Gotik Mimarisinin En iyi Örneklerinden Aziz Vitus Katedrali Prag

Bizans Mimari Sanatının En iyi Örneklerinden San Marco Bazilikası İtalya

İspanya'nın Sembollerinden La Sagrada Familia

Türkiye'nin en pahalı ili

Bursa, Kasım’da başka güzel

Mardin'de asırlık tarihi bina kendi enerjisini üretecek

Güney Kore’de Sonbahar Festival Zamanı

Kahlo'nun otoportresine 34,9 milyon dolar!

20. yüzyılın en önemli ressamlarından Frida Kahlo'nun otoportresi New York'taki açık artırmada 34,9 milyon dolara satılarak rekor kırdı.

BUSMEK’ten 'güz' temalı filografi sergisi

Bursa Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitim Kurslarında (BUSMEK) eğitim gören 12 kursiyerin çivi ve tel kullanarak ürettiği özel eserler, ‘güz’ temalı Filografi sergisinde sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Başkanlık konutu yerinde Süleyman Çelebi külliyesi yükselecek

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Büyükşehir Belediyesi Başkanları tarafından kullanılan ‘Başkanlık Konutu’ ile etrafını kapsayan alanın yıkılarak Süleyman Çelebi türbesinin de olduğu bölgeye yeni bir külliye yapılac

Tiyatro şehrin dört yanında

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkıları Uludağ Koleji ile Matlı Holding’in sponsorluğunda BKSTV tarafından gerçekleştirilen 25. Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali

Aşk Benim Soyadım Konusu ve Fragmanı

Dram ve Bilim Kurgunun Bir Arada Olduğu Harika Bir Film Finch

Son Zamanların En iyi Komedi Dizileri

Hint Sinemasının Mutlaka İzlenmesi Gereken Filmleri 20 Hint Filmi

The Age Of The Caveman 2” ile Avrupa satış rekoru kırdı

Son Zamanların En İyi 10 Savaş Filmi

Tenet Filmini Beğendiyseniz İzlemeniz Gereken Harika Filmler Sizleri Bekliyor

Yabanmersininin Cildiniz İçin Şaşırtıcı Faydaları

En iyi kas iyileştirici 10 yiyecek ve içecek

Vejetaryenler için 6 İyi D Vitamini Kaynağı

Saç Dökülmesini Önlemek için İpuçlar

Sağlık Bakanlığı 2022 Bütçesi TBMM Plan Bütçe Komisyonunda Kabul Edildi

Alzheimer'e umut olacak deney: Hafıza silme çalışması

İlk yardım hayat kurtarır



YAZARLAR


Nurhan Yıldız Bakaner


Susma Yalnız Çocuk

O suskun çocuk görmeyenlerin inadına en ışıltılı gözleri gösterip, duymayanların inadına en güzel sözleri söyledi. Yüreğimle el ele verip yürürken ıssız sokaklarda arkadaş oldu, yoldaş oldu yetmedi sırdaş oldu.


 

Yaşarken farkına varamadığım,  yazarken bakınca;

Hani kimilerine göre dram

Kimilerine göre öykü kimilerine göre de komedidir aşk.

Geçmişi zamanın kollarına bırakıp geleceğime giderken

Gözümdeki düşlerin ışıltısıyla

Acılarımı mutluluklara,

Yalnızlığımı dostluklara,

Korkularımı da güzelliklere dönüştürmekti en büyük hayalim…

Bu hayalimi gerçekleştirirken içimdeki çocuğa sarıldım. Her ne kadar yaşam acımasız yüzünü çocuk yüreğime erken gösterse de geleceğin düşlerin de kaybolmak istiyordum. İçimdeki çocuk bu uzun ve çetin geçenyolculuğuma eşlik ederken bazı gün zamandan uzaklaşan bedenimin yorgunluğuyla bazı günde yalnızlıktan sağırlaşan kulaklarımın uğultusuyla yıpranan zamanaaldırmadan benimle birlikte yol almaktan gurur duydu. Bende içimdeki çocuğun ellerine sarılıp gözüne içine bakarken onca yıl yaşadığım olumsuzlukları bir kenara bırakarak ruhumla ve bedeniml ebütünleşmesine izin verdim.

O suskun çocuk görmeyenlerin inadına en ışıltılı gözleri gösterip, duymayanların inadına en güzel sözleri söyledi. Yüreğimle el ele verip yürürken ıssız sokaklarda arkadaş oldu, yoldaş oldu yetmedi sırdaş oldu.

O yalnız çocuğa; seni azat ediyorum çık git ruhumdan çık git hayatımdan. Beni düşünme ben bir yolunu bulur çıkarım diyerek beni bırakmasını söylüyordum. Ama o her defasında ya sen, suskunluğa teslim olan sen! Daha küçücük bir yüreğin var hala büyümedin… Kim ısıtır soğukta kalan ellerini, kim siler karanlıkta boğulan gözyaşlarını ve de kim sarar gök gürültüsünün altında saklanan bir çocuğu… Hadi çocuğum seninle konuşuyor seni zamana sobeliyorum. Hadi şuan en çok neyi yapmak istiyorsan onu seç, nasıl mutlu oluyorsan öyle yaşa diyordu.

Evet, beni mutlu edecek ne dersen söyleyeyim. Ama düşününce bile canımın yandığı yetmiyormuş gibi, yazarkende kalemim titriyor sensizlikten.Onsuz bir hayatın anlamı olmadığı gibi yaşamanın da bir anlamı kalmıyor gözümde. Oysa yıllar önce seninle ilk tanıştığımız günlerde nasıl da direniyorduk uykusuz gecelere inat. Çünkü uyursak zamanımız çalınacak uyursak geleceğimiz çalınacak ve uyursak göremeyeceğiz birbirimizi…Nasıl davranacağımı bilemediğim zamanlarda onunla inatlaşıyor, beni bana bırakmasını söyleyerek ondan uzaklaşıyor hislerimin kaybolduğunu düşünüyordum.

Evet, yalnız çocuk hislerim kaybolduysa neden direniyorum yaşama…

Neden zevk almıyorum yemekten, içmekten ve neden yorulmuyorum bu kadar uzun yolculuklara çıkmaktan…Hiç yorulmayacak mıyım  gidip gelmekten.. Ve hiç usanmayacak mıyım yalnız yaşamaktan. Neden görmüyorum yanı başımda oturan insanları ve neden duyamıyorum…

Hadi çocuğum uyan ve kendine gel. Uyan artık sana bakan gözler daha bir güzel bakıyor. Seni duymayan kulaklar en güzel ninnileri söylüyor. Hadi bir şans daha ver kendine. Bugüne kadar yaşadıkların senin yaşadıkların değildi. Sen başkalarının yaşamından çalınan parçalarla birleştirilmiş bir senaryoyu oynamaya çalıştın. Şimdi uyanırsan kendin için yaşayacak dağılan parçalarını bir bir toplayacaksın. Ve o parçalar birleştiğinde baharları hazanlara sarıp sen bile inanamayacaksın yaşadıklarına…

Hadi lütfen uyan, uyan ki kaybolduğunu düşünenlerin inadına dikilsin en muhteşem yapılar. Hadi kırmayalım başkalarının söylemleriyle ve de kırılmayalım küçük bir çocuğun sözleriyle.Çünkü hayat bir yudumda olsa bin yudum da olsa aynı tadı alabilmektir. O yüzden o tatlı bakışını ve güzel sözlerini esirgeme benden.

Gel birlik olalım bizim hikâyemizi yeni baştan yazalım, gel bu hikâyeyi en güzel şekilde taçlandıralım ki tadı damağımızdaefsanesi gönlümüzde kalsın.

Görmeyen gözlerimiz en ışıltılı gözleri görüp duymayan kulaklarımız hiç duymadığı kadar güzel ninnileri duysun. Duysun ki yüreğimizde uçuşan kelebekleruçsun özgürlüğüne.

Ardımızda bıraktıklarımız gözyaşlarına boğulmasın. Ve her kim olursa olsun çalmadan o yüreği… Hoşça kal demeden gitmesin gideceği yere.O yerler ki karanlığın en karasını çalar yüzümüze,O yerler ki en hırçın rüzgârlarını savurur gökyüzüne…

Hadi bebeğim uyan ve kendine gel… Hani taparcasına seni seven insan ruhunu anlamadan bir tek söz uğruna çekip gidebilen insansa sat gitsin anasını…

İşte senin yaşamının bir saatlik özeti koca bir ömrün özetiydi küçük bebeğim. Onun için uyuma lütfen bir daha uyan. Uyan ki yaşanmamışlıklar bedenini görmezden gelmesin, uyan ki çocuk düşlerindeki yaşam gerçek olsun.

Hani seviyorum deyip her şeyini paylaşan, hani en zor anında avuçlarına doldurduğum sevgim ve sonsuz aşkın nerede… Hadi uyan bebeğim uyan. Sana senden başka değer veren hiç kimse olmayacak… Buna emin ol. Ol ki dağıtma kendini, ol ki yaşama dört elle sarıl… En azından ölüm bizi yakalayana dek rahat olursun gerisi teferruat ha bir eksik ha bir fazla yaşamışsın ne fark eder. Var mı arkamızdan ağlayacak biri yok. Yoksa niye hayatını bu kadar zora sokuyorsun… Nasıl olsa bu gidişle ömrün çok uzun sürmeyecek ait olduğun yere gideceksin. Çek git buralardan…

            İçimdeki çocuk artık yavaş yavaş örselenmiş duygularına ve yarım kalan yaşantısına teslim olurken benimle oynaşıp duruyordu. Ben ona yazmayı oda bana okumayı öğretiyordu. Zaman zaman benim gözlerim görmüyor kulaklarımda güzel söz işitmiyor dese de, hiç bıkıpusanmadan bana en güzel sözleri söyleyip görmeyenlerin duymayanların inadına, yaptığım her davranışın bizi hayata bağlayan yaşam parçacıkları olduğunuanlatıyor ve yaşama gülümsemeyi öğretiyordu. Şimdi o yalnız çocuk büyüdü ve sesi duyulmayan susan kadınların sesi olup avazı çağlayanlarda çınlarken dilediği kadar sesleniyordu sevdiklerine.

İçimizi acıtan yalnızlıkların iştahı kabarırken, hisleri kaybolmuş yalnız çocuk, inadına yaşamak ve inadına güzel sözler söyleyerek ardında bıraktıklarına bir de mesaj veriyordu.

Susma yalnız çocuk susma! Konuş! İçindeki çocuğun ellerine sarılıp yüreğinin sesini dinle… Çünkü onlar yakamozların ışığında tek başına yüzebilmeyi öğrendi.

Nurhan Yıldız Bakaner