademik başarılarını etkileyen kaygılar için destek almak gerekebilir. Kaygı, çocuklarda kendisini konsantrasyon güçlüğü, geceleri uykuya dalma zorluğu, sık kabus görme, iştahsızlık, kolayca öfkelenme, kendisi ve yakınları için endişelenme, sık sık tuvalete gitme ihtiyacı, sık ağlama, anne ve babaya yapışma ve ayrılma zorluğu, karın ve baş ağrıları ile gösterebilir. Küçük yaştaki çocuklarda anne ve babanın başına bir şey gelebileceği, kaybolabilecekleri, onlardan ayrılabilecekleri gibi kaygılar daha yaygın iken, daha büyük çocuklar ve ergenler akademik performansları hakkında kaygılanabilir veya akran topluluğu içerisinde yoğun endişe yaşayabilirler. Kaygılı çocuklara yardımcı olabilmek için;

  • “bir şey olmaz”, “korkmana gerek yok” diyerek kaygıyı görmezden gelmek yerine çocuğun kaygısının fark edildiğini ancak bu kaygıyı yönetebileceğini, gerekirse kaygıyı yönetmesi için ona destek verileceğini bildirmek daha uygun olabilir. Örneğin; ebeveynler yeni arkadaşlar edinmekte zorlanan bir çocuğa, yaşadığı kaygının normal olduğunu ve arkadaş edinmede ona destek olmaya çalışacaklarını söyleyebilir, çocuğa arkadaşları ile görüşebileceği buluşmalar ayarlayabilir. Bu buluşmaların başlangıcında ebeveynler de bulunabilir ve etkileşimi kolaylaştırabilir. Çocuklar konuşmaya veya oynamaya başladığında ise kendilerini geri plana çekebilirler.
  • Çocukların kaygılandıkları ortam ve etkinliklerden kaçınmaları sık görülen bir davranıştır. Kaygı uyandıran etkinliklerden kaçınma kısa vadede çocukları iyi hissettirse de uzun vadede kaygılarını ve korkularını besleyecektir. Dolayısıyla, ebeveynler çocukların kaygılandıkları ortam ve etkinliklerle, onları zorlamadan ve adım adım yüzleşmelerini sağlayabilir. Örneğin, kedi/ köpeklerden korkan çocuklarla birlikte kedi/ köpek videoları izlenebilir, oyuncak kedi/ köpekle oynanabilir. Kediler ve köpeklerin yanına ebeveynlerle birlikte gidilebilir. Korkulan hayvanı ilk önce ebeveyn sevebilir ve ardından çocuğun tepkilerine göre beraberce sevmek denenebilir. Diğer yandan odada yalnız kalmaktan korkan bir çocukla ilk önce odada beraberce beş dakika oturulabilir, ardından ebeveyn odanın kapısında bekleyebilir, çocuk bir kere buna alıştıktan sonra ebeveynin koridorda beklemesi ve ardından diğer odada oturması ile çocuk odada yalnız kalmaya alıştırılabilir. Korkulan etkinlik, ortam ve uyaranla yüzleştirme çocuğun tepkilerine göre gerçekleştirilmeli, çocuğa kaygıları ve korkularının o üzerlerine gittikçe azalacakları söylenmelidir.
  • Çocuklar korku ve kaygılarını ebeveynlerinin tepkilerine göre ayarlarlar. Dolayısıyla çocuğun yeni deneyimlerinde, örneğin ilk kez denize girdiğinde ebeveynler sesleri, duruşları ve yüz ifadelerinin yanı sıra konuşmaları ile de “yüzmeden korkulması gerektiği” mesajını vermemeye dikkat etmelidirler.
  • Çocukların kaygıları belirsizlikle artar. Dolayısıyla hayatlarındaki değişikliklerle ilgili en kötü/ en iyi/ en gerçekçi olasılıkları ebeveynleri ile önceden konuşmaları, yeni ortam ve etkinlikleri yönetebilmek için plan yapmaları kaygı ve korkularını azaltacaktır.  Örneğin, yeni bir okula başlayacak olan çocukla ebeveynleri önceden okula gidip öğretmenler ile tanışabilir, dersler başlamadan sınıfını gidip görebilir, sınıftaki diğer öğrenciler ile nasıl tanışıp konuşabileceğini evde daha önce prova edebilir.
  • Kaygının normal bir duygu olduğunu ve erişkinlerin de kaygılandığını öğrenmek çoğu çocuğu rahatlatabilir. Dolayısıyla anne ve babaların kaygılandıkları zaman bu duygularını çocukları ile paylaşmaları ve kaygılarını nasıl yönettiklerini çocuklarına anlayabilecekleri şekilde aktarmaları onları rahatlatacaktır.
  • Kaygılı ve gergin çocuklar çeşitli spor etkinliklerinden fayda görebilir. Resim yapmak, günlük tutmak, deneme ve şiir yazmak gibi yaratıcı etkinlikler kaygı düzeyini azaltabilir. Çocuklara, kaygı hissinin çarpıntı, terleme, kızarma, el titremesi gibi işaretlerle kendini gösterebileceği öğretilebilir ve kaygı yaşadıklarında derin ve yavaş nefesler alıp vermeleri ve bunu 5- 10 kez tekrarlamaları öğretilebilir.  

Sayılan yöntemlere rağmen hafiflemeyen, çocuğu ve aile üyelerini olumsuz etkileyen kaygılar için vakit kaybetmeden bir Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı hekime başvurulması önerilebilir.